Pages

Saturday, January 3, 2015

TCMB'nin Yeni Yıl Mesajı: Bana Döviz Lazım

TCMB, alışılmışın dışında bir uygulama ile bir hafta sonunda para politikasına ilişkin bazı kararlar açıklayarak "kapalı olan piyasaları" şaşırttı. TCMB'nin, özellikle faiz dışındaki para politikası araçlarını kullanacağını biliyorduk. Zorunlu karşılıklar ve rezerv opsiyon katsayısı (ROK) üzerinden piyasa likiditesini yönetmeye niyetli olduğunu dile getirmişti. Bu açıklamadan yola çıkarak, faiz politikasının 2015 yılı boyunca değiştirilmeyeceği anlamı çıkarılmamalı. Fakat, küresel ekonomik koşulların Türkiye ekonomisini etkileyiş kanalları itibariyle TCMB bir ihtiyaç baş gösterene kadar faiz politikasını değiştirmeyeceğini bugünkü kararlarıyla deklare etmiş oldu. Bu durumda, bir sonraki PPK toplantısından faiz oranlarına ilişkin bir karar değişikliği bekleyemeyiz. Pekiyi, bugün açıklanan kararların anlamı ne?

TCMB, temel olarak mevduat toplama yetkisine sahip tüm finansal kurumların topladıkları mevduat üzerinden mevduatın vadesine göre bir zorunlu karşılık oranı uyguluyor. Zorunlu karşılık, hem Türk Lirası cinsinden, hem de yabancı para cinsinden mevduatlarda uygulanıyor. Ancak, karşılıklar mevduat dışındaki yükümlülükler için de söz konusu olabiliyor. Nitekim, TCMB'nin zorunlu karşılıklara ilişkin bugünkü açıklaması sadece yabancı para cinsinden mevduat dışındaki yükümlülükleri kapsıyor. Mevduat dışındaki yükümlülükler ise, a) repo işlemlerinden sağlanan fonlar, b) kullanılan krediler (Hazine garantisiyle sağlananlar hariç), c) ihraç edilen menkul kıymetler (net), d) sermaye benzeri borçlar (öz kaynak kapsamında dikkate alınanlar hariç), e) yurt dışı şubeler nezdinde izlenen krediler, f) yurt dışı şubeler nezdinde izlenen yurt içi yerleşiklerin mevduat/katılım fonu, g) yurt dışı merkez ve şubelere net yükümlülüklerin e ve f maddelerindeki tutarları aşan kısmı ve h) kredi kartı ödemelerinden borçlar kalemlerinden oluşuyor.

Alınan kararlarla, bir yıl da dahil olmak üzere bir yıla kadar vadeli yabancı para cinsinden mevduatı dışı yükümlülüğün %13'ü TCMB'ye zorunlu karşılık kapsamında yatırılacakken şimdi %18'i yatırılacak. Bir yıl vadedeli mevduat dışındaki yükümlülüklerin zorunlu karşılık oranının beş yüzde puan ile yükseltilmesinin amacını, TCMB'nin banka ve diğer kurumların mevduat dışındaki yükümlülüklerinin vadelerini uzatma çabası olarak değerlendirebiliriz. Diğer bir ifadeyle, finansal istikrarı desteklemeye yönelik bir adım. Pekiyi, yabancı para cinsinden mevduat dışı yükümlülüklerin vadesini uzatmaya elverişli bir konjonktür var mı? Yok!

Kararlar, TCMB, Fed'in faiz oranı artırımı öncesinde yaşanacak sert dalgalanmaya ufak bir hazırlık yapması anlamına geliyor. Türkiye'nin yılda yaklaşık $200 milyarlık bir dış açık finansmanına ihtiyacı var. Fed'in faiz artırımı kararına ilişkin fiyatlamaların piyasalarda yoğunlaşmasıyla uluslararası sermayenin Türkiye'ye olan ilgisi zayıflayacak. Kısa vadeli sermaye girişlerinde zayıflama ve hatta bazı dönemlerde net çıkışlar görülecek. Türkiye'nin en büyük ticaret partneri olan Avrupa'nın resesyon ile çok düşük büyüme arasında yalpaladığı bir ortamda ihracat gelirlerinin 2014 seviyesinde seyredip seyretmeyeceği bir belirsizlik unsuru. Diğer yandan, Rusya ve Suriye/Irak kaynaklı gelirlerde düşüş söz konusu. Bu kadar olumsuz koşullar altında, döviz rezervlerinin seviyesine özel önem vermek gerekiyor.

Geçelim diğer vadelerdeki zorunlu karşılık oranlarına. İki yıl da dahil iki yıl vadeye kadar olan yabancı para cinsinden mevduat dışı yükümlülüklerin zorunlu karşılık oranı % 11'den %13'e yükseltildi. Oranlar, iki yıl için %11'den %13'e, 3 yıl için %11'den %8'e, 5 yıl için %6'dan %7'ye getirildi ve 5 yıldan uzun vadeler için %6 oranında sabit tutuldu. Bir yıl ve üzerindeki vadeler için oranlara bakılınca, mevduat dışındaki yabancı para cinsinden kaynak yaratılması konusunda özendirici olunmaya çalışılmış. Ancak önemli etkisi olmayacak oran değişiklikleri bunlar. Böyle bir küresel ekonomik konjonktürde yabancı para cinsinden vade uzatarak mevduat dışında kaynak yaratabilmek pek mümkün gözükmüyor. Fakat TCMB, yabancı para cinsinden kısa vadeli yükümlülük yaratılırsa, bu kaynağın maliyetini yükselteceğini söylüyor bu kararlarla.

Kısaca, zorunlu karşılıklardaki oran değişiklikleriyle TCMB, "karşılaşılabilecek olan sert piyasa dalgalanmalarına karşı bana sağlamlaştırılmış bir döviz stoğu lazım" dedi. Nitekim, mevduat dışındaki yabancı para cinsinden zorunlu karşılık oranlarındaki bu değişikliklerle TCMB'nin döviz rezervlerinde $3.2 milyarlık bir artış bekleniyor.

TCMB, ROK ile ne yapmaya çalıştı pekiyi? Kısaca hatırlamak gerekirse ROK, zorunlu karşılık oranları üzerinden uygulanıyor. ROK, Türk Lirası cinsinden TCMB'ye yatırılması gereken zorunlu karşılıkların yabancı para cinsinden yatırılabilmesine imkan tanıyan bir uygulamayı ifade ediyor. Bir yıla kadar vadeli Türk Lirası cinsinden mevduat için zorunlu karşılık oranı %11.5. Yani, 100 TL'lik mevduatın 11.5 TL'lik kısmı TCMB'ye yatırılmak zorunda. İşte bu 11.5 TL'lik karşılığın azami %60'ının yabancı para cinsinden TCMB'ye yatırılabilmesi mümkün. Burada tercih, mevduat toplama yetkisine sahip olan finansal kurumda. TCMB, 11.5 TL'nin %60'ına kadar, yani 6.90 TL'ye kadar olan kısmının yabancı para cinsinden yatırılması hakkını veriyor. Bu hakkı kullanmak ya da kullanmamak zorunlu karşılığı yatırmak durumunda olan kurumun insiyatifinde. 6.90 TL'lik zorunlu karşılığın tamamını yabancı para cinsinden TCMB'ye yatıran kurum, bu hakkını %100 oranında kullanmış oluyor. 19 Aralık itibariyle Türk finansal sistemi bu hakkı %86.1 oranında kullanmış durumda.

ROK, TCMB'nin verdiği kullanım oranı imkanının yüzdesine göre bir katsayıyı ifade ediyor. İmkan, örneğin 100 TL'lik Türk Lirası zorunlu karşılığın %60'lık kısmı olan 6.9 TL'ye uygulanabildiğine göre, bu imkanı %100 oranında kullanmak isteyen bir banka yeni uygulamaya göre 4.1'lik bir katsayı uygulamak zorunda. Yani, 28.3 TL (6.9 TL x 4.1) karşılığı olan yabancı para tutarını TCMB'ye yatırmak zorunda.

TCMB, 03.01.2015 tarihli kararıyla ROK uygulamasıyla tanıdığı imkanın yüksek oranlı kullanımını caydırıcı hale getiriyor. Bu imkandan zorunlu karşılığın %0-30 dilimi aralığında faydalanmak isteyen bir kurum için katsayı 1.4'ten 1.2'ye indiriliyor. Fakat, %59-%60 dilimi aralığında faydalanmak isteyen bir kurum için katsayı 3.2'den 4.1'e çıkartılıyor. Yani TCMB, "bu imkandan az ölçüde faydalanılmasını istiyorum" diyor. Neden? Yabancı paraya getirdiği zorunlu karşılık artışıyla artıracağını düşündüğü döviz rezervlerini ROK cephesinde olabildiğince düşük miktarda kaybetmek istiyor. Finansal sistemin, 19 Aralık 2014 verileriyle, ROK ile sağlanan imkanı %86.1 oranında kullanmayı tercih etmesi halinde TCMB'nin döviz rezervlerinden $2.4 milyar serbest kalacak. Yani, yabancı para cinsinden zorunlu karşılıkların artırılmasıyla, döviz piyasasında oluşacak $3.2 milyarlık likidite kaybının $2.4 milyarlık kısmını %86.1'lik tercih oranı varsayımıyla geri veriyor.

ROK ile sağlanan imkanın dilimler itibariyle katsayıları ise, %0-30 için 1.4 yerine 1.2, %30-35 için 1.5 (değişiklik yok), %35-40 için 1.8 yerine 1.9, %40-45 için 2.6 yerine 2.3, %45-50 için 2.9 yerine 2.7, %50-55 için 3.1 (değişiklik yok), %55-56 için 3.2 yerine 3.3, %56-57 için 3.2 yerine 3.5, %57-58 için 3.2 yerine 3.7, %58-59 için 3.2 yerine 3.9 ve %59-60 için 3.2 yerine 4.1 olarak belirlendi.

Görüldüğü üzere, imkanın %100'ünden faydalanmak anlamına gelen Türk Lirası mevduat üzerindeki zorunlu karşılık oranının %60'lık kısmını yabancı para cinsinden yatırabilme olanağı caydırıcı hale getiriliyor. Dolayısıyla, bu imkandan bundan sonra %86.1 gibi yüksek bir oranla yararlanılması mümkün gözükmüyor. İmkandan yararlanma oranı düşecektir. Bunun anlamı, TCMB'nin döviz rezervlerinden $2.4 milyardan daha yüksek bir tutarın serbest kalmasıdır. Zorunlu karşılıklardaki değişiklikle beklenen $3.2 milyarlık döviz rezevi katkısı ve yine beklenen $2.4 milyarlık döviz rezervi kaybı düşünülünce, döviz rezervlerine net olarak $0.8 milyonluk bir katkı yapılmış olunuyor. ROK mekanizmasının %86.1 oranından daha düşük düzeyde kullanılması halinde ise $2.4 milyar rakamı büyüyeceği için TCMB'nin döviz rezervlerine yapılan katkı $0.8 milyonun da altına inecektir. O halde, bütün bu değişiklikler neden yapılmış oluyor? Bu arada, mevcut ROK imkanı dahilinde Türk Lirası zorunlu karşılıklar için TCMB'de $33 milyar tutulmakta.

Bu bir ince ayar. Hiçbir şekilde, köklü bir para politikası hamlesi değil. Kısa süre için, yani Fed ile ilgili fiyatlamalar piyasalardaki hakimiyetini artırmadan önce temkinli bir adım atmak istemiş TCMB. TCMB'nin amaçları için de etkin bir hamle değil. Faiz silahı cephanelikte duruyor. Henüz yukarı yönlü kullanmaya gerek yok.

Pek de anlam veremediğim bu hamlenin bugüne kadar tanıklık ettiğimiz kullanılış amacına itirazım var. TCMB'nin miktar ihaleleri, döviz talebinin çok kuvvetlendiği dönemlerde, TCMB'nin müdahale edeceği beklentisiyle döviz talebini patlatıyor. 28 Ocak 2014 günü, neden olağanüstü bir PPK toplantısı yapıldığını unutmayalım. Bu olağanüstü toplantı öncesinde, TCMB'nin bir günde $3.8 milyarlık döviz rezervi kaybı yaşamış olduğunu hatırlayalım.

Yeni oranlar ve katsayılar 13 Şubat tarihli yükümlülükler cetveline girecek ve 27 Şubat itibariyle uygulanmaya başlayacak. Pazartesi günü döviz piyasası hareketli açılır. Daha sonra dengelenir. Yön ilk etapta yukarıya olur.

Bu kararlar, ekonomi kurallarını temel aldığımızda gösteriyor ki, faiz indirimi konusu kapanmıştır. Fakat, ister misiniz bir sonraki PPK toplantısında faiz insin ve "Allah Allah" diyerek o an oturduğum sandalyenin sırtına yapışayım? Burası Türkiye!

Arda Tunca
(İstanbul, 03.01.2015)