Pages

Saturday, July 19, 2014

Riskli Bir Şey İnsan Olabilmek

Bacağının biri kopmuş. Kahverengi kumların üzerine yığılıp kalmış. Bir çocuk. Dört ya da beş yaşlarında. Aralarında yaşça biraz daha büyük olan çocuk başka bir çocuğu kollarında taşıyarak kaçıyor. Taşınan çocuk, son nefesini vermek üzere. Dört kuzen denize girmeye gidiyorlar Gazze sahillerine. Tepelerine inen bombalarla ölüyorlar.

Haziran 2006'da, Ghaliyas ailesinden yedi kişi birden aynı anda hayatını kaybetmişti. Filistin'de, İsrail saldırıları başladığından beri ölenlerin %75'i sivil. Böylesi bir saldırı ya da savaş taktiği çok gerilerde kaldı diye düşünüyorduk ama iş öyle değil. Siviller hedef alınıyor ve ölebiliyor.

Ölen çocukların bu çıldırmış dünyada olup bitenlerden haberleri yok. Ne Tevrat'ta ne de Kuran'da yazanları biliyorlar henüz. Bu savaşın anlamını dahi idrak etmiş değiller. Aynı bugün savaşanların da birkaç on yıl önce hiçbir şeyden haberleri olmadığı gibi. Ama öğrendiler. Kavgayı, kanı, öldürmeyi ve zulmetmeyi öğrendiler. Şimdi, öğrendiklerini yapıyorlar.

Son haftalarda olup bitenleri izleyerek ne daha fazla acı hissediyorum ne de sadece İsrail Hükümeti ya da Hamas'a kızgınım. Yıllardır günlük çatışmaları takip ettiğimde ne hissediyorsam yine aynısını hissediyorum. Her gün bir insan öldüğü için tepki vermeyip, ölü sayısı artınca gazete manşetlerine çıkan haberlere ve bu vurdum duymazlığa zaten hep kızgınım çünkü. Ölü sayısıyla doğru orantılı dikkat ve acı. Olmaz olsun böyle dikkat, böyle acı.

Orta Doğu'da olanların sorumluları, fikirlerinde aşırılıklar olan ve bu aşırılık içeren fikirlerini hayata geçirmiş olan gruplardır.

İnsanca, insan gibi, insanlık namına, insan vicdanı, insan onuru... Hepsi saçma sapan boş laflar. Çürümüş siyaset müssesesinin her yerde kullanmaya bayıldığı, kendisine meydan şakşakçısı toplamak için sarfettiği anlamsız laflar bunlar. Bu sözlerin anlamı kalmadı bende. Daha doğrusu tanım değiştirdi yıllar içinde. Kimsenin ispat etmesi mümkün olmayan iddialar ve bu iddiaların uzantısı olan inançlar nedeniyle iki bin yıldır savaşıyor insanlar. Din savaşları yapılıyor. Hatta, aynı dinden olanlar mezhep savaşı yapıyorlar. Tanrı, insanların birbirini katletmesini istediği için gönderdi o kitapları değil mi? Ben zerre kadar bir şey anlamış değilim bu işten.

Kahire'de İsrail'den bir üst düzey delagasyon ile Mahmud Abbas, Sisi ve Tony Blair bir araya geliyor. Bu ekipten bırakınız barışı, sürdürülebilir bir ateşkes kararı çıkacak. Gerçi çıktı da. Beş saat dayanabildiler ancak birbirlerini katletmeden.

Filistin'de yaşanan dramın bir başkası aynı anda Irak'ta yaşanıyor. Şiddetten kaçmaya çalışan bir Iraklı'nın anlattıklarını okuyorum geride bıraktığımız hafta içinde. IŞİD'e bağlı intihar komandolarının ardı ardına bulundukları noktaya atlayıp  üzerlerindeki bombalarla havada patladıklarını dile getiriyor. Aynı anda, kurşunların vızır vızır tepelerinde geçmekte olduğunu söylüyor.

Taliban'ın Haqqani adı verilen bir alt kolu Kabil'in havaalanına dadandı bu aralar. Gruplar Pakistan'dan giriyor Afganistan'a ve hükümet güçleri bu duruma engel olamıyor. Yine aynı sıralarda Pakistan başbakanı Nawaz Sharif'in evine birkaç kilometre uzakta Pakistan güvenlik güçleriyle Haqqani grupları çatışıyor.

Bu arada, Amsterdam'dan kalkmış Malezya Havayolları'na ait bir uçak Kualalumpur'a giderken Ukrayna semalarından geçme talihsizliği yaşıyor. Uçak iniyor aşağı. 295 sivil ölüyor. Ukrayna'daki Rusya yanlısı isyancılar, 10.000 metre civarında bir irtifadan uçan bir uçağı indirecek silahımız yok diyorlar. Fakat, Rosoboronexport adlı devlete ait Rus silah ihracatçısı firmanın Buk adı verilen bir misil füzesiyle yüksek irtifada uçmakta olan uçakları dahi hedefleyebilecek silahlar üretmiş olduğu ve bu silahların Ukrayna'daki isyancılara verildiği iddiaları var. Pekiyi, neden Malezya'ya ait bir uçak ve yine masum siviller?

Kasım 2013'te, İran'ın uranyum zenginleştirme projesinin engellenmesine yönelik görüşmeler 20 Temmuz'a ertelenmişti. Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın da dahil olacağı görüşmelerde ABD ve İran yarın tekrar masaya oturacak. Görüşmeler öncesinde Putin, ABD'nin elini attığı her yerde büyük sorunlar yarattığını dile getirdi. Afganistan'ı, Libya'yı, Irak'ı, Mısır'ı, pek çok Afrika ülkesini ve şimdi de Ukrayna'yı örnek gösterdi. Bu ortamda, konunun temel unsurlarına dair kalıcı nitelikli kararların alınabileceğini beklemek bana hayal gibi geliyor.

Yukarıda anlattıklarımın hepsi birkaç gün içinde oldu. Birkaç ayda falan değil. Bütün bu olanların arkasında ekonomik temeller ve sonuçlarının da ekonomik etkileri var. Bunlara bir sonraki yazıda gireriz. Fakat, atın jeopolitik riskleri falan bir kenara. İnsan olabilmek bir hayli riskli bir şey ve biz bütün bu yaşananların, bu ateşin tam ortasındayız. Bu özet, biraz da olsa anlatmıyor mu bize neden bu ülkeyi yönetenlerin çok iyi eğitimli ve vizyon sahibi olmaları gerektiğini?

Arda Tunca
(İstanbul, 19.07.2014)