Pages

Tuesday, February 25, 2014

2014'te Ekonomik Yorum Yapmak

2013 yılının uzun bir dönemini belirsizliklerle geçirirken, dinlediğim çok sayıda yorumda varsayım olmadığını ve bu nedenle yapılan yorumlara yorum yapmakta zorlandığımı dile getiriyordum. Nitekim, TL/USD kuru için son günlerde yapılan yorumlar benzer şeyleri yeniden düşünmeme neden oldu. Bir yorum yapılırken, geleceğe dönük bir tahmin ortaya konulurken, mutlaka dayanılan varsayımları da anlatmak lazım. Yorumcular varsayımlarını anlatıyor ama basın ve yayın kuruluşları varsayımlara yeteri kadar yer vermiyorsa ya da yorumcu varsayımlarını dile getirmiyorsa yorumlar spekülasyona yol açacak hale geliyor. Bu durumu sakıncalı buluyorum. Varsayımların, senaryoların tutup tutmaması çok da önemli değil. Zira, üzerinde yorum yapılan konuda (örneğin, döviz kurları) ekonominin dışında ve yorum veren kişinin uzmanlığına girmeyen ya da tahmin edilmesi imkansız olan o kadar çok faktör devreye girebilir ki, tahminler alt üst olabilir. Örneğin, 17 Aralık sürecini tahmin edebilsek sanıyorum 2014'e ilişkin büyüme beklentilerimiz farklı olacaktı. Önemli olan, belirli varsayımlar altında, ekonominin mantığını iyi çalıştırarak tahmin yapabilmek.

USD kurunda, yıla 2.1713 ile girdik. Gün sonu kapanışları itibariyle, 24 Ocak günü 2.3365 ile zirveyi gördük. 10 Ocak'ta, en düşük seviye olan 2.1645 ile günü kapattık. 24 Şubat'ta geldiğimiz seviye, yıl başındakine çok yakın. 2.1780 civarında seyreden bir USD kuru ile karşı karşıyayız. Yıl başından bugüne kadarki ortalama USD kuru ise 2.2153.

Kurdaki değişimlerin tek başına bir anlamı yok. Spekülatif amaçla döviz alımı/satımı yapanlar, bu yazının ilgi alanına girmiyor. Kurun, ekonomide dış ticaret açısından etkilerine bakmak istediğimizde, reel efektif kur verilerine yönelmemiz gerekiyor. TÜFE bazlı reel efektif döviz kurunun Mayıs 2013'ten beri TCMB'nin referans olarak alacağını belirttiği 120 değerinden hızla uzaklaştığını görüyoruz. Mayıs 2013'te 119.84 iken, Eylül 2013'te 108.69'a iniyor. Fed, piyasaların beklediği varlık alımındaki azaltım için Eylül ayını pas geçince reel efektif döviz kuru 17 Aralık tarihine kadar hemen hemen aynı seviyede devam etti ama Ocak 2014'te 101.48'e kadar geriledi. Yani, Türk Lirası değer kaybetti.

Bir ülke parasının, diğer ülke paralarına karşı değer kaybetmesi ile beraber o ülkenin ihracatının artması gerekir. Bu artış, değer kaybının oluşması ile beraber hemen oluşmaz. Kurdaki volatilitenin yüksekliği, ihracatçı için belirsizlik yaratacaktır. Bu nedenle, kurdaki gelişmelerin bir politika hedefine bağlanamaması ihracatı artırıcı etkilere sahip olmayacaktır. Nitekim, Türkiye'nin Mayıs 2013'ten beri yaşadığı tecrübe bu durumun ispatı niteliğinde. Reel efektif döviz kurunda 120 seviyesini referans alan TCMB, küresel sermaye hareketlerindeki dalgalanmalar nedeniyle bu seviyeden uzaklaşınca ihracatta beklenen artış meydana gelmedi. Oysa, 120'nin altındaki değerler belli bir dönem geçtikten sonra ihracatı ivmeleyici etkiler yapmalıydı.

TCMB verilerine göre 2012 yılında, $163.2 milyar ihracat ve $228.6 milyar ithalat yaparak $65.3 milyarlık dış ticaret açığı verdik. 2013 yılında ise $163.4 milyarlık ihracata karşılık $243.3 milyarlık ithalat gerçekleştirdik. Böylece, 2013 yılında dış ticaret açığımız $79.8 milyar oldu. 2012'de %2.3 olan büyümenin, 2013'te %4 civarına yükseldiğini tahmin etmekteyiz. Büyümedeki bu artışın sonucu olarak ithalat %6.43 oranında artmış. İhracattaki artış ise %0.12 oranında kalmış. Yani, 2012'den 2013'e ihracatın artmadığını söyleyebiliriz. Böylece, 2012'den 2013'e dış ticaret açığındaki artış oranı %22.2 olarak gerçekleşmiş.

Mayıs 2013 tarihini reel efektif kurdaki gelişmelerde bir dönüm noktası olarak aldığımızda, Mayıs öncesi ve sonrası ihracat rakamları ortalamalarına bakarak bir sonuca varabiliriz. Ocak-Mayıs 2013 döneminde aylık olarak ortalama ihracat rakamı $13.5 milyar seviyesinde. Haziran-Aralık 2013 döneminde ise aylık olarak ortalama ihracat rakamı $13.7 seviyesine ulaşmış. Türk Lirası'nın önemli ölçüde değer kaybına uğradığı bir dönemde ihracat, bu değer kaybına rağmen artamıyor. Bunun temel nedeni, kurdaki yüksek volatilite.

Volatiliteye karşı TCMB, dövize müdahale ile önlem almaya çalışıyor ama etkisinin neredeyse hiç olmadığını düşünüyorum. Dövize talebin çok güçlü olduğu bir anda yapılan müdahalelerin ise hiçbir işe yaramadığı kanaatindeyim. Nitekim, 23 Ocak tarihli $3.2 milyarlık müdahalenin kuru 2.39'a kadar çıkardığını gördük.

Kurdaki oynaklığın devam etmesi halinde 2014 yılında ihracat beklendiği kadar artmayacaktır. Bu durumda, ihracat aynı zamanda ithalatı tetiklediği için büyümeye katkısı ya hiç olmayacak ya da son derece sınırlı olacaktır. Bu nedenle, 2014'ün büyüme tahminlerinin odak noktasına ihracatı oturtan yorumları abartılı bulduğumu söyleyebilirim.

Fed'in yarattığı küresel etkileri sürekli konuşacağız. Nitekim, 27 Şubat tarihinde Yellen'in bir konuşması var ve geçen hafta yayımlanan Ocak ayı Fed toplantısına ait tutanaklar kafaları karıştırdı. Varlık alım programının hangi tarihlerde ne miktarlarda azaltılacağını öngörmekte zorlanan piyasalar, bir de işsizlikte %6.5 oranının değiştirilip değiştirilmeyeceğini ve ABD'de faizlerin artırılma olasılığının olup olmadığını da sorgulamaya başladı. Yani, Fed tarafından özellikle gelişmekte olan piyasaların önünü görebileceği hiçbir söylem çıkmıyor. Böyle bir belirlilik söylemi beklemek son derece anlamsız. Fed de bunu geçtiğimiz hafta dile getirdi. Her ülkenin kendi ekonomik dinamiklerine göre önlemlerini alması gerekiyor. Cari açığı yüksek olanlar için bu önlemler, yüksek faiz-düşük büyüme formülüyle kendini gösteriyor.

Yüksek faiz-düşük büyüme ile beraber, uluslararası sermaye hareketlerinin nasıl yön bulacağı gündeme geliyor. Yani, yüksek faiz ortamının devam etmesiyle beraber uluslararası sermayenin Türkiye'ye ne miktarda yöneleceği ve bu durumun kurları düşürücü etkilerinin ne boyutta olabileceğini tartışıyoruz. Bu noktada, seçimler atlatıldıktan sonra güçlü sermaye girişleri bekleyenler USD kurunun 2'ye yakın olacağını belirtiyorlar. Sermaye girişleri güçlü olmaz ama yüksek faiz nedeniyle Türkiye yine de sermaye çekebilir diye düşünenler ise kurda 2.30'un üzerinde bir seviyeye işaret ediyorlar. Ben de 2.30'un üzerinde olacağını düşünüyorum. Ancak, tahmini tutanı tebrik etmenin hiçbir gereğinin olmadığı da ortada. Zira, tahmin edilebilmesi mümkün olmayan faktörler fazlasıyla devrede. Bu ortam nedeniyle tahmini tutanlar tesadüflerin desteğini almış olacaklar. Tahmini tutmayanlar ise aleyhlerine çalışan tesadüflerin azizliğine uğrayacak.

Benim senaryomda, Türkiye'nin siyasi atmosferinin Ağustos sonrasında rahatlayacağı ama Fed etkisinin devam edeceği var. Ancak, Fed etkisinin sonbahara girilirken 2014'ün başında olduğu kadar güçlü olması beklenemez. Çünkü, varlık alım programında azaltımın büyük bir bölümü gerçekleşmiş olacak. Bu şartlarda, kurun 2.35, 2.40, 2.50 olacağını tahmin etsem ne olur, etmesem ne olur? Herhangi bir başka ekonomik değişkeni çapa olarak alamadığınız koşullar altında yapacağınız tahmin tamamen sallamadır. Haydi, ben de sallayayım ve 2.33 diyeyim. Schiller'in Nobel ödülünü neden ve nasıl aldığını iyi anlamanın önemli olduğu günler bunlar.

Özetle, yapısal reformlarıın yapılmadığı bir Türkiye düşük büyümeye mahkumdur. Şimdi, ekonomi-politik açıdan bir yorum: AKP'nin iktidara geldiği yıllardaki düşük faiz ve kolay para ortamı sona erdi. Dolayısıyla, başkasının parasıyla büyüyüp, bunu bir siyasi iktidar başarısı olarak gösterme dönemi bitti. Yine de iktidar başarısı olarak anlatılacak. Buna inananlar da yine mevcut iktidara oy verecek. Türkiye'nin içinde bulunduğu ortam çok umut vermiyor. Siyasi alternatifsizlik ve daha da kötüsü Türkiye'de siyaset müessesesinin çöküşünü izliyoruz son 30 yıldır. İçinde bulunduğumuz dönem, bu çöküşün evrelerinden birini temsil ediyor. Yılları ve nesilleri böyle ıskalıyoruz. Maalesef ki, ıskalamaya devam edeceğiz gibi. Türk insanının farkında olmadığı bir şey var: sadece Türkiye ilerliyor zannediliyor. İnanın, bizden çok daha hızlı ilerleyen çok ülke var. Milli gelir ve Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü önemli değil. Kişi başına gelirdir refah düzeyini anlatan.

Not: Bu yazıyı yazdığımda, yeni bir kaset gündeme düşmemişti. Bu nedenle, yukarıda verdiğim bazı veriler 24.02.2014 tarihi itibariyledir. Yeni oluşan veriler, anlatmak istediğim konunun özünü değiştirmemektedir. Bilgi amaçlı olarak, yeni bir kasetin yayımlanmasıyla, bu yazıyı blog sayfama koyarken USD kurunun 2.2151 seviyesinde olduğunu belirtmek isterim. Bu da, tarihe not olsun.


Arda Tunca
(İstanbul, 24.02.2014)