Pages

Thursday, February 12, 2015

Döviz Kurunda Gelişmeler ve Cari Açık

Döviz Kurundaki Yükselişin Sebepleri

Döviz kurlarında sert yükselişler ve önümüzdeki günlere ilişkin artan belirsizlikler son günlerin kısa bir özeti niteliğinde. Kurdaki yükselişin birkaç nedeni var. Bu nedenlerin bir kısmı yurt dışı kaynaklı, bir tanesi ise yurt içi kaynaklı. Nedenleri sıralayacak olursak:
  1. Yunanistan'da Syriza'nın seçimleri kazanmasıyla başlayan süreç, Euro Bölgesi'ne ilişkin çöküş olasılıklarını yeniden gündeme getirdi. Bu nedenle, €/$ paritesi Dolar'ın güçlenmesi yönünde çalıştı. Parite, 1.13'ün altına dahi indi. Bu gelişme, doğal olarak $/TL kurunda da bir yükseliş yarattı.
  2. 6 Şubat günü, ABD'de açıklanan tarım dışı istihdam verisi güçlü geldi. Uzun bir süredir istihdam verileri zaten iyi idi. 11 aydır sürekli daha iyi bir istihdam verisi var ABD'de. Ancak, enflasyonda benzer bir olumlu tablo ortaya çıkmıyordu. 6  Şubat'ta, ücretlerde %2.2'lik bir artışın söz konusu olduğu da açıklandı. ABD'nin sağlıklı bir enflasyon üretebilmek konusunda istihdamda olduğu gibi potansiyel olarak olumlu bir görünüm ortaya koyması Fed'in faiz artırımını Haziran'da gerçekleştirebileceği yönündeki kanıyı güçlendirdi. Bu gelişmenin etkisiyle de €/$ paritesinde Dolar'ı güçlendirici bir etki çıktı ortaya. Diğer para birimleriyle beraber TL de parite kanalı üzerinden değer kaybına uğradı.
  3. Fransa cumhurbaşkanı Hollande'ın ve Almanya şansölyesi Merkel'in Ukrayna krizini çözmek için gerçekleştirdikleri görüşmeler olumlu sonuç vermedi. Ukrayna konusundaki her yeni olumsuzluk, gelişmekte olan ülkelerin para birimlerine değer kaybı olarak yansıyor. Yine aynı sonuç ortaya çıktı ve TL, Ukrayna etkisiyle de değer kaybı yaşadı.
  4. Türkiye'de, faiz politikasına dair yapılmakta olan tartışmalar yabancı yatırımcıların gözünde güven sarsıcı bir etki yaptı. Zira, TCMB'nin faiz politikasının geleceği, siyasi baskı nedeniyle belirsizleşti. Ekonominin yönetim ilkelerine uymayan her açıklama ile TL'nin değer kaybı söz konusu oldu.
  5. Yukarıdaki 4 maddede özeti verilen gelişmelerin yarattığı kur oynaklıkları ve belirsizlikler spekülatif işlemlere uygun bir zemin hazırladı. Çok kısa vadeli al-sat işlemleriyle döviz kurundaki oynaklıktan faydalanmak isteyenler de kur üzerinde hem yukarı, hem de aşağı yönlü fiyat hareketlenmelerine neden oldular.
Yukarıdaki sıralamada yer alan ilk 3 maddedeki gelişmeler Türkiye'nin iradesiyle ortaya çıkmadı. Fakat, zamanını bilemesek de, bu gelişmelerin 2015'te sıkça ortaya çıkabileceğini ve her piyasada fiyat oynaklıklarının artacağını 2014 yılında dile getirmiştik. Dolayısıyla, hiçbir ekonomik değişkene ilişkin olarak "trend" ya da "süreç" ifadelerini kullanabilmek mümkün gözükmüyor 2015 yılı içinde. Ancak TCMB, siyasi baskının bir sonucu olarak son yayımladığı enflasyon raporunun basın toplantısında Ocak'ta başlayan faiz indirimleri "sürecinden" söz etti. Böyle bir ifadenin piyasada yanlış beklentilere yol açabileceğini önceki yazılarımda belirtmiştim. Yukarıdaki maddelerde açıkladığım nedenlerin yarattığı ekonomik ortamda TCMB 24 Şubat'ta nasıl faiz indirecek şimdi?

Türkiye faizleri indirmek isterken, bundan 2 hafta öncesine kadar %6.6 civarında seyreden gösterge faizi ekonomi yönetimi ilkelerinde hatalar yaparak %8.3 civarına yükseltmeyi başardı. $/TL kuru da 2.5087 ile bir rekor gördü.

Şimdi ne olacak? İşin siyasi yönünü ya da ekonomi yönetiminde hangi yetkilinin kariyeri ile ilgili ne kararlar alacağını bilemem. Fakat, bu şartlarda faizin ekonomi kuralları çerçevesinde indirilmesi imkansızlaştı. Oysa, yurt dışındaki gelişmeleri sabit tutmak kaydıyla (ceteris paribus) %7.75 olan politika faizi %7.25'e çekilebilir ve faiz koridorunda da gereken teknik ayarlamalar yapılabilirdi. Zira, piyasada faiz zaten %6.6 seviyelerine gelmişti.

Siyasiler siyasi baskı yaptıkları için, merkez bankası da siyasi baskıya boyun eğdiği için zaten tıkanmış olan ekonominin bu tıkanıklık durumunu derinleştirdi. Yükselen döviz kurunun ihracata destek vermesi beklenebilir ama içinde bulunulan konjonktür gereği Marshall-Lerner kuralı devreye giriyor. Yani, hem ithalat ve hem de ihracattaki elastikiyet koşulları nedeniyle kurdaki yükselme ihracatta beklenen olumlu etkileri büyük ölçüde sınırlayabilir ya da hiç yapmayabilir. Bu durumda, son yıllarda neredeyse %0 olan Dolar faizi nedeniyle sürekli Dolar ile borçlanan firmaların kurdaki sert yükselişten olumsuz olarak etkilenmesini dengeleyecek bir unsur devre dışı kalabilir.

Yukarıdaki maddelerin ekonomileri etkileme gücünün çalışacağı yöne bağlı olarak kurun oynaklığı devam edecek. Ortam, kimseyi yönlendirmemek adına kafamdaki kur seviyelerinin şimdilik bende kalmasını gerektiriyor.

Cari Açığa İlişkin Tespitler

Aralık 2014'e ilişkin cari açık verisinin yayımlanması ile beraber, geçtiğimiz yılın tamamına ilişkin cari açık yorumu yapabilecek noktaya ulaştık. 2014 sonu itibariyle açık rakamı $45.9 milyar oldu. Milli gelire oranı %5.8'e geriledi. Kasım ayı itibariyle son 12 aylık açık rakamı $47.4 milyardı. Milli gelire oranı ise %5.9 idi. Düşüşün iki temel nedeni var: düşen petrol fiyatları ve Türkiye'nin düşen büyüme temposu. Genel rakamdaki düşüş, cari açıkta gelinen noktanın olumlu olduğunu düşündürüyor. Buna şüphe yok ama bu manşet verinin altında yatan bazı çok önemli noktaları tespit etmek zorundayız.

Küresel sermaye hareketlerinde zayıflama söz konusu. 2013 yılında Türkiye'ye yönelen yabancı sermaye tutarı $72 milyardı. 2014'te bu rakam $43 milyar oldu. Aralık ayında TCMB, açığın yabancı sermaye girişi ile finanse edilemeyen kısmı için rezervlerini kullanmak zorunda kaldı ve $5.6 milyar harcamak zorunda kaldı. Son derece önemsenmesi gereken bir gelişme! Diğer önemli bir nokta da, açığın finansman kalitesinde ortaya çıktı. Kısa vadeli sermaye ile açık finansmanının toplam finansman içindeki payı %44'ten %51'e çıktı. Yani, finansman vadesinde daralma var.

Bütün veriler ve gelişmeler ortada. Potansiyel gelişmeleri de tahmin edebiliyoruz. Bu ortamda yapılması gerekenler de belli.

Arda Tunca
(İstanbul, 11.02.2015)