Pages

Tuesday, January 28, 2014

Enflasyon Raporu ve Olağanüstü PPK

28 Ocak günü enflasyon raporu TCMB tarafından kamuoyuna sunuldu. Sunum, kurlarda görülen ani ve sert yükselişin etkisiyle alınan olağanüstü PPK toplantısına ilişkin merak ve beklentilerin gölgesinde kaldı.

Enflasyon raporu sunumunda öğrendik ki, TCMB'nin 2014 yılı enflasyon oranı beklentisi %6.6'ya çıkmış. Hedefi %5 oysa. Enflasyon tahmini yapılırken ortaya konulan aralığın bir ucu %5.2'ye, diğer ucu da %8'e işaret ediyor. Bunu not olarak düştük ama esas olarak, olağanüstü PPK toplantısı için ipuçları yakalamaya çalıştık. İç talep ile enflasyon arasındaki ilişkilerden, sanayi üretimine ilişkin yorumlardan, ithalat fiyatlarının enflasyona olası yansımalarından çok, bu geceyarısı açıklanacak olağanüstü PPK'nın sonuçlarının ne olabileceğine konsantre olduk. Zira, öncelikle TCMB'nin para otoritesi olarak kendini nasıl konumlandıracağını çok daha fazla önemsedik.

Başçı, sunum sonrasındaki soru-cevap bölümüne, piyasanın algı probleminden söz etti. Tespit doğru. Ancak, bu algı bozukluğunun TCMB tarafından yaratıldığı, konuşmayı dinlerken kafamın arkasında oluşuverdi. Şimdi, bunu düzeltmek gerekiyordu.

Başkan, konuşmasına devam ederken kalıcı sıkılaştırma gerekirse uygulanabileceğini söyledi. Faiz oranının, en temel politika aracı olduğunu ve kademeli olarak yükseltilmesi gerektiğinde yükseltilebileceğini söyledi. TCMB'nin parasal ve finansal istikrarı temin etmek için herşeyi yapacağına dair taahhüt verdi. Yani, verdiği tüm sinyallerde bir faiz artırımının bu akşam gelmekte olduğu izlenimini verdi.

Başkan Başçı, merkez bankası bağımsızlığına ilişkin ilginç bir şey söyledi. Türk Kültürü'nde, bakanların merkez bankası kararları hakkında konuşmalarının kabul edilebilir olduğunu dile getirdi. Merkez bankalarının son derece teknik olan karar değişkenlerine ilişkin bugüne kadar folklorik ya da yerel gelenekler içeren bir özellik tespitim olmamıştı. Bu değerlendirmeyi anlamakta zorlandım. Yani, bizim siyasi düzenimiz çarpıktır, takılmayın bunlara türünden bir tespit mi oldu bu şimdi? Yorumu, ciddiyetten uzak buldum.

Kurlardaki oynaklığın aşırılık arz ettiği bir durumda ve maliyet enflasyonunun kur üzerinden maliyet şokları yaratması olasılığının oldukça güçlendiği bir ortamda faizin artması gerekir. İktisadi ve idari bilimler fakültelerinde para teorisi ve politikası adında bir ders okutulur. Buna göre, enflasyonist baskıların yaratacağı gelir dağılımı bozulmalarının ve finansal istikrarsızlıkların önüne faiz artırımı ile geçebilirsiniz. Elbette ki başka araçlar da vardır ama para politikasının faiz yoluyla üstüne düşeni yapması gerekir. Diğer önlemler devreye girdiğinde, faizin artırılmasına ilişkin baskılar da hafifler. Dolayısıyla faiz, Başçı'nın da dediği gibi para politikasının en önemli ve etkin politika aracıdır.

Türkiye, yıllarca %50'lerde gezinen bir enflasyon oranı ve %60'lardaki repo oranlarıyla yaşarken faizi neden bu kadar tartışmadı da faizin %7, 8 ya da 9 olmasına bu kadar takılıyor şimdi? Acaba, faiz üzerine bu kadar yorumlar yapanlar nominal ve reel faiz kavramlarından haberdarlar mı? Pek değiller gibi geliyor bana. Aksi takdirde, fiyat ve finansal istikrara hizmet edecek önerilerde bulunurlardı.

Bu gece, PPK'nın alacağı kararın ne olacağından çok, alınacak kararın TCMB'nin para otoritesi olduğu mesajının güçlü olarak verilmesi önemlidir. TCMB'nin, ekonomi kuralları çerçevesinde, para politikası neyi gerektiriyorsa onu yapacağı yönünde karar alabileceğini ortaya koyması gerekir. Faiz artırımından çok daha önemli olan budur. Zira, ekonomi kuralları çerçevesinde, zamanında atılmamış adımların bir bedeli ödeniyor günlerdir. Hiçbir ekonomi politikası kararı alınmadığı ama alınabileceğine dair bir sinyalin (olağanüstü PPK toplantısı kararı) gelmesiyle dahi Dolar kuru 2.39 seviyelerinden 2.26 seviyelerine inmedi mi? Piyasa, ekonomiye ilişkin kararların ekonomi kuralları çerçevesinde değil, siyasi etki altında alındığına dair bir intiba edindi. Başçı'nın da kabul ettiği bu algı problemi beklentileri bozdu. Bozulan beklentiler, kuru zıplattı.

TCMB, 2014 yılına ilişkin para ve kur politikası hedeflerine faizi koymamıştı. Bugün ise, faiz ve döviz satımlarının beraber kullanılacağını dile getirdi. Yaklaşık bir ay arayla ekonominin yörüngesinden çıkış ve yeniden yörüngeye girilebileceğine dair bir sinyal. Sonuç, kredibilite kaybı.

Karar ne olur? Yaptığım tahmini ancak eldeki donelere göre ortaya koymam mümkün. Başçı, bir haftalık fonlama faizi olan %4.5 ve faiz koridorunun alt bandı olan %3.5 oranlarının anlamını yitirdiğini söyledi. Ayrıca, eskiden politika faizi diye adlandırılan %4.5 için politika faizi ifadesi terk edildi ve tüm vadelerdeki fonlamaların hepsinin politika faizi olarak adlandırılması gerektiğini söyledi. Bütün bunlar faiz yapısında bir değişikliğe işaret ediyor mu? Olabilir. Ancak, diğer yandan da faiz koridorunun ne kadar faydalı olduğunu da yine Başçı sürekli anlatıyor. Bu durumda, kafam karışıyor haliyle.

Eğer koridor uygulaması devam ederse, üst bandın %10.50 civarında bir noktada belirleneceğini ve fonlama yapılan ağırlıklı ortalamanın önümüzdeki günlerde %9 seviyelerine çekileceğini düşünüyorum. Fonlama %9'da olsa da, şartlar gerektirdiği anda daha yukarı gidilebileceğinin de mesajı verilmiş olunacak. Yani, para otoritesinin merkez bankası olduğu ifade edilmiş olacak. Faiz yapısı değişirse, doğrudan bir oran açıklanacak. Bu oranın, mevcut konjonktürde %9-10 aralığında olmasını beklerim.

Fonlama maliyetleri bu arada dün itibariyle %8.36 oldu. 17 Aralık'ta %6.56 idi. Ticari kredi faizleri %12'nin üzerinde ve gösterge faiz ise kabaca %10.60-11.20 aralığında gidiyor. Faizler zaten yükseldi yani. Bütün konuştuğumuz, TCMB TL'nin patronu mu değil mi aslında.

Başbakan, akşam saatlerinde faizin artırılmasına her zaman karşı olduğunu söyledi. İktisadi açıdan "her zaman" ifadesini tartışmak mümkün değil. Bakara Suresi'nin 275. ayeti ya da Rûm Suresi'nin 39. ayetine mi bakmak lazım tartışmak için?

Bakalım yukarıdaki tahminlerime yakın sonuçlar mı çıkacak, yoksa hiç ilgisi olmayan başka bir karar mı? Ülke, milli maç bekler gibi bekliyor gece yarısını.

Arda Tunca (İstanbul, 28.01.2014)