Pages

Friday, December 25, 2015

Rusya 2019 ve Sonrası

Dünya ekonomisi 2015 yılının üçüncü çeyreğinde, 2014 yılının üçüncü çeyreğine göre %2.7 oranında büyüdü. Aynı kriterle ikinci çeyrek büyümesi %2.8 oranındaydı. Bu büyümeye en büyük katkıyı %7 ile Çin yaptı. Sürekli olarak bir Çin endişesinden söz ediliyorsa da, küresel ekonomik büyümenin en büyük katkı sağlayıcısı halen Çin. Çin ile ilgili endişelerin temel kaynağını gölge bankacılık sisteminin yarattığı öngörülemezlikler, ekonomik verilerin güvenilirliği ile ilgili soru işaretleri ve tüm bu tedirginliklerle beraber küresel ekonominin tempo düşüklüğünden kaynaklanan büyüme performansı düşüşü oluşturuyor. Çin, %13-14 seviyelerindeki büyüme oranlarından %7'ye geriledi. Çin'in Dünya ekonomisinin toplam gelirine %7'lik büyüme katkısının anlamı şu: küresel gelir üretiminin %40'ını sağlıyor olmak.

Başlığı Rusya olan bir yazıya küresel ekonomi ve Çin ile giriş yapmamın bir nedeni var: Rusya'nın ekonomik durumunu Çin ile artan yakınlaşması çerçevesinde okumak suretiyle büyük resmin içinde konumlandırabilmek. Türkiye'nin bir Rus jetini düşürmesi karşısında adeta karşılıklı bir laf yarışına dönen Türkiye-Rusya ilişkilerinden sıyrılıp küresel bir bakış açısıyla ve geniş bir perspektifle gelişmeleri değerlendirmek gerekiyor. Aksi takdirde, Türkiye hesaplarını yanlış yapar. Konuya sadece Ankara-Moskova ekseninde bakmak dar ufukluluktur ve bu nedenle yanlıştır.

Rusya, soğuk savaş döneminin sonunda kapitalizme ayak uydurmaya çalıştı. Belli bir ölçüde kapitalizm yolunda 25 yıllık bir süreçte yol aldı. Zengin doğal kaynaklarının ekonomik ve politik gücüne uzun süreli yüksek emtia fiyatları ortamı da katkı yapınca küresel bir oyuncu olarak ABD'nin temsil ettiği tek kutuplu Dünya'yı yeniden çift kutuplu bir Dünya'ya dönüştürmek yolunda önemli bir avantaj elde etti. Bu avantajla, önce Gürcistan'da dikildi ABD'nin karşısına. Daha sonra, Ukrayna'da. Şimdi ise Suriye'de. Ancak, Ukrayna süreci ile beraber ABD'nin ve Avrupa'nın yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldı. Aynı dönemde, süratle düşen enerji fiyatları nedeniyle ekonomik olarak da zor günler yaşadı. Halen de yaşamakta.

Rusya'nın enerji şirketi Gazprom, Avrupa Birliği'nin (AB) ihtiyaç duyduğu doğal gazın %30'unu karşılıyor. Ancak, gerileyen enerji fiyatları nedeniyle 2015 yılı karında %70'lik bir gerileme söz konusu. AB, Rusya'ya karşı yaptırımlarının gücünü doğal gaz ekonomisinin denklemine göre belirlemek zorunda. İhtiyaç duyduğu yıllık doğal gazın %66'sını ithalat ile karşılıyor. Tahminler, 2015'e kadar ithalatla karşılanması gereken doğal gaz ihtiyacının toplam ihtiyacın %77'sini oluşturacağını söylüyor. AB, %66'dan %77'ye çıkarken, aradaki farkı Rusya yerine ABD'nin kaya gazı ile kapatmanın çabası içinde. Bu, uzun vadeli bir plan. Yani, kısa sürede ABD'den gelecek enerjinin AB'nin ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılama şansı da yok, AB-Rusya enerji bağlantısının zayıflama olasılığı da yok. Bu arada Gazprom, potansiyel olarak $3.8 milyarlık bir antitröst davasının cezası ile uğraşıyor AB cephesinde.

Rusya, Çin ile yakın ilişkilerin sonucunda, geçtiğimiz günlerde Çin ile ilk doğal gaz antlaşmasını imzaladı. Ancak, bu antlaşma ve diğer olası antlaşmaların Rusya için önemli ölçüde getiri sağlaması ancak 2019'dan sonra mümkün gözüküyor. Ukrayna üzerinden AB'ye sevk edilen doğal gaz boru hattının antlaşma süresi de 2019'da doluyor. Türkiye-Rusya ilişkilerinin son geldiği nokta itibariyle Rusya, Ukrayna bağımlılığını Türkiye üzerinden geçecek Türk akımı boru hattıyla azaltacaktı. Fakat bu proje, düşürülen jet sonucunda başlamadan bitti. Ayrıca, Rusya'dan AB ülkelerine doğrudan ulaşan boru hattı projeleri de mevcut ama kısa sürede hayata geçme şansı mevcut ortamda yok gibi.

Brent petrolün fiyatı ile Rus Ruble'si arasında sıkı bir korelasyon olduğunu piyasaları takip ederken görüyoruz. Yıl başından bu yana, Ruble'nin Dolar karşısındaki değer kaybı %54 civarında. Ekonomi, 2015'in üçüncü çeyreğinde, geçen yılın aynı çeyreğine göre %4.1 oranında daralmış durumda. Son çeyreğin de büyüme verisi de dahil olunca, 2015'in Rusya için %3.8'lik bir daralmayla kapanacağı tahmin ediliyor. 2016 beklentisi ise, %0.3'lük bir daralma.

Societe General'in bir çalışmasına göre, Ruble'deki %10'luk bir değer kaybı, Rusya'nın enflasyonunda %0.5-1 aralığında bir artış yaratıyor. 2015 yılında, Ruble'deki değer kaybı sonucunda, 2014'te %9.1 olan enflasyon Kasım ayında yıllık bazda %15'e ulaşmış durumda. Yılın, %15.2 ile kapanacağı tahmin ediliyor. Rusya Merkez Bankası, kurun değerinden çok kurdaki oynaklığı önemsiyor. Arjantin, Brezilya ve Kolombiya'nın para birimlerinden sonra 2015'in en oynak para birimi Ruble oldu. Görünen o ki, bu oynaklığı gidermek için Rusya Merkez Bankası 2016'da piyasaya sıkça müdahale edecek. Yaptığı açıklamalar bu yönde.

Rusya, 2016 bütçesinde ortalama petrol fiyatını $50/varil olarak aldı ve %3'lük bir bütçe açığı öngördü. 2015 sonundaki bütçe açığının %2.8 seviyesinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Öncelikle, Brent petrol için $50/varil ortalaması bana yüksek geldi. Dolayısıyla, %3'lük bütçe açığı hedefinin tutturulması bu varsayım altında zor. Brent petrol için 2016 ortalaması $40/varil olarak oluşursa, ya %3'ten taviz verilecek ya da savunma harcamalarında kısıntıya gidilecek. Dünya, imparatorluklar çağına geri dönüş heveslilerinin istilasına uğramış durumda. Rusya, savunma harcamalarını keser mi? Sanmam.

Rusya, küresel ısınma sonucunda eriyen kutup buzullarının açtığı sahadan petrol çıkarmanın peşinde. Kuzey kutbuna yakın ülkelerin hepsi bu enerji havzasından pay kapmanın derdinde. Petrol arama çalışmalarının ve özellikle derin denizlerde olanlarının önemli bir maliyeti var. Rusya'nın, 2005'te $10 milyar civarında olan savunma harcamaları bu yıl itibariyle $50 milyarı geçmiş bulunuyor. Ayrıca, askeri gücünü modernize etmeye çalışıyor.

Dünya, farklı bir patikaya ilerlerken, Rusya da geleceğe hazırlık yapıyor. Ekonomik sıkıntılarını aşmaya çalışıyor, küresel güç olduğunu her anlamda ve her fırsatta vurgulamaya çalışıyor. ABD-AB-NATO ekseninin karşısında Rusya-Çin ekseni gelişti ve süreç ilerliyor. Eric Hobsbawm'dan esinlenerek kullandığım imparatorluklar çağı 21. yüzyılın ilk çeyreği içinde bir hazırlık evresi yaşıyor. Rusya, yukarıda dile getirdiğim projeleriyle 2019'a kadar ekonomisini belli bir ölçüde toparlayabilirse küresel ekonomide ve politikada kendisini daha güçlü bir noktada konumlandırmış olacak.

Rusya, kendi yapısal sorunlarını da aşmak zorunda. Bu konuda, 2012 yılında yazdığım bir yazıyı da paylaşmak isterim: http://ardatunca.blogspot.com.tr/2014/04/yuksek-petrol-fiyatlar-rusyann-yapsal.html . Rusya'nın iç yapısını anlamak için önemli. Ayrıca, Rusya'yı Çin'in uluslararası politik iştahıyla beraber değerlendirdiğimizde, nasıl bir bloğun oluşmakta olduğunu daha detaylı olarak anlamak için diğer bir analizi de sunmak isterim: http://ardatunca.blogspot.com.tr/2015/11/uluslararas-iliskiler-boyut-degistiriyor.html .

Rusya'yı, AB'den Japonya'ya, Karadeniz'den Kanada'ya uzanan komşuluk ilişkileri çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor. Denklemi, sadece Moskova'dan geri dönen meyve ve sebze olarak okursanız, semt pazarındaki tezgahların fiyat tabelalarında takılır kalırsınız. Aynen bizim bazı çok muteber (!) gazetelerimizin ve televizyon kanallarımızın yaptığı gibi.

Arda Tunca
(İstanbul, 25.12.2015)