Pages

Monday, September 16, 2013

Kabataş'ta Açılış Bir Serüvenin Başlangıcıdır

1985 yılının Eylül ayında, 77. açılış töreninde başladı benim serüvenim. 1988'deki mezuniyet ile bir evre bitti ama yenisi başladı. Arkamı rıhtıma verip, göğsüme çöken bir ağırlıkla okul bahçesinden öğrenci olarak son kez çıktığım günü dün gibi hatırlıyorum. Açılışta okulda olup, kapanışa ömrü yetmeyenlerimiz oldu tarihte. Biraz onların hikayelerini de yad ederek, 106. açılış töreninde böyle dönmek varmış okula kaderde:

Kabataş Erkek Lisesi - 16.09.2013
"Değerli Kabataşlı'lar, sayın davetliler, ama herşeyden daha önemlisi, değerli öğretmenlerimiz ve sevgili öğrenci kardeşlerim:

Şubat 2014'te 106. yılını kutlayacağımız bu büyük okulun yeni bir eğitim-öğretim yılını daha açmaktayız. Ülkemizin her köşesindeki öğrenciler için özel olan bugünün devamındaki uzun bir sezonun öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz için sağlıklı, mutlu ve başarılarla dolu geçmesini temenni ederim. Yeni bir sezonun başlangıcı her öğrenci için özeldir ama bu heyecanı camia olarak öğrencisi, öğretmeni, velisi ve mezunuyla yaşayan eğitim kurumları çok azdır. Kabataş, bugünü camia olarak yaşayan ülkemizdeki az sayıdaki kurumdan biridir. Bu nedenle bugün hepimiz için çok özeldir.

Kabataşlılar Derneği olarak, okulumuzun mezunlarını her zaman birlik ve beraberlik içinde tutmaya çalıştığımız bu çatının altında, büyük bir Kabataş tarihi ve kültürünü bu büyük camia ile paylaşmaya, yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyoruz ve görüyoruz ki herşey, tam 106 yıldır başlangıcı yapılan bu büyük serüven ile başlıyor. Ama, asla bitmiyor. Kanımıza işleyen Kabataşlılık ruhu, birlik ve beraberliği, bir ömür bizlerle birlikte yaşıyor.

106 yıl boyunca, burada başlayan bazı hayat hikayeleri, ülkemizin ve Kabataş'ımızın ortak tarihine mal olmuş yerlerde ve olaylarda zamansızca sonlandı. Balkan Savaşları'nda, Çanakkale'de bir hilal uğruna kaybettiğimiz güneşlerimiz oldu. Kırmızı-beyaz olan renklerimiz, kırmızı-siyah oldu. Bu büyük heyecanla başlayan bu serüvenin okul döneminin bitişini kutlayamadan kapatmak zorunda olduğumuz günlerimiz oldu tarihimizde. Dönem dönem bizi acıya boğan olaylar yaşasak da, bize bu günleri veren büyüklerimizin, ağabeylerimizin bıraktıkları mirası camia olarak bir yaşam dersine çevirdik ve yaşattık. İşte bu yüzden Kabataş bir gelenek oldu. Kırmızı, kanımızı, siyah ise tarihi onur ve gururumuzu temsil etti.

Gelenek, asla ve asla geçmişe takılıp kalmak olmadı Kabataş'ta. Bizim için gelenek, geçmişimizden çıkardığımız bilgi, görgü ve tecrübelerle bizi geleceğe götürecek bir felsefe ve prensipler yaratmak anlamı taşıdı hep. Kabataş, bilimin, aydınlanmanın, bilgiyi toplum yararına kullanmanın önemini öğretti bize. Hepimiz gençtik, geleceğe atılan birer oktuk ve dağıldık hem ülkemizin hem de Dünya'nın dört bir yanına. Fakat, nerede, nasıl ve hangi koşulda olursak olalım, Kabataş'ın bize verdiği ilkeleri günlük hayatımızda hep uyguladık.
 
Bu camianın mezunları olmanın bize verdiği toplumsal sorumluluğu ve ağırlığı her zaman hissettik. Hangi meslek grubuna dahil olduysak, hep bir fark yaratmanın peşinde olduk. Çünkü, o elleri öpülesi insanlar, yani öğretmenlerimiz, at gözlüklerinizi çıkarın demişlerdi bize. Ne iş yaparsanız yapın ama en iyisini siz yapın demişlerdi. Yaşamı sadece çevrenizden ibaretmiş gibi algılamayın demişlerdi. Ülkenizi, Dünya'yı ve evreni anlamanın ve algılamanın peşinde olun demişlerdi. Geleneklerinizden aldığınız güçle, değişimin, dönüşümün liderleri olabilin ve hiçbir fikrin asla bağnazı olmayın demişlerdi bize. Büyük bir insanın, Atatürk'ün elinde hiçbir şey yokken neler yaratabildiğinin öykülerini anlatmışlardı bize. Yani, yaşamın içinde sonradan anladık ki, biz bir lisede değil, hayatın tam ortasında okumuşuz meğer.

Bugün, tüm Kabataşlı öğretmenler için başarılar dilemek zorundayız. Nasıl ki biz mezunlar olarak bir bayrak taşıyorsak, Ömer Seyfettin'lerin, Behçet Necatigil'lerin, Behçet Kemal Çağlar'ların, Kör Salih'lerin, Galip Vardar'ların, Zeria Bali'lerin, Oktay Tuncer'lerin ve daha nice devasa isimlerin kendilerine bıraktıkları büyük bir mirasın yükünü de bugünün değerli öğretmenleri taşımaktalar. Kendilerine, bu kutsal görevde başarı diliyor ve her an, her ihtiyaçlarında mezunlar olarak emirlerinde olduğumuzu bildirmek istiyoruz.

Bugün, öğrenci ve öğretmenlerimizin günü. Ancak, okulumuza yeni başlayan taze Kabataşlı kardeşlerimiz için herkesten farklı anlamlar taşıyan bir gün. Bu sabah itibariyle, artık sizler de birer Kabataşlı oldunuz. Aramıza hoşgeldiniz. Bizler ve bizden çok öncekiler de yukarıda bazı örneklerini verdiğim şartlarda Kabataş'a adım attılar. Sizler, geçmişten gelen bu büyük geleneğin artık birer parçasısınız. Şimdiden sizleri çok seviyor ve sevgiyle kucaklıyoruz. Sizlere önce sağlık, sonra yüksek ahlaki değerlerle yoğurulmuş aydınlık ve geleceğe bakan bir eğitim sürecinin büyük başarılarla dolu geçmesini diliyoruz. Sizlere çok çalışmanızı öneriyoruz. Yılmadan, inatla çalışmanızı istiyoruz. Sizler, başarılı olmak zorundasınız. Ama, gençliğinizin tadını da eğitiminizle dengeli bir şekilde çıkartmaktan geri kalmamanızı öneriyoruz. Kabataş, bize çok yönlü insanlar olmayı öğretti.

Aradan yıllar geçti. Fakat, bizler buradayız. Mezun olduk, her okul açılışında buradaydık. Arada, biraz yok olduk, hayatlarımızı düzenledik. Ama, yine köklerimize döndük. Çünkü bizler Kabataşlıyız. Tanrı'dan, hayatımızın sonuna kadar bu camianın havasını solumayı temenni ediyoruz.

Yeni eğitim ve öğretim yılının ülkemizin her yerinde sağlık, sevgi ve başarı dolu geçmesini diliyorum. Bugün, bu camianın burada toplanabilmesine, bu geleneği yaşatabilmesine vesile olmuş tüm yaşayan ve Hak'kın rahmetine kavuşmuş öğretmenlerimizi ve mezunlarımızı saygı ve minnetle anıyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ni bize emanet eden, başta Büyük Atatürk olmak üzere Cumhuriyet'imizi sonsuzluğa taşımak fırsatını bize vermiş tüm şehitlerimizi ve bize ilham kaynağı olmuş büyüklerimizi rahmetle yad ediyorum.

Tüm Kabataşlı'lara saygı ve sevgilerimle,

Arda Tunca (1988)
Kabataşlılar Derneği Yönetim Kurulu Adına"