Pages

Tuesday, December 23, 2014

2015'i Beklerken

Petrol fiyatı çakıldı. Küresel ekonomi büyüyememe sorunuyla baş etmeye çalışıyor. Sorun, ABD haricinde hiç büyüyemeyen ya da resesyonda olan gelişmiş ülke ekonomileri ile yetersiz büyüyen ya da resesyonda olan gelişen ekonomiler sınıflandırmasında kendini gösteriyor. Türkiye, yetersiz büyüyen bir gelişen ekonomi olma özelliği ile küresel ekonomide kendine yer edinmiş durumda.

Türkiye zaman zaman geçici olarak olumlu ya da olumsuz piyasa ayrışması yaşıyor ama temel ekonomik dengelerde olumlu bir görünüm yok. Reel sektörü son derece kötü koşullarda olan bir ülke olarak Türkiye dengeli para ve maliye politikalarıyla küresel ekonominin olumsuzluklarından kaynaklanan dalgalanmaları yumuşatmaya çalışıyor. Bu koşullar altında, bu geçiş sürecini idare etmek adına çok da yanlışlar yaptığı söylenemez. Ancak, temel yapıdaki bozukluklar Türkiye'yi yetersiz büyüyen bir ekonomi noktasına uzun zamandır getirmiş durumda.

Türkiye 2015 yılında son derece hassas ekonomi politikası tercihleri ortaya koymak zorunda kalacak. Küresel koşullar, böyle bir hassasiyeti gerekli kılıyor ve önümüzdeki aylarda bu hassasiyetin derecesi bir hayli artacak.

Petrol fiyatındaki düşüş trendi bir noktada duracak. Belki de şimdilik durdu. Küresel ekonomiye dair büyüme beklentileri olumlu değil. 2015'te, dünyanın bazı bölgelerinde canlanma bekleyenlerin büyük bir hayal kırıklığı yaşaması çok kuvvetli bir olasılık. Böyle bir hayal kırıklığı yaşanması, petrol fiyatının önce $50 seviyesine inmesine yol açabilir. $40 tahmini yapanların ya spekülatif amaçla bir beklenti ortaya koyduklarını ya da çok ciddi bir küresel resesyon beklediklerini düşünebiliyorum ancak.

Petrol fiyatındaki düşüş, küresel büyümeye destek verecektir. Ancak, yapısal sorunlar yaşayan Avrupa için petrol fiyatı ile büyüme arasındaki korelasyon çok yüksek olmayacaktır. Korelasyonun yüksekliği, petrol fiyatındaki düşüşü süratle bir talep canlanması fırsatı olarak kullanabilecek ülkeler için geçerli olabilecektir ki Avrupa için böyle bir öngörüde bulunamıyorum. Türkiye, düşük petrol fiyatlarından yararlanma potansiyeline sahip ülkelerden biridir. Ancak!

Düşük petrol fiyatları, Türkiye'nin cari açığı üzerinde olumlu etkiler yapacaktır. Bu olumlu etkiyi ciddi ölçüde zayıflatacak iki unsur ortaya çıkacaktır: Fed'in faiz artırma olasılığının yükselmesiyle gerçekleşecek uluslararası sermaye hareketlerinin Türkiye'ye yönelişinde zayıflama ve sermaye çıkışlarının hızlandığı dönemlerde meydana gelecek ani kur artışları. İlk konu kısa süreli finansman sorununa, ikinci konu ise maliyet sorununa işaret ediyor.

Petrol fiyatındaki düşüş ile beraber ortaya çıkacak maliyet avantajları Fed'in faiz artırımı öncesindeki beklentilerle zayıflayacak. Fed'in faiz artırımının çok düşük artırımlarla başlayacağını bekliyorum. Yani, en fazla 0.25 yüzde puanlık bir artışla başlayabileceği kanısındayım. Dolayısıyla, 2015 sonu için yapılan ve %1'in üzerini ifade eden faiz tahminlerine katılmıyorum.

Fed etkisi, uluslararası sermaye hareketlerinde görülecek oynaklık, kurda dalgalanmalar Türkiye'nin para politikasını nasıl etkiler? İçinde bulunduğumuz konjonktür herhangi bir faiz indirimini haklı çıkarmıyor. Düşen petrol fiyatı ile beraber faiz indirimi olasılığı ortaya çıkıyor ama zaman geçtikçe Fed'in olası etkilerinin piyasa fiyatlamalarındaki ağırlığı artacak. Diğer yandan, büyüme performansı düşen bir Türkiye ekonomisi var. Bu şartlar altında, faiz yerine, faiz dışındaki para politikası enstrümanlarıyla likiditeyi kontrol etmek ve büyümeye destek verecek unsurları kullanmak daha doğru bir para politikası uygulamasına işaret ediyor. Eğer ki faiz politikası indirim yönünde kullanılacak ise, içinde bulunulacak koşullara bakılarak belki Ocak ayı içinde kısa süreli ve 0.50 yüzde puanı geçmeyen bir faiz indirimi düşünülebilir. Zira, Fed'in faiz artırımının Haziran'dan önce olmayacağı beklentisi güçlenmiş durumda.

TCMB'nin faiz indirme olasılığı uluslararası sermaye hareketlerindeki gelişmelere bağlı olarak faiz artırımının da konuşulacağı bir söneme işaret edebilir. Yani, 2015 yılı içinde hem faiz indirimi ve hem de faiz artırımını konuşuyor olabileceğiz.

Seçim! Seçimin Türkiye'yi içine sokacağı atmosfer, tüm denklemi değiştirebilecek engeller çıkartabilecek bir güce sahip. Bir yol ayrımı ifade eden seçim sürecine giriyor Türkiye. Dolayısıyla, siyasi gerilimin artma olasılığı yüksek. Bu ortam olası bir faiz indirimini engeller.

Türkiye için hem içerideki, hem de dışarıdaki ekonomik ve politik süreçler nedeniyle oluşacak hassasiyet, yanlış ekonomik kararların bedellerinin ağır ama doğru ekonomik kararların sadece mevcut durumu devam ettirmek anlamına geleceği akıldan çıkarılmamalı.

Yukarıda özetlemeye çalıştığım dönem, daha çok 2015'in ilk 6 ayına hitap ediyor. İkinci 6 aylık süreçte petrol üreten ülkelerin üzerindeki düşük petrol fiyatı baskısı büyük olasılıkla artacak. Bu ülkelerde ortaya çıkabilecek ekonomik ve siyasi sıkıntıların petrol fiyatı üzerinde ani sıçramalar yapabilme etkileri söz konusu olabilecek. Fed'in piyasalarda yaratacağı sert bir dalganın sonrasında ya da hemen hemen aynı döneminde ortaya çıkabilecek ani petrol fiyatı yükselişi küresel ekonominin tamamını olumsuz yönde etkisi altına alır. Bu senaryoda Rusya'nın durumu çok önemli olacak. Ancak, Putin'in iddia ettiği gibi Rusya'nın 2 yıl içinde krizden çıkabilmesi mümkün değil.

2008 krizinin küresel ekonomiyi nereye götürebileceği yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığında Dünya genelinde demokrasiden taviz verilmeye başlanacağı öngörüsünde bulunmuştum. Maalesef ki bu öngörümün gerçekleştiğini görmekteyim. Dünya soğuk savaş dönemine geri döndü. Batı ile Rusya arasındaki restleşmeler yerküreyi yaşaması tatsız bir yer haline getiriyor. Sorunların kronikleşmesinin ekonomiler üzerindeki olumsuz etkileri de göz ardı edilebilecek gibi değil. Türkiye'nin demokrasisi hep zayıftı. Daha da zayıfladı. Bu gerçeğin de ekonomi üzerindeki olumsuzluklarını görmek durumundayız.

Kısaca, sadece Türkiye değil, Dünya da hassas bir süreçte. Aynı 2012'de, 2013'te ve 2014'te olduğu ve 2015'te, 2016'da ve belki sonrasında da olacağı gibi.

Arda Tunca
(İstanbul, 22.12.2014)