Pages

Wednesday, December 23, 2015

2015'in Son PPK Kararları

Para Politikası Kurulu'nun (PPK) 22.12.2015 tarihli toplantısından herhangi bir faiz değişikliği kararı çıkmadı. Faiz koridorunun üst bandı %10.75, faiz koridorunun alt bandı %7.25 ve politika faizi %7.50 seviyesinde tutuldu. Geç likidite penceresi için belirlenen oran da halen %12.25'te duruyor.

TCMB'nin farklı vadelerde yaptığı fonlamalarla ağırlıklı ortalamada oluşturduğu fonlama faizi oranı bugünlerde %8.9 seviyelerinde seyrediyor. Yani, faiz koridoru boyunca söz konusu olan farklı oranların ağırlıklı ortalaması, bankacılık sisteminin fiili olarak fonlandığı, yani maliyetinin belirlendiği seviyeyi ifade ediyor.

Bugünkü PPK toplantısı ile ilgili olarak piyasa beklentisi, faiz koridorunun alt bandında ve politika faizinde artırım yapılmasıydı. Yani, %7.25 ve %7.50 olan seviyelerin yukarı çekilmesi bekleniyordu. TCMB, bu beklentinin oluşmasına yol açan şu açıklamaları yazılı ya da sözlü olarak geçtiğimiz aylarda ortaya koymuştu:
  1. TCMB, faiz konusunda yeni bir karar vermek için Fed'in kararını bekleyeceğini belirtmişti. Bu açıklama, 22.12.2015 günü için mutlak bir faiz değişikliğini ifade etmiyordu. Ancak, piyasada beklenti oluşturan ve bence gereği olmayan bir yönlendirme niteliği taşıyordu. Elbette ki her merkez bankası başta Fed olmak üzere diğer merkez bankalarını izliyor. Fakat, böyle bir açıklama ile TCMB, kendi politika iradesini başka bir merkez bankasına bağladığını ilan etmiş oluyordu. Üstelik, kendi iradesinin siyasi baskı altında olduğu yönündeki kanının güçlü olduğu bir merkez bankasından söz ediyoruz.
  2. TCMB, faiz koridoruna ilişkin bir sadeleştirmeden söz ediyor. Sadeleştirmenin, Eylül ayından itibaren gerçekleştirileceğini açıklamıştı. Fakat, sadeleştirmenin net bir tanımını hiç yapmadı. Sadeleştirme kavramından anlaşılan, faiz koridoru uygulamasıyla sürdürülen çok faizli politika yapısının tek faizli bir yapıya dönüştürülmesiydi. Bunun işaretlerini son olarak 2016 yılına ilişkin para ve kur politikaları sunumunda aldık. Sunumun tarihi, 09.12.2015. Sunum, ağırlıklı ortalama fonlama faizinin politika faizine yakın bir noktada oluşacağını ve faiz koridorunun daraltılarak politika faizi ile simetri arz edecek şekilde ayarlanacağını anlatıyor. 22.12.2015 tarihli PPK toplantısının karar metninde, küresel piyasa oynaklıklarında "kalıcı" bir düşüş olduğunun görülmesi halinde sadeleştirmeye 19.01.2016 toplantısında gidilebileceği yazıyor. Öncelikle, küresel oynaklıkların "kalıcı" bir şekilde düştüğü yaklaşık olarak bir ayda nasıl anlaşılacak? Ayrıca, sadeleştirme konusunda bugüne kadar böyle bir koşul öne sürülmemişken, bu yeni koşul şimdi neden ortaya atıldı? TCMB, sadeleştirme süreci için Fed'in "normalleşme" politikalarının sonuçlarını mı, yoksa küresel oynaklıkların düşmesini mi bekliyor? Fed ile küresel oynaklıkların tabii ki doğrudan ilişkisi var ama oynaklık sadece Fed'in politika uygulamaları ile şekillenmiyor. Piyasa, merkez bankalarının sunduğu metinlerin kelimelerini mercek altına yatırırken TCMB'nin daha net ve hatta ciddi bir iletişim politikası sergilemesi gerekmez mi?
  3. 22.12.2015 tarihli PPK toplantısından herhangi bir faiz kararının çıkmamış olmasının Fed'in faiz artırımı sonrasında değerlenen Türk Lirası koşullarında önemi olmayabilirdi. Ancak, mevcut TCMB yönetiminin para politikası araçlarını koşulların gerektirdiği şekilde kullanamadığı yönünde bir piyasa intibaı söz konusu. 28.01.2014 günü düzenlenen olağanüstü bir PPK toplantısı ile politika faizinin %4.5'ten %10'a yükseltildiğini ve bu 5.5 puanlık artışın kurdaki aşırı hareketliliğe TCMB'nin doğru anda müdahale edememiş olmasından kaynaklandığını çok iyi hatırlıyor piyasa. Üstelik, o günlerde kuru kontrol altına almak için bir günde $3.9 milyarlık döviz rezervinin tüketildiği de hafızalarda çok canlı. İşte, piyasanın teknik ama anlamı büyük bir faiz artışı beklentisinin temelinde PPK'nın iradi duruşunun anlaşılması ihtiyacı yatıyor. Olağanüstü koşullar söz konusu olduğunda TCMB ne yapacak ya da nasıl bir irade kullanacak? Kontrollü, tutarlı, tanımlamaları net ve sade hedefler ve kavramlar üzerinden oluşturulan bir piyasa iletişimiyle 22.12.2015 gününün faiz kararı bu derecede tartışmalı bir ortam yaratmazdı. Teknik düzeyde kalması beklenen, bankacılık sisteminin fonlama maliyetlerini doğrudan etkilemeyecek bir faiz artırımının dahi gerçekleşmemesinin bu kadar gürültü koparmasının nedeni, para politikası uygulayıcısına duyulan güvensizliktir.
Günün çok sorulan sorusu, 19.01.2016 toplantısında ne yapılacağı idi. Küresel piyasalarda toz dumana karışmazsa sadeleştirme de, herhangi bir faiz kararı da çıkmaz. İktisadın kuralları çerçevesinde, herhangi bir karar alınmalı mıdır? Bugünden bir şey söyleyemeyiz. Ancak, TCMB ile ilgili konunun iktisadın kurallarıyla değil, bir yönetim iradesine duyulan güvensizlikle ilgisi var.

Nisan'da, TCMB'de görev değişikliği de söz konusu. Gelen gideni aratır diye bir söz vardır. Bunu da unutmamakta fayda var. Jeopolitik riskler, Rusya, Suriye, v.s. derken bir de TCMB eklenmesin listeye.

Arda Tunca
(İstanbul, 22.12.2015)