Pages

Monday, July 13, 2015

Çin Piyasalarında Ne oldu?

Şangay Borsası 9 ayda %135 oranında yükselmişti. Fiyat/kazanç oranı ortalama 37'ye kadar çıkmıştı. Borsada işlem gören herhangi bir firmanın bir adet hisse senedinin 1 Yuan'lık kar yaratması karşılığında, bu firmanın piyasa değerinin 37 Yuan olacağı beklentisi söz konusu idi. Oysa, Şangay Borsası'nın tarihsel fiyat/kazanç ortalaması 10'un biraz üstündeydi.

Çin firmalarının mali verilerini olduğundan daha iyi gösterdikleri yönünde şüpheler ve piyasa algısı mevcut. Ayrıca, borçlanarak hisse senedi alımı alışkanlığı giderek daha fazla rağbet gören bir yatırım yöntemi haline geldi. Çin borsalarındaki işlem hacimlerinin, Dünya'daki tüm borsaların aynı gündeki işlem hacmi toplamını geçtiği günler yaşanabiliyor.

Diğer bir Çin borsası olan Şenzen'de fiyat/kazanç ortalamasının 80'e ulaştığını geride bıraktığımız süreçte öğrenmiştik. Bütün göstergeler, Çin piyasasında büyük bir balonun oluştuğuna işaret etmekteydi. Uzun bir süredir, Çin'deki gölge bankacılık sisteminin büyüklüğü endişe yaratıyor. Bankaların kalitesiz kredilendirme süreçleri nedeniyle batık kredi tutarları artıyor. Bu gelişmelere, Çin'in en büyük ticari ortağı olan AB'nin ekonomik performansı da eklenince, Çin ekonomisinin performansı da düşmüştü. Böylece, %7'lik bir yıllık büyüme hedefini ancak tutturabilecek bir Çin ekonomisi görünümü çıktı ortaya.

Çin'de yaşanacak bir piyasa dalgalanması ya da önemli boyutlu bir olumsuz ekonomik gelişmenin küresel ekonomi üzerindeki etkileri Yunanistan'ın Euro'dan çıkışı durumunu dahi aratır.

Şangay Borsası, yaklaşık 3.5 haftada değerinin %32'sini yitirdi. Çok kısa bir süre içinde çok büyük bir değer kaybı oluştu. Çin piyasalarında yaşanan düşüşün parasal karşılığı $3 trilyon tutarında. İngiltere'nin bir yıllık milli gelirinin $2.9 trilyon olduğunu düşünürsek, Çin piyasaları neredeyse İngiltere büyüklüğünde bir piyasa değerini buharlaştırdı.

Yazının başında, verilerle ortaya koyduğum bir balon vardı piyasalarda. Bu çöküş, gerçekten bir çöküş mü, yoksa önemli bir düzeltme miydi? Her ne kadar, ani bir piyasa çöküşünün ekonomide yaratacağı panik havası ile yumuşak düzeltmelerle değer kaybı yaşayan piyasanın ekonomi üzerindeki etkileri çok farklıysa da, Çin'de son yaşananlar daha çok önemli bir düzeltme gibi görünüyor. Çin borsalarındaki fiyatlar, halen 2014 ortalamalarının hemen hemen %75 kadar üzerinde.

Çin Hükümeti, piyasalarda meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı önlemler alabilecekleri mesajını verdi. Zira, Çin'de yükselen orta sınıf için önemli bir yatırım alanı haline geldi hisse senedi piyasaları. Şangay ve Şenzen borsalarının yatırımcılarının büyük bir bölümü Çin'in vatandaşlarından oluşuyor.

Çin Hükümeti, $3 trilyona ulaşan değer kaybı karşısında, 120 milyar Yuan'lık (yaklaşık $19.4 milyar) bir fon oluşturarak en büyük aracı kurumlara yardım etmek amacıyla hisse senedi alımı yapabileceğini söyledi. Buna rağmen halk, önlem almak konusunda hükümetin hızlı hareket etmemiş olamsından yakındı. Çin Hükümeti, Çinli yatırımcı nezdinde bir miktar güven kaybına uğradı. Giderek güçlenen bir şehirli orta kesimin oluşumu aşamasında düşük faizli banka mevduatları yerine hisse senedi piyasasının tercih ediliyor olması, bu ani piyasa çöküşünün ya da önemli boyutlu piyasa düzeltmesinin sosyal boyutunu ister istemez önemli bir hale getiriyor.

Credit Suisse tarafından yapılan bir çalışmaya göre, şehirli orta sınıfın %80'inin ya doğrudan hisse senedi alımı ya da çok sayıda finansal ürün içeren fon sahipliği nedeniyle Çin borsalarında tasarrufu var. Soutwestern University of Finance and Economics tarafından yapılmış bir diğer çalışma ise 2015'in ilk çeyreğine kadar hane halklarının %8.8'inin doğrudan hisse senedi alımı yapmış olduğunu ve bu kitlenin büyük bir bölümünün şehirli orta sınıfa ait olduğunu ortaya koyuyor.

Çin Hükümeti, hisse senedi piyasalarını desteklemek konusunda önemli mesajlar verdi bugüne kadar. Peki, hisse senedi alımı yapması mümkün mü? Evet, mümkün. Yukarıda da belirttiğim üzere, böyle bir yönteme başvurabileceğini söyledi zaten. Ancak, ekonomiye destek olmak amacıyla hisse senedi alımı pek rastlanan bir durum değil. Kamu borçlanma senetlerinin alımı çok yaygın ama hisse senedi için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Örneğin, ABD gibi finansal piyasaların gelişmiş olduğu bir ülkede böyle bir örnek yok. Fakat, Japonya'da var. Japonya Merkez Bankası (BoJ), bu yılın başından beri ETF (Exchange Traded Funds) alımı yoluyla hisse senedi alımı yapıyor. Dolaylı bir hisse senedi alınmış oluyor ama böyle bir operasyonla hisse senedi alımı gerçekleşmiş oluyor sonuç itibariyle. BoJ, yılda 3 trilyon Yen'lik (yaklaşık $24.7 milyar) alım yapacağını ilan etti. Nikkei, yıl başından bu yana yaklaşık %15'lik bir değer kazancı yaşamış durumda.

Kamu kesiminin hisse senedi piyasasına girmesine kategorik olarak karşıyım. Bu durum, finansal piyasaların kontrolsüzce büyümesi ve yıkıcı olabilme özelliklerini artırması sonucu oluştu. Kapitalizm, "yaratıcı yıkım" değil, "çöküşte devlet yardımı" modeliyle ayakta kalabilmeyi alışkanlık haline getirmiş durumda. Schumpeterian iktisat çöktü mü sorusu altında güzel bir tartışma yapabilecek konumdayız.

Şimdi, en önemli soruya gelelim: Çin'deki piyasa çöküşünün ya da önemli boyutlu düzeltmenin sistemik etkisi olabilir mi? Çin'in hisse senedi piyasalarının büyüklüğünün milli gelire oranı 1/3 civarında. Gelişmiş ekonomilerde gördüğümüz %100'ün üzerindeki oranların çok altında. Bu açıdan bakınca, sistemik bir riskin sınırlı bir düzeyde kalması gerekir. Fakat, Çin söz konusu olunca iş değişiyor. Öncelikle, büyüyen şehirli orta sınıf için ortaya çıkan güven kaybı tüketici güvenine yansıyarak ekonomik performansı düşürebilir. Yani, büyümeyi Çin için düşük kabul edilen %7'nin önemli ölçüde altına indirebilir. Dünya'nın en büyük emtia ithalatçısı ülkesinin yaşayacağı olumsuzluğun emtia üreterek ayakta kalan ülkelerde sorunlara yol açması da mümkündür. Nitekim, Çin piyasalarındaki gelişmeler petrol, bakır, demir-çelik gibi önemli sanayi emtialarının fiyatlarını önemli ölçüde aşağı çekti. Dolayısıyla, Çin'in büyüklüğünün Dünya ekonomisi için önemi çok büyük.

Çin'in büyüklüğünü anlamak için şu özelliklere bakmak yeterli:
  1. Çin, Dünya'daki 120 ülkenin en büyük ticaret ortağı konumunda.
  2. Çin'in yıllık ticaret hacmi $4.5 trilyonun üzerinde.
  3. Yılda 100 milyon Çinli turist $500 milyarın üzerinde turizm harcaması yapıyor. Türkiye'nin yıllık milli gelir rakamının yaklaşık %65'ine tekabül ediyor bu rakam.
  4. Çin, bütün emtia kalemlerinde Dünya'nın en büyük ithalatçısı konumunda.
Çin ekonomisinin krize girmesi halinde Dünya'da neler olabilir? İlk akla gelenleri şöyle sıralayabiliriz:
  1. Büyük ölçekli bir küresel resesyon ya da depresyon.
  2. Güney Çin Denizi'nde jeopolitik gerginliklerin tırmanışı.
  3. Emtia üretimi ve ihracatına dayalı ekonomilerde resesyon.
  4. Çin'de üretimi gerçekleşen pek çok ürünün üretiminin durması ve bu ürünler üzerinden yaşayan başka ülkelerdeki firmaların tedarikte büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalması.
  5. ABD'nin uluslararası politikada güç tazelemesi.
Çin'de olup biten her şey herkesi ilgilendiriyor. Herkesin Çin'e iyi bakması lazım. O aksırırsa, Dünya nezle, grip, zatüre, zatülcenp, v.s. her tür hastalığı kapabilir.

Çin, uyuyan bir dev. Bırakınız uyusun. Eğer uyanırsa, Dünya'yı harekete geçirecek. Bu cümleler Napoleon Bonaparte'a ait.

Küresel boyutta, spekülasyona yönelik motivasyonu artıran her finansal ürünün bir zaman süreci dahilinde sonlandırılması gerekiyor. Böyle bir kararı beklediğim için söylemiyorum bunu. Kişisel bir görüş olarak belirtiyorum. Açığa satış, kısa vadeli spekülatif finansal piyasa yatırımlarına yönelik kaldıraçlı işlemler son bulmalı. Kontrol edilemeyen finansal piyasalar demokrasiye ve sosyolojik yapılara hasar veriyor. Çin için böyle bir potansiyel söz konusu. Yeni bir resesyonda kullanılabilecek bir para politikası aracı da kalmadı. Bu nedenle Fed, ısrarla 2015'te faizi artıracağını söylüyor. Düşük oranlı da olsa bir artırım olacak. Yellen zaten bu fikrini tekrarladı. Sadece kredibilitesini yaşatmak için dahi 2015 yılında artırım olacağını yinelemek durumundaydı. Çünkü, 2015'e ilk kez işaret etmiyor.

Yeni bir felakete hiç gerek yok. Kaldırılabilirliği söz konusu olamayacak zira.

Not: Yunanistan ile anlaşma, bu yazıyı tamamladıktan sonra sağlandı. Sadece felaket başka bir tarihe ertelendi. Kısa vadede başka bir çare yoktu. Ne Avrupa, ne de Yunanistan için uzun vadede iyi olmadı.

Çin ile ilgili bir özet niteliğindeki başka bir yazımı bu linkte bulabilirsiniz: http://ardatunca.blogspot.com.tr/2015/05/cin-ekonomisi-ozeti.html

Arda Tunca
(İstanbul, 10.07.2015)