Pages

Friday, June 5, 2015

Seçimden Önce Son Değerlendirme

Siyaset, kin, nefret, intikam kusa kusa ülkeyi 7 Haziran seçimlerine getirdi sonunda. Tadı kaçık insan kalmadı ülkede. Seçim propagandası için kullanılan minibüs ve otobüslerin insanı delirten gürültüleri bitmek üzere. Seçim sürecinin bitecek olması nedeniyle en çok buna seviniyorum. Böylesi ilkel bir propaganda yöntemini hiçbir gelişmiş ülkede görmedim. Hafta içinde bile seçim yapılıyor pek çok ülkede. İnsanlar oy kullanıp işlerini yapıyorlar gün içinde.

Seçimle ilgili çok sayıda anket gördük ve bu anketlerin seçim öncesinde piyasada ne yönde etkiler yaptığını anlamaya çalıştık haftalardır. Zaman zaman bazı olumsuz fiyatlamalar ortaya çıktıysa da, çok önemli boyutlu ve kararlı bir beklenti ortaya koyan bir seçim fiyatlaması dikkat çekmedi. Son haftalarda BİST'te temkinli seyir söz konusu idi. Seçim için yapılan tek parti ya da koalisyon iktidarı spekülasyonları içinde doğal karşılanabilecek bir durumdur. Nisan'ın son haftasında ve Mayıs'ın birinci ve ikinci haftalarında çıkışlar yaşayan BİST, son 2 ayda kabaca 82.000-83.000'li seviyelerde dolaştı ağırlıklı olarak.

Özellikle kurdaki yükseklik seçim sürecinden önce zaten ortaya çıkmıştı. Bugün gelinen seviyede, geçmiş dönemden gelen merkez bankası bağımsızlığı ve faiz-enflasyon ilişkisi üzerine yapılan tartışmaların önemli etkileri bulunuyor. Bu nedenle, seçim ile ilgili bakış açısı ve risk algısı geçmişten gelen bu tartışmaların etkileri çerçevesinde şekillendi. Dolayısıyla, seçimin sadece kendisinden kaynaklanan çok önemli bir seçim fiyatlamasının oluştuğunu söyleyemiyoruz.

Yukarıda dile getirdiğim noktalara ek olarak, tek parti ve koalisyon iktidarı olasılıkları arasında çok net olan bir manzaranın ortaya çıkmayışı seçim kaynaklı çok sert hareketlenmeler yaratmadı. Piyasalarda önemli dalgalanmalar elbette oldu ama bu dalgalanmalarda yurt dışındaki gelişmelerin "seçim belirsizliği içindeki Türkiye" üzerine etkileri fiyat oluşumlarında daha ağır bastı.

Bu seçimlerin Türkiye'nin demokrasisi adına çok büyük bir önemi var. Üzülerek ifade ediyorum ki, demokratik bir gelişimin değil, büyük bir geri gidişin önünün kesilmesi için çok büyük bir önemi var. Tarafsız bir cumhurbaşkanının seçim mitingleri yaptığı, hukukun yerle bir olduğu bir Türkiye'nin süratle hasar tamiratı faaliyetlerine girişmesi gerekiyor. Pek umudum yok bu konuda ama olması gerekeni dile getirmeden olmuyor.

Seçimin hemen sonrasında Türkiye'yi önü açık bir süreç beklemiyor. 2001 krizi sonrasında, Kemal Derviş'in reformlarından bu yana birbirinden uzaklaşmış olan siyaset ve ekonomi son 6-7 aydır birbirlerine bir hayli yaklaşmış durumdalar. Seçimden ne sonuç çıkarsa çıksın, bu yakınlık devam ediyor olacak. İlişkinin soğuması için ekonomi yönetiminin şekillenmesi gerekiyor. Piyasaların, yine bir merkez bankası bağımsızlığı tartışması yaşanmayacağına dair ikna olması gerekiyor. 2015'in başından bu yana, Brezilya Reali'nden sonra, diğer gelişmekte olan ülke paraları karşısında en çok değer kaybeden para Türk Lirası oldu. Siyasetin ekonomi ile yakınlaşmasının yarattığı algıyı görmek için önemli bir gösterge!

Öyle gözüküyor ki, seçimden sonra siyaset konuşmaya biraz daha devam edeceğiz. Tek parti hükümetine işaret eden bir sonuç çıkması piyasalarda oku yukarı yöneltir. Fakat, yeni hükümetin kurulmasına kadar bu ok çok sert bir dirsek oluşturmaz. Koalisyona işaret eden bir seçim sonucunda ok aşağı yönlü olur. Temkinli bir bekleyiş başlar. Dalgalanma olasılığı da artar. Bunlar, portföy yatırımlarına bağımlı bir ekonomi için neredeyse kural niteliğindeki genel tespitler. Portföy yatırımı için ülkeye gelen para demokrasiye, insan haklarına, hukuka bakmaz. Piyasa değerlerini alt üst etmeyecek bir gidişat portföy yatırımcısı için "yeterli bir istikrar" unsurudur.

Portföy yatırımları Fildişi Sahili'nde de, Ürdün'de de, Angola'da da var. Bilmem anlatabildim mi? Bu arada, bu yazıda sadece Türkiye'yi konuştuk. Yurt dışından gelecek yeni haberlerin piyasa üzerindeki etkilerinin şiddetli olma potansiyeli çok yüksek. Oluşan fiyatlarda, artan bir yoğunlukla "yurt içi mi, yurt dışı mı etkili oldu şimdi" sorusunu sıkça sorma gereği hissediyoruz özellikle son yıllarda.

Arda Tunca
(İstanbul, 05.06.2015)