Pages

Monday, November 23, 2015

Geçen Haftadan Öne Çıkanlar

Geçtiğimiz hafta içinde çok sayıda önemli istatistiki veri açıklandı. Dünya ve Türkiye için önemli gördüğüm bu verilerle ilgili bir derleme yaptım. Önce Dünya, sonra da Türkiye.

OECD ülkelerinin gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) bakımından küresel ekonomideki payı %60 düzeyinde. OECD, 34 ülkeyi kapsayan bir topluluk. OECD ülkelerinin 2015'in 3. çeyreğindeki ortalama büyüme hızı bir önceki çeyreğe göre %0.4 olarak gerçekleşti. 2. çeyrekteki büyüme hızı ise %0.6 idi. Avrupa ekonomilerinin büyüme hızlarında bir miktar  toparlama olsa da, OECD ülkelerinin büyüme hızındaki bu yavaşlamayı gözden kaçırmamak gerekiyor. Çok önemli bir değişim olmasa bile büyüyememe sorunlarının sıkça gündeme geldiği bir ortamda dikkatle takip etmek gerekiyor.

Geçtiğimiz hafta, Güney Afrika faiz oranını 0.25 puan artırdı ve %6.25 seviyesinde belirledi. Cari açığının GSYİH'sine oranı %4.3 seviyesinde. Türkiye'ninkinin %4.9 olduğu düşünüldüğünde, Fed'in faiz artırımına yaklaştığı bu günlerde küresel fonları çekmek konusundaki rakiplerimizden biri konumunda Güney Afrika. Bu faiz artırımını bilmek, takip etmek Türkiye açısından önemli idi.

Brezilya, içinde bulunduğu resesyondan en iyi olasılıkla 2017'den önce kurtulamayacak gibi görünüyor. Brezilya'nın da cari açığı var ve GSYİH'sine oranı %3.8 düzeyinde. Geçtiğimiz hafta, büyük şehirlerdeki işsizlik oranının Ekim 2015 itibariyle %7.9'a yükseldiği açıklandı. Eylül ayındaki oranın %7.6 ve 2014'ün Eylül'ünde %4.7 olduğu bildirildi. İşsizlikteki olumsuz gidişe ücretlerdeki olumsuzluk da eşlik ediyor. Reel ücretler Ekim ayında $579 seviyesine inmiş durumda. Eylül'den Ekim'e düşüş oranı %0.6 seviyesinde. Ekim 2014'ten Ekim 2015'e ise %7 oranında bir düşüş söz konusu. 2003 yılından bu yana görülen en sert düşüş. Brezilya'nın 2015 sonunda %2.8 ve 2016'da %1.2 oranında küçülmesi bekleniyor. Yine uluslararası fonların Fed'in faiz artırımı öncesi ve sonrasındaki yönünü Türkiye açısından görebilmek için Brezilya ile ilgilenmek de önemli. Petrolü var ama cari açığı da var. Yani, enerjisi olanın cari açığı olmaz fikri yanlış!

Dünya, merkez bankalarının piyasalara para pompalamasına bir hayli alışmış ve adeta müptelası olmuş durumda. Japonya merkez bankası da yine geçen hafta yılda 80 trilyon Yen'lik ($650 milyar) likidite desteğini sürdüreceğini açıkladı. Pek çok ülke için Japonya'nın Dünya ticaretindeki konumu ve büyüme hızı bir hayli önemli. 2015 sonu itibariyle %0.7, 2016'da ise %1.2 oranında büyümesi beklenen bir ekonomi. Ekim 2014'ten Ekim 2015'e ihracatı %2.1 oranında düşmüş durumda. Çin'e yaptığı ihracat 3 ay üst üste düşüş kaydetti ve Ekim'de %3.6'lık bir düşüş gösterdi. Japonya'nın ihracatının hemen hemen yarısı Asya ülkelerine gerçekleşiyor. ABD'de göreceli olarak olumlu seyreden büyümesi nedeniyle ABD'ye yapılan ihracat Ekim ayında %6.3 oranında yükselmiş durumda. 2015 sonu için ABD'nin %2.4'lük bir büyüme kaydetmesinin beklendiğini hatırlatalım. Ayrıca, Avrupa'ya yapılan ihracat da yine Ekim'de %5.4 oranında artış kaydetmiş. Hem ABD'ye, hem de Avrupa'ya ihracattaki artışın tetikleyicisi otomotiv sektörü. İthalatta ise Ekim 2014'ten Ekim 2015'e %13.4 oranında düşüş kaydedilmiş.

Dünya'daki istatistiki verileri takip ederken, TÜİK'ten KOBİ'ler üzerine bazı veriler geldi. KOBİ'lerin Türkiye'deki toplam girişim sayısı içindeki payı %99.8. Gayet çarpıcı bir veri. Ancak, tüm şirket grupları içindeki ciro payı %63.8. Türkiye'nin ihracatının %56.4'ünü, ithalatının ise %%37.8'ini yapıyorlar. İstihdamdaki payları %74.2 ama maaş ve ücretlerdeki payları %54.7.

KOBİ'lere ilişkin yapısal konuları içeren önemli istatistiki veriler ise şöyle: Faaliyetleri açısından %39.9'u toptan ve perakende ticaretle, %15.7'si ulaştırma ve depolama ile uğraşırken, %12.6'sı imalat ile uğraşıyor. %60.8'i ise düşük teknoloji ile çalışıyor. Düşük teknoloji ile çalışanların istihdamdaki payı ise %55.1 düzeyinde. Faktör maliyetleriyle katma değerin %43.6'sını oluşturmaktalar.

Türkiye'nin yapısal sorunlarını yukarıdaki verilerden daha iyi hiçbir şey anlatamaz sanırım. Veriler, üretim değil, ticaret ağırlıklı bir yapının var olduğunu bağırıyor. Bu tezi, KOBİ'lerin ithalat ve ihracat ile ilgili faaliyet dağılımı da destekliyor. İthalatta ticaretin payı %59.5 iken, ihracatta %60.7. Başka söze gerek var mı acaba?

Geçen haftanın istatistiki verileri çok ufuk açıcıydı.

Arda Tunca
(İstanbul, 23.11.2015)