Pages

Thursday, March 20, 2014

Fed'in Faiz Artırımı Sinyali: 2015

Fed'in aylık tahvil alım programı $85 milyardan kademeli olarak dün itibariyle $55 milyar düzeyine inmiş bulunuyor. Yeni alım tutarı olan $55 milyarın $25 milyarını konut kredileri destekli tahviller, $30 milyarını ise uzun dönemli diğer tahviller oluşturacak.

Yazılı basın açıklamasında Fed, özel tüketim harcamaları ve sabit yatırımların devam etmekte olduğunu, ancak konut sektöründeki toparlanmanın yavaş olduğunu dile getiriyor. Buna göre, ABD'de genel iktisadi faaliyetin yumuşak bir çıkış trendinde olduğunu vurguluyor. Böylece, kümülatif süreçle beraber istihdam/işsizlik koşullarının giderek düzeleceği tahmin ediliyor.

Fed, fiyat istikrarı yanında tam istihdamı hedefleyen misyonu ile %6.5 olarak hedeflediği işsizlik oranını faiz artırımının yegane kriteri olmaktan çıkardı dün. Bu nokta çok önemli. Sadece işsizlik oranı yerine, yine yazılı basın açıklamasında yer aldığı gibi geniş bir veri setine bakıyor olacak Fed.

Fed, enflasyon hedefi olarak ortaya koyduğu %2'den uzakta. Bu kadar düşük faiz ortamına rağmen enflasyonun artmıyor olması Fed'in kararlarında temkinli olmasına neden oluyor. Böylece, sadece %6.5'lik işsizlik kriteri yerine artık daha geniş bir veri setine bakarak kararlarını alacak. Ancak bu karar, tahvil alım programındaki azaltım ile ilgili değil, faiz oranlarıyla ilgili olacak. Yeni başkan Yellen'in basın toplantısında vurguladığı üzere, tahvil alım programı büyük olasılıkla 2014'ün sonbaharında sonlanacak, faiz artırım kararı ise 2015 yılına sarkacak. Tahvil alım programının sonlanmasıyla faiz artırımı tarihi arasına 6 aylık bir süreç koydu Yellen.

İşsizlik, enflasyon ve büyüme tahminlerini de açıkladı Fed. Buna göre, işsizliğin 2014'te %6.1-%6.3, enflasyonun %1.5-%1.6 ve büyümenin %2.8-%3 aralığına ağırlıklı olarak meyil edeceği öngörüsünde bulundu. 2016'nın ötesinde ise işsizlik için %5.2-%5.6, enflasyon için %2, büyüme için %2.2-%2.3 tahminleri yapıldı.

Türkiye açısından Fed'in kararlarının etkisine bakacak olursak, hem kurun, hem de faizin varlık alım programının azaltımıyla ve daha sonra da Fed'in faiz artırımıyla yükseleceği netleşmiş oluyor.  Önemli olan nokta, bu artışların bir şok etkisiyle gerçekleşmemesi. Herhangi bir ekonomik değişkenin şok nitelikli artışlar ya da azalışlar kaydetmesi, piyasadaki fiyat uyumlarını ve dolayısıyla fiyatlama kararlarını son derece olumsuz etkileyebiliyor.

Amerikan ekonomisinin durumu ve buna göre Fed'in kararlarının gelişmekte olan ülkeler üzerindeki etkisi son dönemlerin en hararetli tartışma konularından biri. Fed, sadece ABD'ye bakacağını söylüyor ama bazı kesimler gelişmekte olan ülkeleri de dikkate alan bir yaklaşımı savunuyor. Fed ise, ben Dünya'nın merkez bankası değilim diyor. Fed, gelişmekte olan ülkelerin durumunu sadece ABD ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerin büyüklüğü çerçevesinde ele alır. Doğrusu da budur. Gelişmekte olan ülkeleri içine soktuğu durumun ABD'yi ne ölçüde etkileyeceğidir önemli olan. Bu nedenle, bu konuyla ilgili çok anlamsız tezlerle tartışmalar yapıldığını düşünüyorum.

Yellen yönetimindeki Fed'in kararlarını tartışırken, Volcker yönetimindeki Fed'in Latin Amerika'da sebep olduğu dalgayı hatırlamakta yarar görüyorum. Tarih, bugünü anlamaya yarıyor derler ya hani.

Arda Tunca
(İstanbul, 20.03.2014)