Pages

Saturday, October 25, 2014

İstanbul

Nefret ediyorum. Zordur nefret edecek hale gelmek ama ediyorum. Evet, senden nefret ediyorum artık.

İlk tecavüze uğradığın yıllarda sana acıyabiliyordum. İçinde bulunduğun acıyı anlamaya çalışıyordum ama acıların büyüdükçe hırçınlaştın. Ya bir nevi intikam sarhoşluğundasın ya da var olabilmenin son nefeslerindeki çabası içindesin. Ama, zarar veriyorsun artık. Hem de hiç acımadan. Merhameti hiç kalmamış bir cellada dönüştün.

Sensiz yapamayacağımı düşünürdüm bir zamanlar. Aşkı ve nefreti aynı anda yaşattırdın bana. Sokaklarında gezdiğim köhne ama huzur dolu konaklarla meşhur semtlerinin karlı kış gecelerinde kese kağıtlarına sarılı sıcacık sarı leblebi ve boza ile keyiflenen akşamlarını yaşadım. Üzeri çıtır çıtır susamla dolu simitlerini tattım yıllarca. Sonra, martılarını seyrettim puslu Boğaz'ın sisli karanlığından incecik, kulak tırmalayan haykırışlarıyla çıkagelen. Ceplerimde ellerimi ısıtarak yürüdüm Beyoğlu'nda yemeye doyamadığım kestanelerle.

Baharda, vapur gezintilerinde erguvanlarını seyrettim Boğaz sırtlarında. Sana, senin için yazılan şarkıları ve şiirleri mırıldandım seninle yaşam tecrübemin keyfini artırmak için. Rengarenk yaz günlerinin tadını denizinin serin sularında çıkardım bazen. Gecelerinde ürperdiğim yazların hazzı da bir başkaydı.

İntikam alır gibisin. Keyfin kaçtı ve keyif vermiyorsun. Derdini anlıyorum ama ben miyim suçlusu? Büyüdükçe sevimsizleştin ama işin ilginç yanı, sevimsizleştikçe büyümeye de devam edebildin. Tanınmaz bir hale geldin. Sana haksızsın diyemeyeceğim. İlk tecavüzün etkilerinden kurtulamadın, toparlayamadın bir daha. Belki de, ha bir kez, ha çok kez diye düşündün. Ne fark edecek ki. Çaresizdin, zayıftın, narindin çünkü. Söndün. Eski ihtişamından eser kalmadı. Cihan hayrandı sana oysa bir zamanlar. Seni elde edememenin ihtiraslarıyla çökerttin, bıktırdın aşıklarını yüzyıllarca. Uğruna kavgalar çıktı, savaşlar yaşandı.

Artık sevimsiz, çirkin ve pissin. Ahlakın da bozuldu. Seni ne tanıyabiliyorum, ne de anlayabiliyorum artık. Aşkın nefretime dönüştü. Atmak istiyorum seni hayatımdan ama sana mecburum da aynı zamanda.

Yüreğimde acı bir tad bırakmış eski bir sevgili gibisin. Seni sevmezse gönül, aşkı anlamak daha kolay artık. Artık bir tatlı huzur alacak başka yerler var gönlümde. Sen ancak yeni Türkiye'nin yeni İstanbul'u olabilecek kadar perişan bir yosmasın.

Arda Tunca
(İstanbul, 24.10.2014)