Pages

Wednesday, June 18, 2014

ABD İşgücü Piyasası

1929'daki Büyük Buhran'dan sonra, 2008'in Büyük Resesyon'una kadar bazı ekonomik veriler 1929 ve sonrasındaki birkaç yılın değerlerine hiç 2008 ve sonrasındaki kadar yaklaşmamıştı. ABD'nin işgücü piyasasına ilişkin veriler son yıllarda bazı istisnai yıllarda oluşan değerler haricinde bu türden örnekler sundu.

ABD, işsiz kalan bir kişinin 15 hafta içinde yeni bir iş bulabilmesini kısa süreli işsizlik olarak niteliyor. Bu nitelemeye göre, iş bakmaya başlandıktan sonra iş bulma süresi 15 haftayı geçerse uzun süreli işsizlik süreci başlamış oluyor. 2009 yılı itibariyle, 15 haftadan daha uzun bir süre iş arayanların işsizlik oranı 1929'dan beri görülmemiş bir seviyeye ulaşmıştı. Oysa, on yıllardır ABD'nin işsizlikteki sorunu ağırlıklı olarak kısa süreli işsizlik cephesinde ortaya çıkmaktaydı. Uzun süreli işsizlik, kısa süreli işsizliğe göre ağırlığı daha hafif kalan bir sorundu. Yani, işsizlerin büyük bir bölümü 15 haftalık bir bekleme süresine katlanmak zorundaydı.

2008'deki Büyük Resesyon ile beraber, belirsizlik faktörünün ekonomik kararları adeta kilitlemesiyle işe alımlar yavaşladı. İstihdam zayıfladı. Ancak, bu yılın Mayıs ayı itibariyle açıklanan verilerde olumlu bir gelişmenin meydana gelişi, 2008 sonrası döneme ilişkin bir ilke işaret etti. Uzun süreli işsizlik oranı kısa süreli işsizlik oranının altına indi. Uzun süreli işsizlik %3.1, kısa süreli işsizlik ise %3.2 olarak gerçekleşti. Bu durum, ABD'nin işgücü piyasasında özellikle 2011'den beri süregelen olumlu gidişatın devamı olarak değerlendirilmelidir. Ancak, uzun süreli işsizliğin istisnai olarak 1975'te ve 1980'lerin başında %3.1 seviyelerine çıktığını da not edelim. Yani, olumlu bir gidişat olmasına rağmen, uzun süreli işsizliğin ABD'nin alışageldiği seviyelere inmemiş olduğu ortada.

ABD'nin Mayıs ayındaki kısa vadeli işsizlik oranı %3.2 ile son 40 yılın verileri ele alındığında, bu sürenin büyük bir bölümünde ortaya çıkan kısa vadeli işsizlik oranının altına işaret ediyor. Kısa süreli işsizliğin 1953'ten beri ulaştığı dip seviyenin %2.9 ile 2007 yılına ait olduğunu da not edelim.

ABD işgücü piyasasına ait ilginç bir veri var. İşe alım için hazır ve mevcut olan işlerin 4.5 milyon adedi Nisan itibariyle boşta duruyor. Her bir mevcut kadro ya da pozisyon için 2.2 işsiz insanın var olduğunun bilindiği bir ülkede 4.5 milyon adet kadro doldurulmayı bekliyor. Veri şaşırtıcı ama üzerinde yorum yapabilmek için konunun kadro ve işgücü nitelikleri boyutunu bilmek gerekiyor. 2009 yılında, işgücü piyasasındaki mevcut işlerin 7 katı kadar işsiz sayısının olduğu verisini aktararak konunun nitelik boyutuna geçemiyorum. Zira, bu konuda bilgi edinebileceğim bir kaynak yok elimde.

ABD'de işten ayrılmalar artıyor. Bunun anlamı, ekonominin iş yaratma kapasitesindeki artıştan dolayı işgücü piyasasına artan güvendir. Yani, işinden ayrılanlar kısa sürede yeni bir işe yerleşebileceklerini düşünüyorlar ya da niteliklerine daha uygun işlere transfer oluyorlar.

ABD'nin işgücü piyasasına ait veriler olumlu yönde bir tablo ortaya koyuyor. Pekiyi ya gelir bölüşümü adaleti? İşte bu cephe pek toparlanamıyor. Önce istihdam ve işsizlikte toparlanma güçlensin, gelir bölüşümü adaleti de nasılsa gelir diye düşünülebilir.

Akla Simon Kuznets geliyor. Kuznets, 1953 yılında yaptığı bir konuşmada ekonomik gelişmeye eşlik eden şehirleşme eğilimiyle beraber gelir eşitsizliğinin kaçınılmaz olarak arttığını ama daha sonra toplumların demokratikleşme ve sosyal refah programlarıyla bu sorunu aştıklarını belirtmişti. Bu süreci, ters "U" işareti olarak çizdiği bir eğriyle anlatmıştı. Giderek artan gelir adaletsizliği belli bir zirve noktasından sonra azalmaya başlıyordu. Kuznets, bu çalışmalarıyla Nobel ödülü kazanmıştı. Çalışmalarına konu ettiği ülkeler ABD, İngiltere ve Almanya idi. 1950'lerin dünyasında değiliz bugün. Ekonomi, yeni oluşumlara, yeni gelişmelere tanıklık ediyor. Yeni varsayımlarla yeni kuramlar yaratacak belki bir süre sonra. Kuznets'i, matematiksel soyutlama yapmak amacıyla kullanmak istedim. Gelişmiş olan ülkeler için yeni bir modellemeyle ve son 10 yılda yıldızı parlayan gelişmekte olan ülkeler için de farklı varsayımlar altında işe yarayabilir.

Bu akşam Yellen konuşacak. Fed, varlık alım programında yeni bir azaltım tutarı daha açıklar. Faize dokunmaz ama yukarıdaki işgücü piyasası verileriyle beraber pek çok başka ekonomik veriyi kriter alarak faiz kararına dair gelecek yıla ilişkin öngörüler yapmamıza yardımcı olabilecek şeyler söyleyebilir. Kararlardan çok konuşmaya odaklanacağım.

Arda Tunca
(İstanbul, 18.06.2014)