Pages

Tuesday, March 31, 2015

Büyümenin 2014 Hikayesi

2014 yılının büyüme verilerini aldık. 1998 yılı sabit fiyatlarıyla yapılan hesaplamalara göre 2013 yılında %4.2 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi 2014'te %2.9 oranında büyüdü. Yani, büyüme performansımız düştü. Orta Vadeli Program'ın 2014 hedefi %4 idi ama 2014'ün sonuna yaklaşıldıkça hükümet tarafından %3.3 oranında büyüyeceğimiz tahmini yapılmıştı. %2.9'luk büyüme oranı ile bu tahminin de altında kaldık.

Milli gelir verilerini ülkeler arasında karşılaştırma yapabilmek amacıyla genelde USD cinsinden konuşuyoruz ama doğrusu ülkenin para birimi ile değerlendirme yapmaktır. Zira, kur değişiklikleri üzerinden yapılan hesaplama ile büyüme performansının doğru olarak değerlendirilmesi pek mümkün değildir. Buna göre, Türkiye'nin 2014 yılı gayrisafi yurt içi (GSYİH) hasıla rakamı 1.7 trilyon Türk Lirası değerinde oluştu.

GSYİH büyüklüğünün 1.2 trilyon TL'lik bölümü hane halkı harcamaları ile gerçekleşti. Yani, harcamalar yönüyle yapılan hesaplamada, GSYİH hasıla büyüklüğümüzün kabaca %70'inin hane halkının tüketim harcamalarından kaynaklandığını tespit edebiliyoruz. 2014 yılı boyunca hane halkının nihai tüketim harcamaları %1.3'lük bir artış kaydetmiş.

GSYİH büyüklüğünün kalan %30'luk kısmı kamu harcamaları, yatırım harcamaları ve ihracat ile ithalatın arasındaki farkın net katkısı ya da yarattığı kayıptan oluşuyor. Buna göre, devletin nihai tüketim harcamaları %4.6 artarken, ihracatta %6.8'lik bir artış gerçekleşmiş. Gayri safi sabit sermaye oluşumu %1.3'lük düşüş kaydetmiş. Yani, sermaye stoğumuz küçülmüş. Bunun anlamı, yatırım yapmıyoruz oluyor. İthalat ise %0.2 oranında daralmış. İhracattaki artış ile beraber değerlendirdiğimizde, dış ticaretin GSYİH oluşumuna net katkısı olmuş.

2013 yılı ile 2014 yılı arasındaki büyüme performansına çeyrekler bazında bakacak olursak, karşımıza aşağıdaki tablo çıkıyor:

                         2013    2014
1. çeyrek          %3.1    %4.9
2. çeyrek          %4.7    %2.3
3. çeyrek          %4.3    %1.9
4. çeyrek          %4.6    %2.6
Yıllık                %4.2    %2.9

Harcamalar yönünden GSYİH oluşumunun kabaca özeti, 2014 yılı büyümesine artış oranı anlamında en önemli katkıyı ihracat ve devletin nihai tüketim harcamaları yapmıştır.

Sektörel açıdan GSYİH oluşumunu analiz ettiğimizde ise öncelikle hangi sektörün payının 2013 ve 2014 yıllarında ne kadar olduğunu ortaya koymak önemli. Buna göre, sektörel payları aşağıdaki tabloda görebiliriz:

                         2013    2014
Sanayi             %32.7  %32.9
               İmalat                %24.0    %24.2
               İnşaat                %  5.9    % 5.9
Hizmetler       %58.4   %59.1
Tarım             %  9.2   %  8.8

Bu sektörlerin 2013 ve 2014 yıllarındaki büyüme oranları ise aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi gerçekleşmiş:

                         2013    2014
Sanayi             %4.1    %3.5
               İmalat               %3.7      %3.7
               İnşaat               %7.4      %2.2
Hizmetler       %5.5    %4.0
Tarım             %3.5   -%1.9

TÜİK'in sınıflandırmasına göre imalat ve inşaat sanayi ana başlığı altında yer alıyor. Bu iki sektörü, sahip oldukları önem nedeniyle özellikle gösterme gereği duydum.

2014'ün dikkat çeken başlıca noktası, tarımın %1.9'luk bir küçülme yaşamış olması. Tüm ana sektörlerde büyüme oranı hız kaybetmiş. Sonuç olarak 2013'teki %4.2'lik büyüme 2014'te %2.9'a gerilemiş.

GSYİH'nin yaklaşık çeyreğini ifade eden imalat sanayinin 2013 ve 2014 performansı %3.7'lik büyüme oranı ile aynı düzeyde kalmış. İnşaat sektörü ise %7.4'ten %2.2'ye inerek büyümede hız kaybetmiş. Fakat, inşaat sektörünün ekonominin içinde %5.9 gibi bir paya sahip olduğunu unutmayalım. Yani, imalat sanayine göre pastadaki payı çok daha düşük.

Hizmetler sektörünün GSYİH içindeki payının %60'a yakın olduğunu düşündüğümüzde, harcamalar yönünden GSYİH'nin %70'inin tüketim harcamalarından geliyor olması birbiriyle örtüşüyor.

Şimdi, yukarıdaki verilere bakınca, sanayinin katma değeri yüksek olsa idi ihracattaki büyümenin toplam büyümeye katkısının çok daha yüksek olduğu bir durum ile karşılaşabilirdik. Ayrıca, %4.2'den %2.9'a gerileyen büyümeye ve adeta yere çakılan petrol fiyatlarına rağmen ithalatın sadece %0.2 oranında daraldığına dikkat etmek lazım.

Mevcut küresel şartlarda reel sektörde reform yapmamış bir ülke olarak Türkiye'nin %2.9'luk büyüme oranı kötü sayılmaz. Daha yüksek büyüme, daha büyük cari açık ve dış şoklara karşı artan hassasiyet anlamına gelir. Maalesef daha yüksek oranda büyüyemiyoruz. Kaynağımız yok çünkü.

Bu arada, refah artışı için kişi başına GSYİH'ye bakmak gerekir. Dolayısıyla, kabaca %1.5'lik yıllık nüfus artışını %2.9'luk büyümeden düşmek zorundayız ki kişisel refahın ne kadar arttığını net olarak anlayabilelim. Geriye ne kaldığını okuyucunun hesabına bırakıyorum.

Arda Tunca
(İstanbul, 31.03.2015)