Pages

Monday, January 27, 2014

27 Ocak İle Başlayan Zor Hafta

Anlık değerlendirmelerin önemli olduğu ama anlık karar vermemenin gerektiği bir haftaya başlıyoruz. Genelde haftalık değerlendirme yapan yazılar yazmam ama içinden geçmekte olduğumuz süreçte farlar kısaldı. Özellikle 27 Ocak ile başlayan hafta boyunca neler olduğunu düşününce, haftalık bir yazı yazmak bir zorunluluk haline geldi. Pekiyi, bu hafta neler var?
  1. 28 Ocak'ta TCMB enflasyon raporunu kamuoyu ile paylaşacak. Yapılacak toplantı, enflasyonun geleceğine ilişkin tahmin ve tespitlerden çok, TCMB'nin piyasaya vereceği mesajlar ve kaybolan kredibilitesini geri kazanma çabaları açısından piyasaların merceğinde olacak.
  2. 29 Ocak'ta Fed'in faiz kararı toplantısı var. Rutin bir toplantı olduğu için adında "faiz kararı" ifadesi geçiyor. Bir faiz kararı çıkmayacak ama varlık alım programının azaltımına ilişkin ne karar çıkacağı merakla bekleniyor. Buradan çıkacak/çıkmayacak bir karar, bütün gelişmekte olan ülkelerin para birimlerini önemli ölçüde etkileme gücüne sahip. 2013'ün ikinci yarısının başlarından bu yana yaşadıklarımızın temelinde Fed'in para politikası değişikliklerine ilişkin beklentiler var. Genel kanı, mevcut $75 milyarlık düzeyin korunacağı yönünde. Kişisel fikrim de bu yönde. Zira, ABD'de işsizlik düşüyor ama istihdamda kırılganlıklar var. Cari ücret haddinde çalışmaya razı olan ve iş arayanlar işsizliğin tanımına girer. İş aramayı bırakan bir kişi işsiz değildir. ABD'de, iş aramayı bırakan ve sayısı giderek artan bir kesim var. Bu durumun yarattığı endişeyle beraber, işsizlik %6.7'ye gerilemişse de, istihdamda yaşanmakta olan olumsuzluklar nedeniyle varlık alım programında bir azaltım beklemiyorum. Bu arada Fed, gelişmekte olan ülkelerin durumuna bakarak karar almaz. Fed'in gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkan koşullara bakarak da karar alıp almadığı çok tartışılıyor. Bu nedenle, kendi görüşümü ifade etmek istedim.
  3. Hafta içinde, Türkiye'de hazine ihaleleri olacak. Borçlanma konusunda herhangi bir aksilik olmayacaktır. Türkiye borçlanmakta zorlanır mı sorusu gündem dışıdır. Bu konu da tartışıldığı için konuya netlik kazandırmakta fayda görüyorum. Ancak, kamu borçlanma maliyeti artacaktır. Gösterge faizin %11'e çok yakın bir seviyeye geldiği düşünüldüğünde, çeşitli vadelerde yeni oluşacak faiz oranlarını tahmin etmek kolaylaşıyor.
Geçtiğimiz hafta, Türk Lirası %4.5 oranında değer kaybetti. %5.1'lik Arjantin Pezosu'nun hemen ardından geliyoruz en çok değer kaybeden para birimleri sıralamasında. Yılbaşından bugüne 24 Ocak'a kadar ise %8.7'lik değer kaybı ile yine Arjantin'i takip ediyoruz. Pezo'nun değer kaybı %9.5. 22 Mayıs tarihinde, Bernanke'nin varlık alım programında azaltım sinyalinden bu yana ise sıralama yine değişmiyor. Arjantin Pezosu'nda değer kaybı %35.9 ve Türk Lira'sında %26.3. Sadece 17 Aralık sürecinden sonraki döneme bakınca Türkiye %15.3 ile ilk sıraya oturuyor, Arjantin ise %13.1 ile ikinci sırada.

Kurdaki gelişmelerle ilgili olarak yaşanan panik havası, Türk Lirası'ndaki değer kaybının çok süratli bir şekilde ortaya çıkmasından kaynaklandı. Şirket bilançolarındaki kur farkı gelir ve giderleri kalemleri dikkatle izlenecek. Bu kalemlerde meydana gelecek ani bir hasarın endişesi yaşanıyor piyasalarda. Bugün yaşananların, reel olarak değerli Türk Lirası'nın ve yüksek faizin bir sonucu olduğunu unutmayalım. Kurdaki artış, şirketlerin göreceli olarak rahat adapte olabilecekleri bir tempoda gerçekleşseydi, bugünkü panik havası olmayacaktı. Kurdaki değer kaybıyla ilgili olarak, yapısal reformların bu gelişmelere eşlik etmesi koşuluyla önemli bir problem görmüyorum. Ancak, sadece kurun artışı ve özellikle ani olarak artışı bir problem. Çünkü, yapısal reform yok. Zaten, yapısal reform ihtiyacı da yokmuş. Hafta sonu dinlediğim bazı açıklamalardan öğrendim. Duyunca içim rahatladı. Boşuna vesvese yapıyormuşum meğer. 8-10 sene sonraki diğer bir türbülans, çalkantı ya da krizde yeniden görüşeceğiz demektir bu.

Tekrar belirtelim ki, kurdaki gelişmeler küresel bir boyutta. Tüm gelişen ülkelerin yaşadığı bir sorun. Dolayısıyla, bu hafta Fed'i izleyeceğiz. TCMB'nin enflasyon raporu sunumuna bakacağız. Bu toplantıda, TCMB'nin kredibilite kazanması önemli. Döviz satımlarını durdurması ve ek parasal sıkılaştırma günleri için belirlediği %9 civarındaki faiz oranını kesintisiz olarak uygulaması gerekir. Her gün ek parasal sıkılaştırma yapmak etkin olur mu? Arzu edilen etkinliği sağlamaz ama çok kısa vadede yapacak başka bir şey yok. Tüm olumsuzluklara rağmen, kısa vadeli sermayenin çok limitli bir düzeyde çıkış yaptığına tanık olduk. BİST'in MSCI gelişmekte olan piyasalar endeksine göre biraz daha sınırlı bir düşüş ortaya koymasını buna bağlamak lazım. Zira, geçen hafta Asya piyasalarından çok önemli boyutta sermaye çıkışları oldu.

Zor haftada herkese kolay gelsin.

Arda Tunca
(İstanbul, 27.01.2014)