Pages

Tuesday, May 20, 2014

Yerinde Sayan Avrupa

Geçen hafta, Eurostat tarafından Avrupa ekonomilerine ilişkin büyüme verileri yayımlandı. Biz Türkiye'de Soma'nın ilk acı şokunu yaşamaktaydık. Acıyı yaşamaya devam ediyoruz ve unutamayacağız yaşadıklarımızı. Toplumsal sorumluluklarımız, Soma'yı unutmadan konuşmayı gerekli kılarken, diğer konular üzerinde süregelen sorumluluklarımızı da yerine getirmeye devam etmemiz gerekiyor. Geçen hafta okuyup, içinde bulunduğum psikolojik durum nedeniyle anlamakta zorlandığım Eurostat verilerini bu yazıyla ancak paylaşabiliyorum.

Avrupa ekonomilerinin içinde bulunduğu koşullar Türkiye açısından önemli. Avrupa'nın hem en büyük ticaret partnerimiz olması özelliğiyle, hem de ECB'nin olası parasal genişleme kararının Türkiye üzerindeki olası etkileri nedeniyle önemli. ECB'nin parasal genişlemeye geçme olasılığını kısa vadede yüksek görmüyorum. Avrupa esas olarak, başta Çin'deki büyüme performansı olmak üzere küresel riskleri ve kırılganlıkları analiz etmek için önemli. ECB'nin Türkiye'ye ilişkin boyutu şimdilik sadece gelişmeleri izlememizi gerekli kılıyor. Bunun ötesinde, ancak bazı senaryo analizleriyle geleceğe yönelik olası politika tahminleri yapabilmemiz mümkün olabilir.

Euro Bölgesi, 2014 yılının ilk çeyreğinde, bir önceki çeyreğe göre %0.2 oranında büyüdü. Bu oran, yıllık bazda %0.8'lik bir büyümeye isabet ediyor. AB ise, yılın ilk çeyreğini %0.3'lük bir büyüme ile geçti. Yıllık bazda ise %1.3'lük bir büyümeyi ifade ediyor bu oran.

AB ülkelerinin büyüme oranlarına bakıldığında, iki ülkenin büyüme performansını özel olarak değerlendirmek gerekiyor. Almanya ve İngiltere yılın ilk çeyreğinde, bir önceki çeyreğe göre %0.8 oranında büyümüş. Yıllıklandırılmış verilerle Almanya %2.3 ve İngiltere %3.1 oranlarında büyümüş. Dolayısıyla, AB'nin tümü için Almanya ve İngiltere'den düşük olan yıllık %1.3'lük büyüme verisi, Almanya ve İngiltere dışındaki ülkelerin düşük ya da negatif büyüme performansları nedeniyle oluşuyor. İngiltere Euro Bölgesi'nde olmadığı için Euro Bölgesi'nin tümündeki büyüme performansı AB'ninkinden de daha düşük olarak ortaya çıkıyor.

Fransa, çeyrek bazda %0 oranıyla yerinde saymış. Yine çeyrek bazda Hollanda %1.4, İtalya %0.1 ve Portekiz %0.7 oranında küçülmüş.

Euro Bölgesi ekonomilerinin büyüklüklerinin 2008'in ikinci çeyreği ile 2013'ün son çeyreğine göre kıyaslaması yapıldığında, büyüme kaydedebilmiş iki ülkenin Almanya ve Fransa olduğu ortaya çıkıyor. Bazı Euro Bölgesi ülkelerinin  yukarıda anılan dönemde ne kadar küçüldüklerini The International New York Times'tan alıntıladığım aşağıdaki özet tablo vasıtasıyla sunuyorum:

                                        Gayrisafi Yurt İçi Hasıla Değişimi (%)
                                 2008 (İkinci Çeyrek) - 2013 (Dördüncü Çeyrek)
Yunanistan                                            -%19.4
İtalya                                                     -%  8.4
İspanya                                                  -% 7.4
Portekiz                                                 -% 6.9
İrlanda                                                   -% 5.1
Euro Bölgesi                                         -% 2.1
Fransa                                                   +%0.5
Almanya                                               +%3.0

Bu arada, ABD'yi de yukarıdaki tabloya dahil etsek, +%6.5 oranıyla karşılaşıyoruz. ABD, bu yılın ilk çeyreğinde %0.1 oranında büyüdü ve geçici olan bu oran revize edildiğinde büyük olasılıkla negatif bir oran ortaya çıkacak. Ancak, bu durumun arızi olduğunu ve son derece olumsuz hava koşullarından kaynaklandığını unutmamak gerek.

Diğer arızi bir durum Japonya'nın ilk çeyrek büyüme verisinde ortaya çıktı. Japonya, yıllıklandırılmış veriye göre yılın ilk çeyreğinde %5.9 oranında büyüdü. Fakat, bu veriye aldanmayalım. Zira, tüketim üzerindeki vergilerin artacağı haberiyle tüketiciler vergi oranları artmadan önce tüketime hız verme yoluna gittiler. Sonuç itibariyle, her ekonominin kıskanacağı bir büyüme oranı geldi.

Avrupa'da büyüyememe sorunu var. Ancak, kamu borçları krizin ilk dönemindeki genişleyici maliye politikaları nedeniyle adeta patlamış durumda. Ancak, bu politikalara bir sonraki dönemde Avrupa ekonomilerini yapısal olarak homojenleştirecek yeni politikalar eşlik edemediği için Avrupa ekonomileri çığ gibi olmuş kamu borcu yükü ve büyüyememe sorunuyla karşı karşıya kalmış durumda. Kamu borçlanmasına ilişkin olarak, yine The International New York Times'tan alıntıladığım bir başka tabloyu aşağıda paylaşmak isterim:

                                                    Kamu Borcu/Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (%)
                                               2008 (İkinci Çeyrek) - 2013 (Dördüncü Çeyrek)
Yunanistan                                        %108.6                        %175.1
İtalya                                                 %105.2                        %132.6
İspanya                                              %  36.0                        %  93.9   
Portekiz                                             %  68.8                        %129.0
İrlanda                                               %  32.4                        %123.7
Euro Bölgesi                                      % 67.5                        %  92.6
Fransa                                                % 66.5                        %  93.5
Almanya                                            % 66.4                        %  78.4

Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere, özellikle bazı ülkelerdeki borç yükü durumu vahim bir hal almış. Üstelik büyüyemiyorlar. Avrupa'nın ayağa kalkabilmek için çok uzun yıllara ihtiyacı var. Bu tabloya da bir ABD eklemesi yaparsak, tablodaki aynı dönemlerde kamu borcu/gayrisafi yurt içi hasıla oranının sırasıyla %39.3 ve %72.1 olarak oluştuğunu görüyoruz. Oran, ABD'de de artmış ama bir önceki tabloda %6.5'lik bir başka oran var. Yani, sonuç almışlar.

Euro Bölgesi oluşturulmadan önce, 1990'larda Avrupa üzerine okuduğum ekonomi makalelerinde hep bir homojenlikten ve ekonomik yapıların uyumlaştırılmasından söz edilirdi. İngilizce'si "convergence" olan kavram, kafama kazınmıştı. Fakat, Avrupa'da tam tersi oldu. Yani, yine İngilizce kaynaklarda sıkça adı geçen bir başka kavram var ortada: "divergence". Bakalım bu şartlarda ne kadar sürdürülebilirlik sağlanacak?

Günümüzde, her yer kırılgan. Bakmayın ABD'nin sonuç aldığını söylediğime. Keynes'i hep hatırlamak lazım: uzun vadede hepimiz ölüyüz.

Önemli Not: Yukarıdaki büyüme verileri nihai değil, geçicidir.


Arda Tunca
(İstanbul, 20.05.2014)