Pages

Saturday, September 19, 2015

Çöküş

Durdum. Bir süredir durdum. Etkileniyorum çünkü. İnsanlar ölürken yazasım gelmiyor. Türkiye'nin Ortadoğu'ya dönüşümünü izlerken geleceği düşünüyorum. Not alıyorum bir yerlere bu olanları. Bir çöküş bu. Büyük bir çöküş hem de.

Faşistleri tanıdım son zamanlarda. Vahşileşen duygularına tanık oldum tanıdıklarımın. Artık kimsenin birlik, beraberlik, kardeşlik, dostluk martavallarına itibar edemeyeceğimi anladım. Güvenim yitip gitti. Attım hayatımdan bu gereksizleri.

Düşmanlığın çirkin yüzünü çok gördük. Tanıttılar, dayattılar bunu bize. Yeni değil aslında ama boyutu büyük bu sefer. Göz göre göre geldi, bağıra çağıra geldi herşey. Üstelik kasten. Bilinçli bir şekilde yani.

Zekasını ve aklını yitirdi ülke. Yerine konacak gibi de değil artık. Kısa sürede geri gelmeyecek şekilde format atıldı eğitime. Sokak eşkiyalığı yapanların aklından ve fikrinden mi çıkacak biten değerleri yerine koymak.

Toplumun dengeleri alt üst oldu ama her millet hak edildiği gibi yönetiliyor. Toplum hakkında olumsuz eleştiri yapmamak gerekliliği gibi bir moda yaygınlaştı son yıllarda. Sanki milletler hata yapmaz, tercihlerinde yanılmazlar gibi. Tarihe kısaca göz atınca neler var başka toplumlarda bizimkine benzeyen oysa. Siyasetçinin kustuğu pislikte boğuldu toplum.

Hepimiz işimizi iyi yapacaktık. Keşfedecektik yenilikleri. Sanatla uğraşacaktık. Daha iyiyi arayacaktık. Sorgulayacaktık. Bilimle uğraşacaktık. Beyinlerimiz rekabet edecekti. Aynı sofralarda beraber eğlenecektik. Beraber yiyecektik, içecektik. Olmadı. Aynı sofrada sırtını döndü insanlar birbirine.

Bir uçurumdan düştük. Bu düşüşten hangi kitlesel akıl geri alacak ülkeyi bilmem ama çarpma anına yaklaşıyoruz. Geride kalanın bir önemi kalmadı. Ülkeyi bu hale getiren(lerle) ve destekçileriyle benim de işim kalmadı. Daha fazla palavra dinlemeye hiç lüzum yok.

Arda Tunca
(İstanbul, 19.09.2015)