Pages

Monday, June 16, 2014

Dış Politikanın Sularında İlerliyoruz

Ukrayna, Irak ve Ağustos'ta cumhurbaşkanlığı seçimi. Yine hareketli ve hararetli bir yaz! Tam işimize odaklanabileceğiz diyoruz ki yeni bir beklenmedik olay ile yaptığımız her değerlendirmeyi yeni bir denkleme oturtmaya çalışıyoruz. Türkiye'de yaşamak zor. Her meslekten insana zor ama ekonomi ile, siyaset ile uğraşanların ya da bu konularla ilgilenmek zorunda olanların zorluklarına zorluklar ilave olmuş durumda. Ülke riski kavramının üniversite hocaları tarafından iktisat öğrencilerine en rahat anlatılabileceği bir dönemden geçtiğimizi düşünmek herhalde yerindedir.

Irak'ta yaşananlarla ilgili olarak çok okuma yapıyorum ama niyetim bu konularda bir yazıyla fikir dile getirmek değil. Ancak, olanları ekonomik yönden değerlendirirken ister istemez bazı detayları öğrenmek ve yorumlamak zorunda kalıyorum.

IŞİD, Sünni bir grup. İran, Şii olduğu için IŞİD'in karşısında yer almaya ve ilerleyen işgali durdurmaya istekli. ABD, dağılmış olan Irak ordusuna askeri destek verebileceğini ama bunu tek başına yapmak istemediğini belirtiyor. Obama'nın dış politika tavrı ile Bush dönemininki birbirinden çok farklı. Obama, ABD'nin başını daha az derde sokacak bir dış politika uygulaması içinde olmak istiyor. Başkan seçildiğinden beri böyle bir tavrı var. Fakat, ABD'nin Irak'taki varlığı 2011 yılı itibariyle askeri olarak bitmiş olsa da, dış politika stratejisi olarak son derece ağır bir şekilde mevcudiyeti devam ediyor. Dolayısıyla, bir örgütün Suriye üzerinden Irak'a sıçrayarak işgal başlatması uluslararası çevrelerde ABD'nin askeri açıdan tavrının ne olacağının merak edilmesine sebep oldu. ABD ve İran, Irak gündemi üzerinden bir çıkar ortaklığı noktasına geldiler. Son derece ilginç bir durum!

Kuzey Irak bölgesi Irak'ın içinde ayrı bir konu başlığı. Merkezi Irak yönetimi bu yılın başından bu yana Kuzey Irak'taki Kürt yönetimine Irak bütçesinden pay vermiyor. Çünkü, Kuzey Irak Bağdat'tan bağımsız bir ülke gibi hareket ediyor. Kürt yönetimi, Kuzey Irak petrollerini Bağdat'a bağımlı olmadan yönetmek istiyor. IŞİD'e karşı koyabilecek güçleri olmasına rağmen Bağdat ile aralarındaki sorun nedeniyle direnmedikleri iddiaları var dış basında.

Suriye, IŞİD ile mücadele halinde ve arkasında Rusya var. Suriye konusunda ABD ve AB'nin karşısında Rusya ve İran var. İran, uranyum zenginleştirme programı ile ilgili ABD ve AB'ye karşı Rusya'yı zaten arkasına almış durumda. Hatırlanacağı üzere, İran ile ilgili olarak Cenevre'de 6 ay önce masaya oturan tarafların yeni randevu tarihi geldi çattı. Bu hafta, İran konusu görüşülecek ama masanın uranyum zenginleştirme programı nedeniyle karşı tarafında oturanlar Irak nedeniyle birbirlerine karşı yumuşamak zorunda kalacaklarını 6 ay önce herhalde hiç düşünmemişlerdi.

Dolaylı bir mantık yürütecek olursak, Ukrayna üzerinden gerilen ABD-Rusya ilişkileri Irak nedeniyle en azından yeni gerginlikler yaratmamak durumunda. Ukrayna'da AB yanlısı Poroshenko'nun seçimle iktidara gelmiş olması uluslararası arenada Rusya'nın birkaç ay ya da hafta öncesine göre daha düşük bir profille hareket etmesine neden olmuş durumda. Şimdi, Irak'ta ortaya çıkan tehlike nedeniyle ABD ve İran başrolü oynarken Rusya geride kalmayı ve konuya mümkün olduğunca müdahil olmamayı tercih eder gibi bir tavır içinde. Ancak Rusya'nın, Doğu Ukrayna'da hiçbir şey yapmayacağını ya da İran'ın uranyum zenginleştirmesiyle ilgili olarak İran masaya otururken İran'a hiçbir tavsiyesi olmayacağını düşünmek sanırım fazla safça bir beklenti olur. Nitekim Rusya, Ukrayna'ya uzanan boru hatlarındaki gazın vanasını kapattı. Çünkü, desteklemediği bir yönetim göreve geldi. İşin bahanesi, Ukrayna'nın Rusya'ya olan mal doğal gaz alım borçlarını geç ödemedi oldu. Cenevre'de ılımlı bir toplantı havası ile mesajlar verildikten sonra asıl odak noktası Irak olmaya devam edecektir. Ancak, saflar sürekli birbirlerini kontrol etmeye mutlaka devam edeceklerdir.

Türkiye ise Suriye yönetiminin karşısında. Yani, Rusya'nın da karşısında. Irak'ın bölünmesini istiyor - ki bu isteği çok net olarak geride bıraktığımız hafta sonu hükümetten gelen bir açıklama ile öğrendik. Bu noktada, ABD'nin de karşısında yer almış oluyoruz. Ukrayna'daki tarafımız net değil. Pek ilgilenmedik oradaki gelişmelerle. Çizgimizi net olarak ortaya koyan, somut bir açıklamamız olmadı. İran ile girift ilişkilerimiz söz konusu. Kısaca, bizim kafa karıştıran dış politikamızı pek anladığımı söyleyemem. Güney sınırlarımızı terörist bir grup ele geçirmiş ve son derece karmaşık etnik, mezhepsel, askeri, politik, kültürel ilişkiler söz konusu. Ekonomiyi bir kenara koyuyorum ve ortaya çıkan durum nedeniyle öncelikle sosyal ve toplumsal açıdan ülkem adına endişe duyuyorum.

Yukarıdaki özeti aslında kendime çıkardım. Ekonomik gelişmeleri doğru tespit edebilme imkanımın olması için bu son derece karmaşık jeopolitik ilişkileri biraz da olsa anlamak durumundaydım. Yukarıda yazdıklarım analiz kapsamına girmez. Irak, en büyük ikinci ihracat pazarımız. Irak'a mal sevkiyatlarının sekteye uğraması ihtimali güçlüdür. Bu yılın ihracatla büyüme hikayesini bir miktar zayıflatma potansiyeline sahiptir. Bu konuda kesin tespitler yapabilmek için gelişmeleri izleyeceğiz.

Irak'ta yatırımı olan Türk firmalarının Irak'taki operasyonlarını bir süre için durdurmaları yine kuvvetle muhtemeldir ki Ziraat Bankası ve İş Bankası Bağdat'taki personellerini geri çağırdılar ve işlemlerini askıya aldılar.

Bölgesel riskler ve ortaya çıkan güvenlik sorunu nedeniyle turizmde de zayıflama olabilir. Özellikle Avrupalı turistlerin Antalya, Bodrum, İstanbul, İzmir gibi yerleri Bağdat'a birkaç kilometre uzaktaymış gibi algılama eğilimleri vardır genelde. Turizm sektörünün Türkiye'yi çok iyi anlatması gereken bir süreç başladı.

Gelecek haberlere göre kurda, borsada, faizde yeni fiyatlamalar oluşabilir. Ancak, TCMB'nin son bir haftaya bakarak hareket etmesi beklenemez. Irak'taki gelişmelerin ekonomiyi kalıcı olarak ya da uzun bir süre için etkileme gücüyle merkez bankasının uygulamalarında değişiklikler görebiliriz. Henüz o noktaya gelmedik. Soğuk kanlı olmak ama potansiyel riskleri ve gerçekleri de görerek hareket etmek gerekiyor. Yani, TCMB faizinin yönü halen aşağıya doğrudur. Piyasa fiyatlamalarında ise Irak etkisinin potansiyel olarak hala yeri olduğunu düşünüyorum. Zira, gelişmeler algıyı, algı ise beklentileri yönetecek ve piyasalarda yeni denge fiyatları oluşacak.

Bu günlerde konu Irak. Avrupa'nın enflasyonu, bizim işsizlik, İngiltere Merkez Bankası'nın faiz kararı, Fed toplantısı, v.s. arkadan geliyor.

Arda Tunca
(İstanbul, 16.06.2014)