Pages

Monday, February 29, 2016

Tadı Kaçık Dünya

Kötü bir Dünya'da yaşıyoruz. Yerkürenin 4.5 milyar yıllık bir geçmişi var. Bugünkü büyüklüğüne ulaşması 20 milyon yıllık meteor yağmurları ile mümkün olabilmiş. İnsan, bu sürenin çok kısa olarak niteleyebileceğimiz bir bölümünde kendine yaşam şansı buldu. İyi ki de böyle olmuş. Yoksa, 4.5 milyar yıllık bir hikayesi olamazdı yerkürenin.

Küresel ısınmanın varlığı 1950'lerden bu yana biliniyor. Belki daha önceden de biliniyordu. Fakat, bazı sanayi güçleri küresel ısınmaya ilişkin raporları sümen altına attırmışlar. Böylece küresel ısınma, daha çok bir grup sanatçının dile getirdiği duygusal tepkilerden ibaret gibi algılanmış. Sonuç: Ocak, meteoroloji tarihinde en yüksek sıcaklık ortalamasının ölçüldüğü ay olarak kayıtlara geçti. Sorumlusu, insan.

Suriye'deki dramın tarihsel bakış açılarıyla anlattığı bir insanlık hikayesi var: gözü dönmüş vahşilerle yaşadığı topraklarda ilkelliğe terk edilmiş zavallılar. Gerçi, zavallılar da zavallılıklarını kader olmaktan çıkaracak bir anlayışa, kültüre ya da eğitime hiçbir zaman sahip olamamışlar ama yaşadıkları bir sonuç mu, yoksa neden mi? Bu sorunun cevabına göre, Yunanistan-Makedonya sınırındaki polislere saldırılarına nasıl bir yorum getirmeliyiz? Gittikleri pek çok ülkede suça karışmalarını, kadınlara tecavüz girişimlerini, mağazalardan eşya çalmalarını ne gibi duygularla karşılamalıyız? Kızmalı mıyız, anlayışla mı bakmalıyız?

Dünya, gereğinden fazla insanın yaşadığı bir yer oldu. Küreselleşme adındaki sahte oyun ve dayatma iyi gelmedi insanlığa. Özüne ve doğasına aykırı bir işe kalkıştı insanlık. Beceremedi. Beceremeyecek.

Demokrasi krizi yaşanıyor bugün. 1980'lerde ya da 1990'larda hayallerini kurduğumuz ne kadar gelişme varsa tam tersi gerçekleşti. Dünya da, bizim için Türkiye de beklediklerimizin tersinde yol aldı. Mesela, Trump gibi ilkel kafalı bir adam 2016 yılında ABD başkanlığı için güçlü bir aday konumuna ulaşabildi. Bu durumdan utanan çok sayıda Amerikalı olduğunu biliyorum. Thatcher, Reagan, Mitterand, Kohl gibi liderler bugünkü liderlerden daha güçlü ama daha mı demokratikti, yoksa karmaşıklaşan düzen nedeniyle bugünün liderleri zayıfmış gibi bir intiba mı uyandırıyorlar ya da daha mı az demokratik bir çizgideler?

Ekonomiler de iyi değil ve toparlayamıyorlar. Daha uzunca bir süre de toparlayacak gibi durmuyorlar. Profili düşen demokrasilerin arkasında kötü giden ekonomik gelişmeler var. Gelir adaletsizlikleri kriz koşullarının bir sonucu olarak çıktı ortaya gelişmiş ülkelerde. Gelişenler ise faydalandılar küreselleşmeden ama krizin etkilerine yakalandılar şimdi. Demokrasilerin erozyonu ile ekonomilerin erozyonu birbirinden besleniyor.

Terör denen bir bela her yerde vuruyor hedefindekini. Artık, kimsenin benim problemim değil diyemeyeceği bir noktaya ulaştı yaygınlığı ve şiddeti. Uzun yıllar belli ülkelerde yoğundu faaliyetleri. Şimdi, yaratıcılarını vurmaya başladı. Ortak çıkarların ömrü kadar olur kötü birlikteliklerin ömrü de. Tarih, gereken dersi verdi ders alması gerekenlere ama pek bir işe yaramış gibi gözükmüyor. Suriye'de taşeron teröristler üzerinden yapılıyor savaş. Kim kimin önünde, arkasında belli değil.

Cepheler sıkılaşıyor. İdeolojilerin çizdiği bir harita var ve bu haritanın çizgileri keskinleşiyor. Başrolde Ortadoğu var çoğu zaman olduğu gibi. Türkiye, çizgisi belirsiz bir alanda yalpalıyor. Kendi içinde hukuksuz, dışarıda silik. Terörün ve kendi insanının mağduru. Hakkında çok da konuşacak bir şey kalmayan ülke.

Arda Tunca
(İstanbul, 29.02.2016)