Pages

Wednesday, January 27, 2016

Güçlenen Dolar'ın Etkisi: Büyüyememenin Devamı!

Dolar endeksinin son 1 yıl içinde gördüğü en düşük değer 92.62, en yüksek değer ise 100.51. Bugünlerde, 99'lu seviyelerde seyrediyor. Yani, Dolar güçlendi. Dolar'daki güçlenmenin küresel ekonominin farklı ekonomik yapılardaki ülkeleri için önemli etkileri var.

Dolar'ın göreceli olarak zayıflığının bitmesi ve güçlenme sürecinin başlaması ABD ekonomisinin güçlenen performansından kaynaklandı. Dolar cinsinden varlıklara olan güvenin artmasıyla beraber yeni bir süreç başladı. Bu süreç, Fed'in genişleyici para politikalarını tedrici olarak terk etmeye başlamasıyla devam etti. Para politikası tarafındaki bu gelişmeyle beraber, Dolar'ın güçlenme süreci hızlandı.

Gelişmekte olan ülkeler, Fed'in parasal genişleme politikalarından büyük ölçüde faydalandılar. Özellikle cari açığı olanlar için Fed'in genişleyici politikaları büyüme oranlarının finanse edilmesi anlamını taşıdı. Ancak, Fed'in önce tahvil alım programını sonlandırma ve ardından faiz artırımı gerçekleştireceğine ilişkin beklenti süreci gelişmekte olan ülkelere yönelen fonların geri çekilmeye başlamasına neden oldu. Böylece, küresel büyümenin gelişmekte olan ülkeler kaynaklı büyüme potansiyeli zayıflamaya başladı.

Dolar'daki güçlenme, Fed'in neredeyse sıfıra yakın olan faiz politikası nedeniyle gelişmekte olan ülkelerde Dolar cinsinden kredi kullanımlarını önemli büyüklüklere ulaştırmıştı. Dolar'ın artan değeri nedeniyle, Dolar cinsinden kredilerin yerel para birimleri cinsinden büyüklükleri arttı. Dolayısıyla, yerel para birimiyle kazanç elde eden ve bu kazancı elde etmek için Dolar cinsinden kredi kullanımı yapmış olan firmaların kur zararları büyük boyutlara ulaştı. Bu durum, çok sayıda gelişmekte olan ülke firmalarında zarar rakamlarını büyüttüğü gibi, nakit akışı sorunlarına da neden oldu.

İthalata büyük ölçüde bağlı olan gelişmekte olan ülkeler için de maliyet artışları söz konusu oldu. Bu nedenle, firmaların kar marjlarında çok ciddi boyutlu daralmalar görüldü. Bu etki, firmaların ve dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerin büyüme hızlarını ya düşürdü ya da negatif olarak gerçekleşmesine neden oldu.

Emtia üreticisi ülkeler için Dolar'daki yükseliş, emtia fiyatlarını düşürmek yoluna gitmekle sonuçlandı. Zira, tüm emtialar Dolar ile fiyatlanmakta. Emtialar Dolar'daki güçlenmeye rağmen aynı fiyat seviyesiyle satılmaya çalışılırsa alıcı bulamazlar. Dolayısıyla, emtianın fiyatını düşürmek gerekir ki satış mümkün olsun. Bu yöndeki gelişmenin emtia üretimine ve satışına bağımlı ülkeler için önemli bir sonucu oldu: gelirde düşüş ve dolayısıyla büyümede kayıp.

Emtia üretimine bağımlı olmayan ülkeler için Dolar'ın güçlenmesi daha fazla ihracat fırsatı anlamına geldi. Ancak, bu avantajdan yararlanabilmek için güçlü talep gerekiyor. Küresel talep zayıf olduğu için Dolar'daki güçlenmeden Japonya ya da Euro Bölgesi ülkeleri beklendiği ölçüde yararlanamıyorlar. Bu durum da küresel büyümenin önünde bir engel oluşturuyor.

Dolar'ın güçlenmesi küresel kur savaşları olması beklentisini kırabilirdi. Ancak, ABD dışındaki ekonomilerin bir türlü istenen ekonomik aktivite noktasına gelememesi kur savaşlarını yine de tetikleyen bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Güçlenen Dolar'ın yapabileceği en önemli ve olumsuz etki, ABD'nin resesyona girmesi olur. Fed'in faiz artırımlarında ölçüyü kaçırması, yukarıdaki paragraflarda dile getirdiğim nedenlerle küresel büyümenin karşısına bir engel olarak çıkarken, ABD'ye yönelecek fonların yaratabileceği balonlar nedeniyle resesyon olasılığını artırır. Çünkü, tarihten de biliyoruz ki, makro ekonomik temellerden kopmuş piyasa değerlerinin sonu balonların patlaması şeklinde gösteriyor kendini.

ABD'li firmalar, güçlenen Dolar karşısındaki dezavantajlarını düşen petrol fiyatlarıyla kapatabilir ve kar marjlarını koruyabilirler. Ancak, yukarıda dile getirdiğim olumsuz etkilerin boyutunun yanında bu göreceli avantaj oldukça zayıf kalıyor.

Piyasaların tadı kaçık. Dünya'nın 2008'deki gibi bir noktada olduğunu düşünmüyorum. Fakat, temel risklerin önemli boyutta ortadan kalkmadığını ve sıkça dile getirildiği üzere, küresel ekonominin kaderinin beyaz saçlı kadına bağlı olduğunu net olarak söyleyebiliyorum.

Arda Tunca
(İstanbul, 27.01.2016)