Pages

Friday, December 26, 2014

Petrol Fiyatı Neden Düştü?

Aniden düşen petrol fiyatının yarattığı şaşkınlığın bir sonucu olarak hem ulusal, hem de uluslararası basında petrol fiyatı üzerine çok sayıda makale okumaktayız son haftalarda. Sert fiyat düşüşünün arkasında çok önemli ve temel ekonomik gerekçeler söz konusu elbette. Ancak, Rusya ve batı arasındaki politik çekişmelerin de petrol ile ilgili analizlere dahil edildiği yazılar da okumaktayız. Politik gelişmeleri odağına alarak analiz yapanların komplo teorilerine sarılmakla bir nevi suçlandıkları bir tartışma ortamı var. Konuyu bir de sadece ekonomik gelişmelerle açıklayanlar var. Ekonomik gelişmeler ile ilgili olarak istatistiki verilerin temel alınabilmesi mümkün olduğu için ekonomik analizlerde daha belirgin yargılar geliştirerek argüman oluşturmak mümkün. Ancak, işin politik boyutunu bilebilmek mümkün değil. Çünkü, kapalı kapılar ardında konuşulanları ve planlananları öğrenme şansımız yok. Dolayısıyla, ancak tarihe bakarak tahmin yürütebilmemiz söz konusu olabilir.

Benim petrol fiyatına ilişkin yaklaşımımın temelinde ekonomik gelişmeler var. Ancak, politik unsurların da bu analizde bir şüphe olarak yer almasını da önemsiyorum. Yani, bilgi sahibi olmamın imkansız olduğu politik unsurları tarihi bir perspektifle "acaba bugün de olabilir mi" sorusuyla analize dahil etmeyi uygun görüyorum. Nitekim, petrol fiyatının çok kısa bir sürede $110 seviyesinden $80 seviyesine gerilemesini o bazı analistlerin komplo teorisi olarak adlandırdıkları nedenlere bağlıyorum. Ancak, fiyatın genel olarak düşüşündeki trendi ekonomik gerekçelere dayandırıyorum. Sadece politik konular üzerinden bir petrol fiyatı değerlendirmesi yapmak böylesine temel ekonomik değişimlerin yaşanmakta ve yaşanacak olduğu bir süreçte konuyu ancak çok sığ bir şekilde algılamış olmak olur. Temel konu ekonomik. Pekiyi, politik konuların hiç yeri yok mu? Olabilir. Bunu zaman içinde anlayacağız ama tarihi bilgiler doğrultusunda, emin olmamakla birlikte şüphe edebiliriz. Bu bakış açısıyla, petrol konusunu genel olarak toparlamak istiyorum.

Ocak 2008'de Brent petrolün varili $90 idi. Temmuz 2008'de tarihi bir rekor ile $147 seviyesini gördü ve 2008 yılını $35 seviyelerinde kapattı. Fiyat $147 seviyesinde iken Goldman Sachs fiyatın $200 seviyesine çıkacağını belirtiyordu. Bugün de $40 seviyelerine kadar düşebileceğine dair yorum yapanlar var.

Haziran 2014'de $115 civarında dolaşan petrol fiyatı 2014 yılını çok büyük bir sıradışı gelişme yaşanmazsa $60 civarlarında kapatacak gibi.

2014'te tanıklık ettiklerimizin aksine, 2008'de S. Arabistan hem fiyat yükselişi, hem de düşüşünde petrol arzı üzerinden fiyata müdahale etmeye çalışmıştı. Ancak, fiyatlar üzerinde etkili olamamıştı. Zira, diğer OPEC üyeleri S. Arabistan'ın arz politikalarına destek vermediler o zaman. Böylece S. Arabistan'ın fiyat üzerinde en etkili olabilecek ülke imajı bir miktar zedelenmişti. 2014'teki fiyat dalgalanmalarına karşı ise hiçbir müdahalede bulunmadığı gibi, aniden düşen fiyatlara rağmen asla arzda bir değişiklik yapmayacağını açıklıyor S. Arabistan. 2008'de, fiyata tek başına müdahale etmeye çalışmanın bedelini piyasa payı kaybıyla ödemişti. Şimdi, benzer bir durum ile kaşılaşmak istemiyor. Ayrıca, Dünya'nın günlük petrol üretiminin yaklaşık 1/3'ünü karşılayan OPEC'in fiyatları etkileme gücü geçmiş on yıllara göre zayıflamış durumda.

ABD, günlük petrol üretimini kaya gazı çıkartma tekniklerinin bulunmasıyla 6 yıllık bir dönemde 5 milyon varilden 9 milyon varile çıkardı. Yani, küresel petrol arzında önemli bir artış söz konusu oldu. ABD'nin ilave üretim miktarı, Çin'deki yavaşlamanın ve Avrupa'daki durgunluğun yarattığı talep düşüşünden fazla. Hem arzda artış, hem de talepte azalışın petrol fiyatının düşüşünde büyük etkisi söz konusu.

ABD, halen petrol ithalatı yapmakta olan bir ülke. ABD'nin petrolü, "hafif" olarak nitelenen kimyevi özelliklere sahip. S. Arabistan'ın petrolü ise "ağır" olarak nitelenen özelliklere sahip. Diğer bir deyişle, bu iki farklı tür ürün birbirlerinin yakın rakipleri konumunda değil. S. Arabistan'ın petrolünün rakibi, İran ve Irak'ta çıkan petrol. Dolayısıyla, S. Arabistan'ın arzı kısmamasının ardında ABD petrolünün pazar payını azaltmak amacının olduğu yönündeki iddia pek doğru gözükmüyor. Üstelik, ABD'nin petrol ihracatı sadece sembolik olarak nitelenebilecek düzeyde henüz. ABD, 1973'teki petrol krizi sonrasında petrol ihracatını yasayla durdurmuştu. ABD'nin kaya gazı devriminin bir petrol arzı artışına sebep olduğu söylenebilir ama uluslararası piyasalarda S. Arabistan'ın petrolüyle rekabet içinde olduğu söylenemez.

Dünya'daki tüm finansal enstrümanlar köklü bir fiyat ve portföylerdeki pay oranları değişimi sürecindeler. Petrole ilişkin enstrümanlar da bu sürecin önemli bir parçası. Küresel büyümede Japonya ve Euro Bölgesi olumsuz koşullarda iken, Çin'in büyümesi yavaşlıyorken petrol fiyatnın düşmesi doğaldır. Burada çok şaşılacak bir durum yok. Fiyatın düşüş trendi içinde olması bu koşullar altında beklenti dahilindedir. Ancak, küresel büyüme performansının düşmekte olduğu biliniyorken trendin değil ama fiyatın çok ani çöküşünün sebebi nedir? Piyasalar bilmedikleri bir bilgiye bir anda sahip oluverdiler de mi böyle bir çöküş yaşandı?

Fiyatın ani çöküşü son yılların en kritik OPEC toplantısı sonrasında gerçekleşseydi, OPEC'in arz kararının beklenmekte olduğunu düşünebilirdik. Ancak fiyat, OPEC toplantısı öncesinde ilk sert düşüşünü zaten gerçekleştirmişti. İkinci dalga, toplantıdan sonra geldi ki bu aşama gayet normal. Çünkü OPEC, arz kısıntısı yapmıyorum dedi ve bu kararın başını S. Arabistan çekti. İşte bu ilk dalganın sebebinin Rusya'yı batı yaptırımlarına ek olarak petrol fiyatı üzerinden de sıkıştırmanın olabileceği şüphesi de bana normal geliyor.

Dünya, 25 yıl aradan sonra yeniden soğuk savaş ortamına dönmüş durumda. Rusya, eski emperyal gücüne dönmek isteğinde ve elindeki enerji kozunu kullanarak Avrupa'yı tehdit ediyor. Rusya, eski gücüne kavuşmak için ilk provayı Gürcistan üzerinden yapmıştı. Şimdi ise Ukrayna üzerinden bir deneme yapıyor. Bu şartlar altında, bir yanda Rusya ve İran'ın olduğu, diğer yanda ise ABD ve S. Arabistan'ın olduğu bir enerji fiyatı kontrolü çok mu mantıksız? S. Arabistan için de Rusya ve İran'ın karşı cephe olduğunu da hatırlayalım.

Sovyetler Birliği'ni çökerten sürecin 1985'teki ABD-S. Arabistan ittifakı ile çökertilen petrol fiyatı olduğunu özellikle hatırlamak lazım. Şimdi de petrol fiyatı yukarıda belirttiğim ilk dalgada çöktü ve Ekim-Aralık arasında Ruble, Dolar karşısında %40 oranında değer kaybetti. Böylece, Rusya'nın son yıllarda çok ağır bir şekilde Dolar ile borçlanmış olan devlete bağlı enerji şirketleri büyük bir darbe aldılar.

Tekrar belirtmekte fayda var ki sadece uluslararası politika üzerinden fiyat analizi yapmak sadece komplo teorileri üretenlerin işi olabilir. Ancak, ekonomik gerekçeler temelli bir analizin içinde uluslararası politikanın etkilerinden de şüphelenmek bana komplo teorisi üretmek gibi gelmiyor. Çok kısa bir tarih özetiyle, gerçekleri belki sonra öğrenebileceğimiz ama bugün sadece şüphe duyabileceğimiz bir analiz çok mu yanlış olur? Cevap okuyucunun. Benim cevabım sanırım net.

Önemli Not: Çevresel konulara duyarlı bir kişi olarak, fosil bazlı yakıtların fiyat analizi yerine, yenilenebilir enerjilerin fiyat analizlerini yapabildiğimiz bir Dünya'da yaşamak daha keyifli olurdu.

Arda Tunca
(İstanbul, 25.12.2014)