Pages

Tuesday, May 13, 2014

Ödemeler Dengesi Analizi - Mart 2014

13 Mayıs itibariyle, 2014 yılının ilk çeyreğine ait ödemeler dengesi verilerini elde ettik. Ödemeler dengesi, Türkiye'nin yurt dışı ile ekonomik ilişkilerinin rakamsal bir ifadesi ve Türkiye ekonomisinin dışa bağımlılığının en önemli göstergesi olduğu için büyük bir önemle analiz edilmeyi gerekli kılıyor. Doğrusu, her ödemeler dengesi verileri açıklandığında bir analiz yazısı yazmıyorum ama Türkiye ekonomisinin yeni bir evreye girdiğini düşündüğüm bu dönemde, yılın ilk çeyreği için bir ödemeler dengesi analizi yapmayı önemsedim.

2012 yılının ilk çeyreğinde $16.4 olarak gerçekleşen cari işlemler açığı 2013'ün aynı döneminde $16.6 milyara, 2014'ün yine aynı döneminde ise $11.5 milyara ulaşıyor. 2013'ün ilk çeyreğinden 2014'ünkine açıktaki daralma %31 düzeyinde oluşuyor.

Cari açık tek başına analiz edildiğinde sınırlı düzeyde anlamlı olabiliyor. Cari açığın diğer ekonomik değişkenlerle ilişkilerini ortaya koymak, cari açığı ve Türkiye ekonomisine ilişkin pek çok can alıcı noktayı anlamak için önemli!

Cari açık, yıl sonları itibariyle 2012'de $48.5 milyar ve 2013'te $65.1 milyar düzeyinde oluştu. 2011'de ise $75.1 milyar idi. 2011 verisini, bir uç nokta teşkil etmesi nedeniyle not olarak düşüyorum.

Türkiye'nin sanayi üretimi 2012'nin ilk çeyreğinde %3.9 ve 2013'ün ilk çeyreğinde %1.3 oranında arttı. 2014'ün ilk çeyreğindeki artış oranı ise %5.3 düzeyinde gerçekleşti.

Milli gelirin sanayi kesimindeki artış oranı 2012'de %3.1 ve 2013'te %1.4 oranlarında gerçekleşti. 2014 yılına ilişkin ilk çeyrek büyüme verilerini henüz bilemediğimiz için milli gelirin sanayideki büyüme verisini de henüz bilemiyoruz.

Genel büyüme verilerine göz attığımızda, 2012'nin ve 2013'ün ilk çeyreklerinde sırasıyla %3.1 ve %2.9 oranlarıyla karşılaşıyoruz. Yıl genelinde ise 2012 ve 2013 yıllarındaki büyüme oranları sırasıyla %2.2 ve %4 olarak gerçekleşti.

Türkiye'de milli gelirin yaklaşık %25'ini sanayi kesiminde oluşan rakamlarla açıklayabiliyoruz. Bu nedenle, büyüme için önemli bir gösterge ama milli geliri oluşturan faktörler içinde kamu ve özel kesimlerin tüketim ve yatırım harcamaları ile dış ticaretin net etkisi de var. Yani, sanayi verileri büyüme verisi üzerine tahmin yapmak için tek başına kesinlikle yeterli değil.

Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları nedeniyle büyüme hızı arttıkça cari açığın da arttığını biliyoruz. Ancak, büyümenin dinamiklerinin cari açığın artış ya da azalış oranı ile arasındaki korelasyonunu da iyi gözlemlememiz gerekiyor. 2012'deki büyümenin temelinde ihracat vardı. 2013 yılında baş rolü iç tüketim oynadı. 2014'e girerken, BDDK'nın kararlarıyla tüketimdeki artışın hızını kesecek önlemler aldık. Tüketime yönelik kredilerin artış hızını düşürerek ticari kredilerdeki artış hızına ivme kazandırmayı hedefledik. Gelişmeler de bu yönde olmaya başladı. Kredi türlerinin rakamsal analizine başka bir yazıda girmek istiyorum. Zira, bu yazıyı çok fazla rakama boğmak niyetinde değilim.

Türkiye'de kullanılan kredi türleri ve kredi türlerini izleyerek analiz ettiğimiz büyümenin dinamiklerine odaklandığımızda, tüketim temelli bir büyümenin işletme faaliyetleri temelli bir büyümeye göre daha büyük bir cari açık yarattığı sonucuna ulaşıyoruz.

2014 yılının ilk çeyreğindeki gelişmeler, ilk çeyrek için şimdilik %4.5 civarında bir büyümeye işaret ediyor. Şimdilik diyorum çünkü açıklanacak başka verileri de görmeye ihtiyacım var. Eldeki verilerle yapabildiğim tahmine göre, kullanılan kredilerdeki kompozisyon değişikliği ve dolayısıyla değişen büyüme dinamikleri nedeniyle cari açık daralıyor. Ancak, bu durumun Türkiye'nin yapısal konularıyla (ya da sorunlarıyla) kesinlikle karıştırılmaması gerekiyor. Kredi kompozisyonu ve büyümenin dinamiklerinde meydana gelmekte olan değişimin yapısal bir değişim olarak algılanmaması gerekiyor. Bu gelişme, değişmeyen mevcut yapı dahilindeki bir dönüşüm olarak adlandırılabilir.

Pekiyi, mevcut yapı dahilindeki bu dönüşüm olumlu bir gelişme midir? Evet. Çünkü, Türkiye'nin dışa bağımlılığını mevcut yapı dahilinde azaltır. 2014 yılı sonunda, OVP'de öngörülen %4'lük büyüme oranına ulaşılması ve cari açık rakamının 2013 yılı sonundaki $65.1 milyar seviyesinden $50 milyar seviyesine doğru ilerlemesi, Türkiye ekonomisinin dış alemden gelebilecek riskleri daha rahat karşılayabilmesini sağlar. Ancak, risklerin bertaraf edilmiş olduğu anlamına gelmez. Bu nokta çok önemli!

Büyüme ve sanayi üzerine odaklanmışken, Türkiye'nin son derece yüksek bir siyasi tansiyon ve bu yüksek tansiyonun yarattığı yabancı sermaye çıkışlarının etkisiyle hem kurda ani artış ve hem de faizde sert bir yükseliş yaşadığı yılın ilk çeyreğinde, sanayi üretiminde %5.3'lük bir artışı nasıl yakaladığını sormamız gerekiyor.

Ödemeler dengesinin diğer kalemleri incelendiğinde, 2013 yılının ilk çeyreğindeki $2.1 milyarlık net doğrudan yatırım rakamının 2014'ün aynı döneminde $3.1 milyara yükseldiğini görüyoruz. Rakamdaki artış sadece rakamsal bir artış olup, niteliksel olarak da, tutar olarak da Türkiye için son derece yetersizdir.

Nitelikli doğrudan yatırımları çekemediğimiz ve portföy yatırımlarına çok bağımlı bir yapımız olduğu için ödemeler dengesinin finans hesabı altında yer alan portföy yatırımları kalemine özellikle bakıyoruz ve 30 Mart seçimlerine giden günlerde uluslararası sermaye akımlarının Türkiye'yi bir risk bölgesi olarak gördüğünü anlıyoruz. Zira, 2013 yılının ilk çeyreğindeki $8.1 milyarlık portföy yatırımları kaynaklı para girişi 2014'ün ilk çeyreğinde $2.5 milyarlık para çıkışına dönüşmüş. Bu olumsuz durumun 30 Mart seçimleri sonrasında terse dönmüş olduğunu belirtmek gerekiyor.

Finans hesabı altındaki diğer yatırımlar kalemi de 2013 yılının ilk çeyreğinde $17.2 milyarlık bir para girişine işaret ederken, 2014 yılının ilk çeyreğinde $0.7 milyarlık bir çıkış olduğunu gösteriyor.

Gelelim rezervlere. 2013 yılının ilk çeyreğinde $7 milyarlık bir rezerv artışımız olmuş. Fakat, 2014'ün aynı döneminde $4.9 milyarlık rezerv kaybına uğramışız. 2014'ün ilk çeyreği boyunca bir şok etkisiyle yükselen kurlara karşı TCMB'nin piyasaya sürekli olarak döviz sattığını hatırlayalım. Yanlış müdahalelerdi. Boşuna yapıldı ama yapıldı.

Sırada net hata ve noksan kalemi var. Bu kalem, son aylarda en ünlü pop şarkıcıları kadar herkes tarafından bilinir oldu. Kaynağını bilemediğimiz bir para girişi ya da çıkışını ifade ediyor. 2013'ün ilk çeyreğinde $3.9 milyarlık para çıkışı, 2014'ün ilk çeyreğinde $6.6 milyarlık bir girişe dönüşmüş. Nereden ve nasıl geldi bu para? Bilmiyoruz. Bu kalem yeni icad edilmedi. Fakat, temsil ettiği tutar büyüyünce dikkat çekmeye başladı.

Net hata noksan kaleminin detaylarını er ya da geç öğrenebiliyoruz ama. Ülkemizde, bilgilerini paylaşmakta son derece cömert olanlar var neyse ki. Çıkıp, cari açığın şu kadarını ben finanse ettim diyorlar da, biz de birkaç ay gecikmeyle de olsa merakımızı gideriyoruz. Burada durun! Bu paragrafın ilk üç cümlesi mizahi içerik taşıyordu. Doğru değil o yazdıklarım. Mizah ama kara olanından.

Arda Tunca
(İstanbul, 13.05.2014)