Pages

Sunday, February 28, 2016

Çin'in Ufuktaki Ekonomik Önlemleri

Liu Qintao adlı Çin'li gazeteci, Dongguan Securities adlı şirketin müşterilerine "hisse senetlerinizi satın" tavsiyesinde bulunduğunu haber yaptığı için $23.000 cezaya çarptırıldı. Çin hükümeti tarafından Çin piyasaları hakkında çıkarılan her türlü olumsuz haber karşısında baskı uygulanmakta olduğu korkusuyla şirket böyle bir tavsiye vermediğini açıkladı.

Capital Economics adlı kuruluş Çin'in 2015 büyümesinin %4.3 olduğunu tespit etti. %3.5 oranını veren bir kuruluşa rastlamıştım. Capital Economics'inki biraz daha yukarıda kalmış bir tespit.

Çin'in hükümet yetkilileri üretimle ilgili bazı ön istatistiki verilerin açıklanmasını durdurdu. Hükümet, halkına ve Dünya'ya açıklanmasını istediği veriler dışında veri açıklayan ya da ekonomik yorum yapan olursa üzerine gidiyor.

Çin'e ait ekonomik verilerin ne kadar şüphe uyandırıcı olduğunu sıkça dile getirdim son zamanlarda. Bu konuda, veri topladıkça, önceki yazılarım ya da Twitter aracılığıyla paylaştım. Çin'in Dünya ekonomisi ve politikası üzerinde özellikle gelişmekte olan ülkeler üzerinden nasıl bir nüfuz elde ettiğini yerimin müsaade ettiği ölçüde aylık olarak yazdığım BrandMap dergisinin Şubat sayısında anlattım.

21. y.y.'nin bir Çin yüzyılı olacağına dair yaygın bir öngörü bulunmakta. BrandMap'te yazdığım yazı bu yöndeki görüşleri ekonomi dışındaki unsurlarla da teyit ediyor. Ancak, Çin'in etkisinde yeni bir şekle bürünecek 21. y.y.'nin uluslararası ekonomisi ve politikası nasıl bir nitelik sunacak sorusuna olumlu bir cevap veremiyorum. Bu görüşümle beraber, ABD'nin damgasını vurduğu 20.y.y.'nin ne kadar olumlu nitelikler sunmuş olduğu da sorgulanabilir. Buna da pek olumlu bir yanıt veremiyorum ama Çin'in yaratacağı olumsuzlukların daha büyük olacağını düşünüyorum. Tabii, miras olarak devralınan olumsuzluklarla beraber hangi hegemonyanın katkısının ne olduğunu tespit edebilmek ancak zamanla mümkün olabilecek.

2016 yılı Çin piyasalarının çöküşüyle başlamıştı. Bu çöküşün öncü uyarıları 2015 yılının ortalarında başlayan bir çöküşle belirmişti. Ağustos 2015'te Çin, Renminbi'nin Dolar'a karşı değerini %4 oranında düşürmüştü. Bu hamle, kur savaşlarının başlayacağı görüşlerinin ağırlık kazanmasına neden olmuştu. Çin hükümetinin devalüasyon kararı sonrasında Renminbi IMF'nin Özel Çekme Hakları (Special Drawing Rights - SDR) sepeti içine dahil edilmişti. Ardından, Aralık 2015 sonlarında ve Ocak 2016 başlarında Renminbi yine Dolar'a karşı %3'lük bir değerlenme yaşadı.

Renminbi'nin değer kaybı, Çin Merkez Bankası'nın ekonomiye likidite enjekte etmesini beraberinde getirdi. Dolayısıyla, Dünya'nın en büyük döviz rezervine sahip ülkesinin rezervleri tükenmeye başladı. Rezervlerde sadece Ocak 2016'da yaşanan erime $99.5 milyar düzeyinde. Toplam rezerv ise Ocak sonu itibariyle $3.2 trilyona düşmüş durumda. Haziran 2014-Ocak 2016 döneminde rezervlerde yaşanan erimenin toplamı $762 milyara ulaşmış durumda. Bu rakam, kabaca Türkiye'nin bir yıllık milli gerlirine yakın. Yani Çin, 1.5 yılda neredeyse bir Türkiye ekonomisini atmış rezervlerinden.

Çin, ekonomik verilerin açıklanması ile ilgili baskılar dışında ekonomi tartışabileceğimiz iki teknik önlemle olumsuz gidişatı durdurmaya çalışıyor. Birinicisi, başbakan Li Keqianq tarafından yakında açıklanacak olan kamu harcamaları paketi. Dünya'daki pek çok ülkenin tükettiği maliye politikası araçlarının aksine Çin'in kamu maliyesi kanalıyla ekonomiye nefes aldırabilmesi mümkün. Zira, bütçe açığının milli gelire oranı 2015 itibariyle %2.3 seviyesinde gerçekleşti. Yani, 2008 krizi sonrasında kamu harcamalarını artırmak yoluyla ekonomilerine canlılık kazandırmaya çalışan gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bütçe açıkları/milli gelir oranı yüksek değil. Çin'in borçlanmalarla ve açıklarla ilgili temel sorunu özel şirketler cephesinde. Özel kesim borçları, bir aksilik anında küresel ekonomiyi durgunluğa ve hatta krize sokma potansiyeline sahip olacak kadar büyük. Blogumdaki bir önceki yazım bu konuyla ilgiliydi.

Çin ekonomisindeki olumsuzlukların giderilmesi için düşünülen ikinci önlem kur ile ilgili. Çin Merkez Bankası'nın başkan yardımcısı Yi Gang tarafından açıklanan önlemlere göre Renminbi'nin değeri üç adet para birimleri sepetine bağlanacak. Büyük olasılıkla, bu sepetlerden biri Çin'in kendi hesaplamalarından oluşan bir para birimleri havuzundan oluşacak. Diğer ikisi de Bank for International Settlements (BIS) ve International Monetary Fund (IMF) tarafından kullanılan para birimleri sepetleri olacak. Para birimleri sepetleri, uluslararası ticarette ağırlıklı olarak kullanılan para birimlerini dikkate alıyor. Çin, kendi ticaret hacmindeki para birimleri kompozisyonuna göre bir ağırlaklındırma yapıyor. Buna göre, BIS ve IMF de kendi kriterleriyle para birimleri havuzlarını oluşturarak bir endeksleme yapıyorlar. Çin, bu üç sepetin ortalamasını kullanmaya niyetli olduğunu açıkladı. Böylece, Renminbi'nin değerindeki değişim istikrarsızlık yaratmaktan uzaklaşmış olacak.

205 yılındaki devalüasyon öncesinde Renminbi sadece Dolar'ın değerine paralel olarak hareket ediyordu. Yukarıda adı geçen sepetlerin içinde Doların payı en az 1/3 oranında. Renminbi'nin değerinin oluşmasında eskiye göre en önemli fark Renminbi-Dolar arasındaki değer korelasyonunun değişiminde görülecek.

Yabancı sermayenin son dönemlerde Çin'den çekildiğini izlemekteyiz. Ancak, resmi verilere göre sermaye piyasalarındaki yabancı payının hemen hemen %2 olduğu bir ülkeden yabancı sermaye nasıl yoğun bir şekilde çıkıyor? Bu sorunun iki tane cevabı var. Birincisi, Çin'in sermaye piyasalarındaki yabancı payı sadece %2 değil. Zira, yabancıların Çin vatandaşları üzerinden Çin piyasalarında var olduğunu biliyoruz ama sahip oldukları gerçek oranı tespit edemiyoruz. Dolayısıyla, çıkan bu paranın bir bölümünün payını bilemediğimiz bir yabancı sermaye kaynaklı olması gayet olası. İkincisi ise, dışarıya çıkan paranın büyük bir bölümünün ülke dışındaki finansal kurumlara yükseki miktarda borcu olan özel firmaların borç ve faiz geri ödemelerinden kaynaklandığı tespit edilmiş durumda. Yapılan bazı hesaplamalar dışarı çıkan paranın 3/5'ünün özel firmaların bu borç ödemelerinden oluştuğunu tespit ediyor. Dolayısıyla, Renminbi'nin süratli değer kaybı, bu borçların geri ödenmesinde Renminbi cinsinden Çin'li firmaların borç yükünü ağırlaştırıyor. Kur cephesinde alınmaya çalışılan önlemlerde bu nokta büyük önem kazanıyor.

Çin'in hem kamu maliyesi, hem de kur ile ilgili kararlarının doğru olduğu kanısındayım. İstatistiki verilerin ilanını baskılayan yöntemler ise elbette ki önlem değil. Söz konusu adımlar atılırken büyük bir yol kazası yaşanmamasını ümit etmekten başka çare yok. Çin'in almak üzere olduğu önlemlerin sadece Çin kaynaklı bir olumsuzluğu (durgunluk, kriz, piyasalarda çöküş, v.s.) engellemek amacını taşıdığını unutmayalım. Dünya ekonomisinin reformlara ihtiyacı var.

Arda Tunca
(İstanbul, 28.02.2016)