Pages

Thursday, March 19, 2015

Yellen: Faiz Artımının Yolu Açıldı

Ağır hasar gören, reel ekonomileri yeteri kadar ayağa kaldıramayan, reel ekonominin finansal sistemin dayanağı olduğunu unutan küresel ekonomi merkez bankalarının başkanlarının iki dudağı arasından çıkacak birkaç cümle ile yönlenir hale geldi. Her ortaya çıkan gelişmeyi bilimsel metotlarla analiz etmeye çalışmaktan vazgeçemeyiz. Sonuçta, ekonomik faaliyet içindeki hane halkları ve firmaların davranışlarının arkasındaki motivasyonu anlamaya çalışıyor ve bazı sonuçlara ulaşıyoruz. Ancak, ekonomilerin nasıl sağlıklı işleyeceğine dair teorik ve pratik bilgiler çerçevesinde, yıllarca reel ekonomiden kopan finansal piyasaların oluşturduğu muazzam bir büyüklüğün şimdi reel ekonomiden desteğin son derece zayıf kalmasıyla nasıl çırpındığına tanıklık ediyoruz.

Yellen "makul süre" dedi ama şimdi "sabırlı" da dedi ama bu kalkınca ne gelecek? "Sabırlı" kalksa bile yine piyasalara güvercin ya da şahin mesajlar mı verecek yoksa kartal bir bakış atıp piyasaların gözünü mü oyacak? Draghi, "ne gerekiyorsa yaparız" dedi ama bir yandan da "Euro risk altında" dedi. Acaba ne demek istedi? Sürekli gündemde olan soruları ve konu başlıklarını çok daha uzatabiliriz. Buradan çıkan sonuç şu: sağlıklı bir ekonomik yapı kurmak adına yapısal bir değişim ya da dönüşüm yok. Amiyane bir tabirle, dünya saçmalıyor. Bunların hiçbirinin ekonomik bir tartışma konusu olmadığını bilelim. Altındaki reel desteğin çekildiği devasa finansal piyasalar çaresizlik içinde ayakta kalmanın yollarını arıyor.

Yukarıdaki tespitlerden sonra, dönelim 18 Mart gününe. Fed, "sabırlı" ifadesini kaldırmakla faiz artırımının yolunu açtı. Çünkü Yellen, bir önceki konuşmasında "sabırlı" ifadesi kalktıktan sonra faiz artırımı sürecinin başlayacağını söylemişti. Sabırlı kelimesi kalktı ama Yellen'ın konuşmasının piyasalar üzerindeki kısa vadeli etkisi, sanki bu kelime hiç kalkmamış gibi oldu. Çünkü, sabırlı kelimesinin kalkması ile Fed'in artık sabırsız olduğu anlamının çıkarılmaması gerektiğini vurguladı. Nisan'daki toplantıdan faiz artırımı kararının çıkmasını olası görmediğini anlattı. Ancak, daha sonraki toplantılarda faiz artırımı kararının çıkma olasılığı olacağını söyledi. Konuşmasının en önemli tarafı, güçlenen Dolar ile ABD'nin ihracat performansının düştüğü ve bu durumun büyümeyi de yavaşlatacağını ortaya koymasıydı. Yani, faiz artırımı kararı verirken, bu gelişmelerin denklemimizde olduğunu bilin mesajını verdi piyasalara.

Önceki yazılarımda, Fed'in sabırlı ifadesini Mart'ta kaldıracağını düşünmediğimi söylemiş ve gerekçelerimi de ortaya koymuştum. En önemli gerekçemin enflasyondaki zayıflık olduğunu dile getirmiştim. Yellen'ın konuşması, sabırlı kelimesi kaldırılmamış gibi bir etki yaptı ama bunun kısa süreli olduğunu bilmemiz gerekiyor. Her yeni bir açıklamanın ya da kararın ilk tepkilerinin ekonominin kurallarının çalışmıyor olduğu izlenimi yarattığını bilelim. Çünkü, beklentilerle fiyatlamalar oluşuyor. Beklentiye ilişkin süreç bir açıklama ve/veya bir kararla sonlanınca, fiyatlamalar ters yönlü çalışmaya başlıyor. Zira, kar realizasyonları ve yatırım portföylerinde yeni oluşumlar meydana geliyor. Bu gelişmelere aldanarak ekonominin kurallarının çalışmadığı düşünülmemeli. Lütfen, trendlerle ilgilenelim. Dolar'ın güçlenme süreci devam edecektir. Ancak, döviz kurlarındaki değişimleri uluslararası mal ve hizmet alım ve satımlarıyla açıklayan iktisadi modellerin yerini finansal piyasalardaki alım ve satımların da dahil edildiği modellerle açıklamamız mümkün artık. Ortada, reel unsurların zayıfladığı bir ekonomik yapı var.

Yukarıda trend demişken, dış ticaretteki marj daralması sürecinin Türkiye için devam edeceğini belirtelim.

FOMC, yıl sonu için faiz tahminini %1'in biraz üstündeki bir seviyeden %0.75'e çekti. %1'in üzerindeki tahminlerinin neye göre oluşturuyorlardı hiç anlamamıştım. Fed'in faiz artırımlarını, mesela dört tane üst üste 0.25'lik artırımlarla gerçekleştireceğini mi düşünüyorlardı? Bu küresel ortamda, kısa olarak nitelenebilecek bir süreçte faizin %1'e gelmesi nasıl mümkün görünüyordu kendilerine? Üstelik, yeni tahmin olan %0.75 dahi şüpheli.

Sonuç itibariyle finansal piyasalar Haziran'a kadar oyalanacak bir güvercin buldular ellerinde. Bu saçmalıklarla dolu küresel ekonomik sistemde dizinin devamını izleyerek yorumlamaya devam edeceğiz. Mecburen!

Dünya, eski bir yazımda belirttiklerimi ve çok daha fazlasını tartışıyor olmalı: http://ardatunca.blogspot.com.tr/2011/10/global-ekonomik-mimari.html . Yazıyı okumasanız bile yazının sol üst köşesindeki karikatüre bakmanızı öneririm. Yukarıda kısaca değindiğim noktaların müthiş bir özeti.

Not: Almanya'da halk ECB politikalarına karşı ayaklandı. 1990'larda IMF ve Dünya Bankası aleyhinde gösteriler gördük. AB nezdinde yapılan çok sayıda toplantının öncesinde de sokak protestolarına tanıklık ettik ama bir merkez bankasının sokak protestolarına konu olduğunu ilk kez görüyorum. Gelinen nokta gerçekten çok ilginç. Para politikası karşıtlığı nedeniyle sokak protestosu! Halkın algısı böyle değil tabii ki. Ancak, ECB'nin Euro Bölgesi'nin içinde bulunduğu durumdan rahatsız olanların algısında tepki yarattığı çok açık. Bu hikayenin sonu pek iyi gözükmüyor. Draghi'nin "herşeyi yapacağız" derken büyük risk aldığını söylemiştim. Sokakta yürümesi imkansızlaştı.

Arda Tunca
(İstanbul, 19.03.2015)