Pages

Tuesday, October 1, 2013

A.B.D.'den Dersler: Büyüme mi Bütçe Açığı mı?

A.B.D.'de yaşanmakta olan siyasi gelişmelere ilişkin yapılan bazı yorumlarda hatalar tespit ediyorum. Bazı yorumların abartılı olduğunu görüyorum. A.B.D.'de bir kriz çıktığını düşündürecek yaklaşımların dile getirildiğine tanık oluyorum.

A.B.D.'deki siyasi düğüm iki aşamalı. İlk aşamada, 1 Ekim ile başlayan yeni mali yılda kamu harcamalarının devam ettirilememesi gibi bir durum söz konusu. Güvenlik, sağlık gibi temel ve hiçbir şekilde aksamaması gereken kamu hizmetleri devam ediyor. Ancak, müzeler, milli parklar kapalı. Yani, bir kriz çıkmış değil A.B.D.'de. Siyasi bir anlaşmazlık var ve bu anlaşmazlık çözülemiyor. Böylesi bir durumla A.B.D. ilk kez de karşılaşmıyor.

İkinci aşamada ise A.B.D.'nin borçlanma limiti söz konusu. Eğer siyasi düğüm çözülemezse, bu aşamaya 17 Ekim'de geçilecek. Borçlanma limitinin artırılmamasının anlamı, A.B.D.'nin borçlarını geri ödeyememesi. Bu sorun son derece ciddi bir sorun. A.B.D.'nin kamu borcunun ne anaparasını ne de faizini ödeyemediği bir küresel ekonomi düşünün. Bu bir kriz hali. Ancak, henüz bu noktaya gelinmedi.

Kısaca, 1 Ekim itibariyle Cumhuriyetçiler niyetlerinde ne kadar ciddi olduklarını ortaya koymak amacıyla siyasi bir hamlede bulundular ve bazı kamu hizmetlerinin yerine getirilmesini engellediler. Niyet, Obama'nın çok önem verdiği ve "Obamacare" olarak isimlendirilen sağlık reformunu bir yıl için erteletmek. 2009 yılında, yani küresel krizin bugüne göre çok daha yoğun hissedildiği günlerde Obama'ya 3 yıl içinde harcanmak üzere $831 milyarlık bir harcama yetkisi verildi. Yani, genişleyici bir maliye politikası uygulamasına gidildi. Para politikası cephesinde de Fed'in desteğiyle beraber A.B.D. ekonomisi toparlamaya başladı. Cumhuriyetçi Bush döneminde oluşan kriz koşullarından çıkmak Obama'ya kaldı ve ekonomide olumlu gelişmeler kaydedildi. Şimdi, Demokrat Obama'nın sağlık reformu üzerinden siyasi bir kavga veriliyor. Amerikan Halkı'nın da büyük ölçüde desteklediği sağlık reformunu Obama'ya ertelettirerek dur demek isteniyor. Cumhuriyetçi kanadın mesajı şu: Harcama yetkisi istedin, verdik. Ama, hala yetki istiyorsun. Bütçe açıklarının milli gelire oranı büyüyor.

Yapılan hesaplamalar, ilk aşama olarak adlandırdığım kamu harcamaları kesintisinin ekonomiye günlük maliyetini $300 milyon olarak gösteriyor. Kamu harcamaları kesintisinin 1 ay devam etmesinin bir çeyrekte büyümeden 1 puan götüreceği belirtiliyor. Ayrıca, 800,000 Amerikan vatandaşı maaş alamayacak ve bu siyasi düğümlenmeden ekonomik olarak olumsuz etkilenecek.

Gelinen noktanın, A.B.D. ekonomisi için kaldırılamaz bir durumu yok. Cumhuriyetçi kanat, siyasi kazanımlar için bunu göze alabilir. Ancak, gerçekten siyasi bir kazanım olacak mı? Hele ki, 17 Ekim'den sonra A.B.D.'nin kamu borcunu ödeyemez hale getirmenin hesabını Obama değil, Cumhuriyetçi'ler vermek zorunda kalır. Bu nedenle, ikinci aşamanın yaşanacağını hiç düşünmüyorum.

I.M.F. tarafından yapılan bir hesaplamaya göre A.B.D. ekonomisinde kamu borcu artışının 2008'den bu yana %60'ı kamu gelirlerindeki düşüşten kaynaklanıyor. Yani, kamu borcunun artışı üzerinde kamu harcamalarının artması ve batan bankaları kurtarmak için harcanan paraların toplamından iki kat daha fazla olumsuz bir etkiyi kamu gelirlerindeki düşüş yaratıyor. Kamu gelirlerinin artması nasıl mümkün? Büyüme ile elbette. Demek ki büyüme olmayınca kamu açıkları çok güçlü bir artış trendine giriyor.

Fed, ekonominin büyümesi konusunda hiç riske girmemeyi tercih etti ve 18 Eylül'deki Fed toplantısının sonunda, parasal genişlemeyi yavaşlatmadı. Büyüyememenin kamu maliyesi üzerindeki etkilerinin boyutunu Fed iyi biliyor. Cumhuriyetçi'ler de mutlaka biliyor ama halkın bunu bilmediğini bildikleri için siyasi manevralara sarılıyorlar. Görünen o ki, Obama Clinton'un da tavsiyesiyle bu oyuna gelmedi. A.B.D.'nin küresel liderliğinden söz ediyor. Cumhuriyetçi'lerin bu liderliği baltalayacağını dile getiriyor. Amerikan Doları'nın küresel boyutta rezerv para birimi olma özelliğinden söz ediyor. 17 Ekim'e kadar Cumhuriyetçi'lerin siyasi oyunlarını izleyerek "buyurun A.B.D.'yi borcunu ödeyemez duruma getirin haydi" diyecek büyük ihtimalle.

A.B.D.'nin içinde bulunduğu duruma küresel piyasalar pek olumsuz bir tepki vermedi. Çünkü, bu şartlar altında Fed'in parasal genişlemeyi durdurmayacağı biliniyor. Ne zaman ki parasal genişlemede yavaşlama olasılığı oluşacak, piyasalar yine bir süre önceki olumsuz havaya girecekler.

İktisadi analizde uzun vadeli ve kısa vadeli analizler ve varsayımlar son derece önemlidir. Kısa vadede piyasalar için olumlu gibi görünen mevcut halin, uzun vadedeki görünümü son derece kötü olur. 17 Ekim'in kazasız atlatılması durumunda, piyasalar Fed Aralık'ta parasal genişlemeyi yavaşlatacaktır beklentisiyle olumsuz gibi görünen bir havaya bürünecektir. Ancak, durumun aslı öyle değil. Neyin iyi ya da neyin kötü olduğunu piyasa da biliyor. Ancak yatırımcılar için kazanç önemli. Spekülatif hareketler işin doğasında var. Dolayısıyla, piyasaların iyi ve kötü olanı ayırt edemediğini düşünmüyorum. Piyasalar yükselince olumlu, düşünce olumsuz ifadelerinin kullanılmasında bir sıkıntı var bu konjonktürde sanırım.

Arda Tunca
(İstanbul, 01.10.2013)