Pages

Thursday, July 2, 2015

Yunanistan Euro'dan Çıkmalı

Daha kötüsü olamazdı. Bir ülke düşünün ki, bankaları kapalı, sermaye kontrolleri altında, piyasasında nakit akışı durmuş, ülkeye turist kabul etmek için vize işlemleri dahi dondurulmuş. Yunan Halkı, Yunanistan'ın Euro Bölgesi'nde olması nedeniyle, kemer sıkma politikalarından bunalmış durumda. Sokaklarda gösteriler yapılıyor.

Gelinen noktanın suçluları ya da sorumluları kimler? Hem Euro Bölgesi'ni yaratan ve sonrasında yönetenler, hem de Yunanistan'ı Euro Bölgesi'ne sokan Yunan siyasetçileri.

Yanlış kurgulanmış, ekonominin Mundell-Fleming modeli, entegrasyon teorileri, optimal para alanı gibi kurallarını göz ardı ederek ortaya çıkarılmış bir parasal birlik (!) var ortada. Kuruluşunda teorik hatalar içeren Euro Bölgesi hem çok hızlı genişledi, hem de yanlış ekonomi politikaları uyguladı. Genişlerken, yapıları birbiriyle uyumsuz ekonomileri aynı para politikalarının uygulamalarına maruz bırakarak kriz ortamları hazırlayan bir model oluşturdu. Diğer yandan, faizin indirilmesi gerekirken arttırıldığı dönemler oldu. Para ve maliye politikaları uyumsuz çalıştırıldı. Genişleyici yönde kullanılan para politikaları, daraltıcı yönde kullanılan maliye politikalarıyla etkinsizleştirildi. Böylece, Euro ekonomilerini düzeltmek için para politikalarında daha agresif olmak zorunda kalındı. Özetle, yanlış kurgulanmış bir para alanı yanlış politikalarla yönetildi.

Yunanistan, sektörel çeşitliliği olmayan, ekonomik yapısı ile Almanya, Fransa, Hollanda gibi gelişmiş ekonomik yapıların yer aldığı bir para alanında, bu ülkelerle aynı para politikası uygulamalarına tabi olmayı kabul etti. Kendi ekonomik temellerini sağlamlaştırmak ve gelir üretmekte güçlü bir ekonomik yapı kurmak yerine, AB fonlarından yararlanarak, alt yapı yatırımlarıyla daha üst gelişmişlik düzeylerini yakalamaya çalıştı. Yani, sürdürülebilirliği olmayan bir ekonomik yapı içinde ilerlemeye çalıştı.

Euro Bölgesi, ekonomik yapı olarak yanlış da yönetilse, ülkelerin bu parasal alanın içinde kalmakla ilgili olarak bir takım kurallara uyma zorunluluğu var. Bu, işin ekonomik olmayan, hukuki olan yönü. Syriza, bu hukuki noktayı yeniden müzakereye açma sözü vererek iktidara geldi. Gerekçeler ekonomikti elbette. Ancak, tutulabilmesi mümkün olmayan bir sözdü bu. Syriza'nın iktidara gelmesi, bir nevi Euro'dan çıkışın güçlü bir işaretiydi.

Ekonomik temelleri zayıf olan Yunanistan, IMF'ye olan €1.5 milyarlık  borcunu 30 Haziran günü ödeyemeyerek borç temerrüdüne düştü. Yunanistan, AB, ECB ve IMF ile anlaşamayınca, bu kreditörlerin Yunan Halkı'na kemer sıktırma baskıları karşısında referanduma gitme kararı aldı. Yani, kreditörlerin kemer sıkma koşullarının kabul edilmesine ya evet, ya da hayır diyecek Yunan Halkı 5 Temmuz referandumunda.

Referandumdan evet cevabı çıkma olasılığını daha güçlü görüyorum. Böyle bir sonuç, Syriza'nın iktidara geliş nedenini ortadan kaldıracak bir sonuçtur. Yani, Syriza'nın kendi siyasi felsefesi doğrultusunda, işlevsel olarak iktidarının bittiği anlamını taşır. Referandumdan evet cevabının çıkması, dolaylı olarak Yunanistan'ın Euro'da kalmak istediği anlamını da taşıyacaktır. Tüm bunlar, Yunanistan için erken genel seçim yapılması gerekliliğini doğuracaktır.

Gelinen noktada, Yunanistan'ın Euro'da kalmasının ne Yunanistan'a, ne de Euro Bölgesi'ne bir faydası var. Piyasaların kısa vadeli tepkileri ve ortaya çıkacak piyasa dalgalanmaları çok önemli boyutta ve şiddette olumsuz piyasa koşullarına yol açacaksa da, Yunanistan'ın Euro'dan çıkması uzun vadede Yunanistan ve Euro Bölgesi ekonomileri için olumludur. Ancak, Euro Bölgesi'nin içinde bulunduğu koşullar buna izin vermiyor. Yunanistan da, Euro Bölgesi de bir anlamda köşeye sıkışmış durumda.

Bugün, Yunanistan'ın kurtuluşu olarak konuşulan konu, Yunanistan'ın bir borç yükümlülüğünü ilave borçlanma ile yerine getirmesidir. Buna kurtuluş demek ekonomi yönetimi prensiplerinde hiç mümkün değil. Kurtuluş olarak nitelenen, felaketin başka bir tarihe ertelenmesidir.

Yunanistan'ın Euro'dan çıkma olasılığının Yunanistan'da ve Euro Bölgesi'nde yarattığı endişe kısa vadeye yöneliktir. Zira, Yunanistan'ın Euro'da kalması durumunda, sorun kapıyı yeniden çalacak. Euro Bölgesi, değil Euro'dan, AB'den uzaklaşma eğilimlerinin kuvvetlenmekte olduğu bir dönemde, Yunanistan'ın Euro'dan çıkışının diğer ülkeler için örnek teşkil etmesini istemiyor. Merkel'in, "Euro çökerse Avrupa çöker" sözü biliniyor. Yunanistan'ın, sonun başlangıcı olarak algılanması ile Euro Bölgesi'nin ağır sorunlarının derinleşmesi ve kontrolden çıkması istenmiyor. Yani, Yunanistan'ın Euro'dan olası çıkışının akla getirdiği çok ağır başka sorunlar var. Merkel'in iddialı sözü de ortada.

Ekonominin kuralları, eninde sonunda siyaseti şekillendiriyor. Yunanistan'ın Euro'dan çıkmaktan başka çaresi yok. Bedeli ne olursa olsun. Bugün değilse de, yarın gerçekleşecektir. Bu sonuç, Yunanistan'ın ve Euro Bölgesi'ni bugüne kadar yönetmiş tüm kadroların ortak eseridir.

Arda Tunca
(İstanbul, 01.07.2015)