Pages

Monday, April 20, 2015

Küresel Finansal İstikrar

Geleneksel bankacılığa ait varlıkların küresel düzeyde büyüme hızı durmuş durumda. Buna karşın, gölge bankacılığın varlıkları büyüyor. Küresel boyutta eldeki son veriler 2013 yılına ait. Buna göre, geleneksel bankacılığın varlıkları 2013 yılı içinde %1'in biraz altındaki bir düşüşle $139 trilyon seviyesinde oluştu. Bankacılık dışı kesimde ise, %7'lik bir büyüme ile $75 trilyona çıktı.

ABD'de, bankacılık dışındaki varlıklar 2013'te %9'luk bir büyüme ile $25.2 trilyona ulaştı. Bankacılıktaki varlık büyümesi, %5 ile $20.2 trilyon oldu. ABD'nin, bankacılık dışındaki varlıkları küresel boyutun 1/3'ini temsil ediyor ve 2013 yılındaki büyüme hızı küresel büyüme hızının üzerinde. Geleneksel bankacılıkta ABD, küresel büyüklüğün yaklaşık %15'ini temsil ediyor ve bu alanda küresel eğilimin tersine bir sonuç ile karşılaşmış. Küresel bankacılığın varlıkları azalırken, ABD'de artış var.

Bankacılık sistemi dışındaki alan, bankacılıkta olduğu gibi sıkı kanunlara tabi değil. Zira, bilanço dışındaki varlık sayısı çok ve denetim alanının dışında kalıyor. Dolayısıyla, kontrol edebilmek mümkün değil. Hatırlanacağı üzere, 2008 krizi bu alandan çıktı.

Geleneksel bankacılığın varlıklarının büyümesi, finansal kesimden reel kesime kaynak sağlanıyor olabildiğini ifade ederken, bankacılık dışı finans sisteminin büyümesi, finansal sistemin sadece kendi içinde, reel kesimden kopuk bir büyüme yaşadığını ifade ediyor. Ancak, 2008'den bu yana, reel kesimdeki fonlanma, giderek banka bazlı olmaktan, piyasa bazlı olmaya doğru yol alıyor. Gelişmekte olan ülkeler, bu süreçte bono/tahvil piyasalarını hemen hemen 3 kata varan bir oranda büyütmüş durumdalar. Dolayısıyla, bu piyasaların sağlıklı olarak yönetilmesi, 2008 öncesinden çok daha önemli bir noktaya gelmiş bulunuyor.

Finansal istikrarı tehdit eden unsurlarla ilgili olarak bazı düzenleyici adımlar atılıyor. Son yapılan G20 toplantısında bunlar gündeme geldi. Ancak, öngörülen adımların tamamının kendi içinde tutarlı bir şekilde ve süratle atılması gerekiyor. Zira, yukarıdaki veriler kontrolsüz bir büyüklüğün büyüyerek devam ettiğine işaret ediyor. Önemli nokta, sistemik risk unsurları azaltılmak suretiyle bu büyüklüğün nasıl kontrol edilebilir hale getirilebileceği.

Öngörülen düzenlemelerin başında, batmak için çok büyük (too big to fail) olma durumunun giderilmesi bulunuyor. Sistemik risklerin azaltılması için son derece önemli bir konu. Özellikle, banka ve sigorta dışındaki göreceli olarak daha rahat kanun ve kuralların hüküm sürdüğü finansal yapılarda mümkün olduğunca yok edilmesi gereken bir risk söz konusu.

Türev ürünlerle ilgili olarak mutlaka bir takas sisteminin oluşturulması ve mevcut risklerin kendi içinde netleştirilmesi lazım. Ancak, bu takas yapısının da "batmak için çok büyük" noktasına gelmemesi gerekiyor.

Küresel ölçekte yönetsel zaafiyetler ve etik olmayan yönetsel davranışlar sistemik risk unsuru olarak duruyor. Bu alanda, mikro düzenlemelerle risklerin azaltılmasının büyük önemi var. Yolsuzluk, yöneticilerin yıllık primleri ve buna uygun motivasyon unsurları, bilgisayar sistemlerinde güvenliğin ve kontrolün sağlanması ve bu unsurlara dayalı risk yönetimi son derece önemli.

Küresel ekonominin yapısal riskleri yerinde duruyor. G20 toplantısından sonra Ali Babacan reformlardan söz etti. O toplantıda kastettiği bizim reformlar değildi. Bu yukarıda değindiklerimdi. Bu önlemler, öneri olarak G20'ye fikirsel destek sağlayan Financial Stability Board tarafından sunuldu.

Önlem amaçlı kanunlar ve kurallar, küresel boyuttaki finansal istikrarı temin edecek yerel yasal düzenlemelerle oluşturulmadıkça hep akıllarda şu soru olacak: ne zaman olacağını bilemeyeceğimiz yeni bir krize hazır mısınız?

Sistemin risklerin azaltılması için yeterli önlemlerin alınamamış olduğu koşullar altında büyüyememe sorununu çok da dert etmemek mi gerekiyor acaba? Öngörülen adımların "tamamının kendi içinde tutarlı bir şekilde ve süratle" atılması gerekiyor.

Arda Tunca
(İstanbul, 20.04.2015)