Pages

Sunday, March 13, 2016

Avrupa Merkez Bankası'nın Yeni Önlemleri

Avrupa Merkez Bankası (AMB) başkanı Draghi, 10 Mart günü, 19 ülkeli Euro Bölgesi'nde yaşanan talep yetersizliği ve tehlikeli boyutlardaki düşük enflasyon oranlarına karşı bazı yeni önlemler açıkladı. Bu önlemlere dayanarak, AMB'nin cephanesinin tükenmediğini dile getirdi. AMB'nin önlemlerine ilave olarak hükümetlerin de talep artırıcı ve ekonomik faaliyetleri destekleyici önlemler almaları gerektiğini anlattı. Alt yapı yatırımlarına yönelmenin hükümetler kanadına ait olabilecek önlemlerden biri olduğunu belirtti.

Draghi'nin hala cephanesi olduğunu söylemiş olması sadece piyasaların moralini düzeltmek amaçlı bir ifadedir. Daha önce açıklanmış önlem yöntemlerine ilişkin oran değişiklikleri cephanenin bol olduğu anlamını taşımıyor. Yeni bir önlem olarak, yeni bir finansman yöntemi geliştirildi ki bunu aşağıda açıklayacağım. AMB'nin açıkladığı önlemler, çaresizliğin sonuçları olup kalıcı bir düzelmeyi beraberinde getiremeyecektir.

AMB'nin açıkladığı önlemlere bir göz atalım:
  1. Ticari bankalara, hane halkı ve firmalara borç verilmesi koşuluyla 4 yıllık bir fonlanma imkanı getirildi. Yeni olan uygulama bu. Ticari bankalar, AMB'den yapacakları bu fonlama için faiz ödemeyecekler. Hatta, hane halkları ve firmalara yönelik belli bir borç verme performansını yakalayabilirlerse, borç aldıktan sonra geçen 2 yılın sonunda geçmişe yönelik olarak hesaplanacak yıllık  %0.4'lük bir faiz ödülünü hak edecekler. Bu çerçevedeki uygulamanın bir istisnası olacak: konut finansmanı. Yani, ekonominin çarklarını kısa vadede döndürmeyecek olan ve talep canlanması yaratmayacak olan bir alana ticari bankalar tarafından borç verilmesi istenmiyor.
  2. AMB'den borç alan bankalara uygulanan faiz oranı %0.05'ten %0'a indirildi. Yani, AMB tarafından bankalara borç verilecek ama karşılığında bankalardan faiz istenmeyecek.
  3. Hazinesinde atıl kalan fonlarını AMB'ye götüren ve yatıran bankalara -%0.3 oranında faiz ödenmekteydi. Eksi oranlı bir faiz ödemek ifadesi esasen faiz tahsil etmek anlamına geliyor. Yani, elinde atıl kalan fonları AMB'ye götüren ve depo eden banka AMB'ye %0.3 oranında faiz ödüyordu. Şimdi bu oran %0.4 oldu. Yani, AMB'nin amacı paranın piyasada, kredi mekanizması içinde kalmasını sağlamak. Diğer bir ifadeyle, "piyasada borç vermek ve talebi canlandırmaya katkı sunmak yerine atıl fonlarınızı bana getirirseniz sizi cezalandıracağım" demiş oluyor AMB. %0.4 oranının uygulanmasıyla bu ceza artırılmış oldu.
  4. AMB, yaklaşık 1 yıldır darphanede para basmak ve basılan bu para ile piyasadaki kamu bono ve tahvillerini satın alarak piyasaya likidite sağlıyor. Her ay €60 milyar tutarındaki bu alım miktarı şimdi €80 milyara çıkarıldı. Yani, daha fazla likidite enjeksiyonu sağlanacak. Üstelik, artık sadece kamu kağıtları değil, özel kesimin borçlanma enstrümanları da satın alınabilecek.
Hükümetlerin devreye girmediği ya da yetersiz ölçekte girdiği bir ortamda sadece merkez bankası politikaları yetersiz kalacaktır. 2008'den beri var olan bu durum iyice kronik bir hal almış durumda. Euro Bölgesi, inatla canlanmıyor. Canlanamayacağı belliydi. Uzun süredir bu canlanmanın neden gerçekleşmeyeceğine dair çok sayıda yazı yazdım bu blogda.

AMB'nin 2016 yılı için enflasyon tahmini daha Aralık ayında %1 idi. Şubat ayı verisi %0.2 oldu. 10 Mart günü, Draghi'nin açıklamasından öğrendiğimiz kadarıyla AMB'nin 2016 yılı tahmini %0.1'e gerilemiş.

Draghi, faiz oranlarında daha fazla indirim yapılmayacağını da iletti ama bu ifadeyi yine de temkinli dinlemek lazım. Fed de 2016'da faiz oranını 4 kez artıracağını söylemişti. AMB'nin faiz oranlarını daha fazla indirmesinin bir faydası da olmayacaktır. Zira, negatif faiz oranı koşullarının uzun sürmesi ile finansal stabilite büyük bir tehdit altına girecektir. AMB'nin önlemleri tek başına işe yaramayacaktır. 19 ülkeli Euro Bölgesi ülkeleri hükümetleri de talebi canlandırmak yönünde harekete geçmezlerse mevcut manzara kötüleşecektir.

Alman maliye bakanı Schauble, daha fazla genişleyici maliye politikası uygulamak yerine reformlara yönelmenin önemli olduğunu söylemişti bir süre önce. Temel olarak katıldığım bir ifade ama reformların sonuç getirmesi kısa sürede mümkün değil. Euro Bölgesi'nin asıl ihtiyaç duyduğu önlem ekonomik reformlardır. Fakat, reformları bekleyecek zamanı kalmadı Avrupa'nın.

Yukarıda anlattığım koşullar ve Fed'in faiz artırımı sürecinin 2016 yılında düzenli olarak işleyeceği beklentisiyle Euro, Dolar karşısında zayıflamıştı. Fakat, Fed'in faiz artırımlarında hızlı olmayacağı ve AMB'nin açıkladığı önlemlerle Avrupa'da bir toparlanma olabileceği beklentisiyle Euro, Dolar karşısında kararların açıklanmasıyla beraber güçlendi. AMB toplantısı ve Draghi'nin açıklamaları sonrasında bu gelişmeyi beklemekteydim ama Dolar'ın orta ve uzun vadede güçlenme sürecinin devam edeceğini düşünüyorum. Ayrıca, Euro'nun güçlenmesi Euro Bölgesi'ne yaramıyor. Zira, zaten Çin'in ve diğer gelişmekte olan ülkelerin zayıfladığı koşullarda ihracat olanakları daralırken, kur etkisiyle de ihracat kabiliyetinin zayıflaması Euro Bölgesi için olumsuz bir etkiye sahip olacaktır.

AMB'nin önlemleri talebi canlandırmada tek başına yeterli olmayacaktır. Buna rağmen AMB'nin 2017 ve 2018 enflasyon beklentileri sırasıyla %1.3 ve %1.6. Maliye politikaları devreye girmezse bu öngörüler de tutmayacak. Maliye politikaları cephesinde rahat olunduğu için maliye politikalarına yönelmek mümkün değil ama kısa vadede başka çare de yok. Zira, 2008 sonrasındaki süreçte bütçe va kamu açıklarının milli gelire oranı Euro Bölgesi ülkelerinde önemli boyutlarda arttı.

Tüm dile getirdiklerime ilave olarak, Avrupa'nın bir karar alamama ve yönetememe sorunu da var. En korkulacak senaryo, ne maliye politikalarını çalıştırmak, ne de reform yapmak konusunda karar alamamak olur. Bu da çok uzak bir olasılık değil. Sadece AMB'den umut beklemenin sonuna yaklaşıyor Avrupa. Haziran'da ayında da Brexit referandumu olduğunu da unutmayalım.

Euro Bölgesi ülkeleri ne karar alırlarsa alsınlar, yaşanılan sorunların giderilmesi ve 2008'den bu yana yaşananların etkileri birkaç on yıl sonra da hissedilecek. Bu arada, Fed'in faiz artırımı olasılığını Eylül'den önce "yeniden gözden geçirmek" şartıyla ben unuttum.

Arda Tunca
(İstanbul, 13.03.2016)