Pages

Friday, May 10, 2013

Gary Gensler - Türev Ürünler - Kapitalizm

18 yıl Goldman Sachs gibi büyük bir yatırım bankasında çalışmış birinin türev ürünlerle ilgili düzenlemeler getirici yasaların altına imza atmak istediğini birisi söylese pek inandırıcı gelmeyebilir. Ancak, bir önceki İtalya başbakanı Monti de eski bir Goldman Sachs çalışanı olarak İtalya'yı derin Avrupa krizinden çıkaracak önlemleri almaya çalışmıştı. Monti'yi gördükten sonra, bazılarımızın yatırım bankacıları hakkındaki fikirleri değişmiş olabilir ama yine de türev ürünleriyle ilgili yasalar geçirmeye çalışan bir yatırım bankacısını görmek şaşırtıcı olabilir.

Bugünlerde, Gary Gensler adında eski bir yatırım bankacısı, A.B.D.'de bir yasa geçirmeye çalışıyor. Bu yasa, türev ürünlerin sebep olabileceği risklerin A.B.D.'yi etkilememesini amaçlıyor. Yasaya göre, A.B.D. kökenli finans kurumlarının yurt dışında gerçekleştirdikleri türev piyasası işlemleri Amerikalı müşterilerini etkiliyorsa, bu işlemlerle ilgili olarak Commodity Futures Trading Commision adlı kuruma bilgi verilecek. A.B.D.'li firmaların ya da yurt dışındaki iştiraklerinin türev işlemlerine dair garantiler vermiş olmaları da mümkün. Bu işlemler de yine komisyona bilgi verilmesi gereken işlemler kategorisinde yer alıyor. Gary Gensler, komisyonun başındaki kişi.

Gensler, Bill Clinton döneminde, emtialar ile ilgili türev piyasalarının (credit default swap ve diğer türev ürünler) regülasyonlardan muaf tutulmasını sağlayan bir yasanın (Commodity Futures Modernization Act of 2000) geçirilmesine destek olmuş. Yani, 2008 krizini doğuran nedenlerden birinin bir nevi hazırlayıcısı rolünü üstlenmiş. Ayrıca, işletmelerde muhasebe uygulamaları ve kurumsal yönetim ilkelerini düzenleyen Sarbanes-Oxley Yasası'nın mimarlarından senatör Paul Sarbanes'e danışmanlık da yapmış. Yani, hem regülasyon hem de deregülasyon tarafında yer almış.

Gary Gensler, yukarıda sözünü ettiğim yeni yasayı bu yılın Temmuz ortalarına kadar çıkarmak istiyor. Ancak, piyasanın direnişiyle karşı kaşıya. Piyasa, bu yasanın geçmesi halinde A.B.D.'li firmaların uluslararası rekabette dezavantajlı bir duruma düşeceğini söylüyor. Müşterilerin, A.B.D. firmaları yerine başka ülke kokenli firmalara yöneleceklerini dile getiriyor. Ayrıca, A.B.D.'nin çıkaracağı bu yasanın diğer ülkelerin yasalarıyla çelişkiler yaratacağını ve uyumsuz bir hukuki yapı ortaya koyacağını ifade ediyor. İngiltere, Rusya, Japonya ve Almanya da A.B.D.'nin çıkarmak istediği bu yasaya itiraz ediyor. Hatta, Amerikan hazine sekreteri Lew ile de konuyu görüşmüşler.

JP Morgan Chase, London Whale adı takılan çalışanının türev ürünlerle aldığı riskler yüzünden geçtiğimiz yıl $6 milyarlık bir zarar yazmıştı. Yine JP Morgan Chase örneğinden gidilecek olursa, bankanın geçtiğimiz yıl sonunda $70 trilyonluk türev ürünlerde işlem büyüklüğü söz konusuydu. Bu rakamın büyük bir bölümü de A.B.D. dışındaki ülkelerde gerçekleştirilen işlemlerden oluşmaktaydı. Ayrıca, 2008 krizi sırasında $600 trilyon olan türev ürünler piyasasının büyüklüğü bugün $700 trilyon civarına ulaşmış durumda. Sözünü ettiğim rakamlar çok büyük ve halen dünyanın daha da derin bir krize sürüklenmesi için yeteri kadar tehdit yaratabilecek güce sahip. Gary Gensler'in önceden yaşadığı bir kişisel tecrübesi de türev piyasasıyla ilgili bugünkü tavrını açıklar nitelikte. Gary Gensler, Asya Krizi'nin etkilerinin yoğun olarak hissedildiği 1998'de, o krizin batırdığı Long Term Capital Management firmasını ziyaret ediyor, $1.2 trilyonluk türev ürünleri işlemlerinin Cayman Adaları üzerinden yapıldığını ve işlemlerin detaylarına ulaşılamadığını görüyor.

Yukarıda anlattıklarım, global ekonomik mimariyi yakından ilgilendiren bir konu olduğu için radarıma takıldı. Global ekonomik mimarinin değiştirilmesi gerekiyor. A.B.D., Dodd-Frank Yasası ile 2010'da önemli bir yol aldı belki ama ortada asimetrik bir durum var. Tek tek ülkeler ve bölgeler kanunlar yapıyorlar ama pekçok finansal ürün global ölçekte üretiliyor ve dolanıma çıkıyor. Küresel ekonomik sorunlar küresel kurumlara, yönetimlere ve herşeyden önemlisi ortak akla ihtiyaç duyuyor ama böyle bir oluşum ya da fikir birliği yok. Yani, küresel ekonomik mimari küresel boyutta şekil değiştiremiyor. Bölgesel çabalar ise, yönetsel açıdan yanlışlara yol açıyor. Zira, küresel gelişmeler bölgesel kararlarla çarpık olarak şekilleniyor.

Türev ürünler yoluyla, riskler el değiştiriyor ama ortadan kaldırılmıyor. Aynı odanın içinde diyelim ki 5 kişi var ve odanın içinde de bir al bombası duruyor. Bombayı, herkes kendi elinden çıkartmaya çalışıyor, birbirine atıyor. Ancak, bomba patladığı anda, en büyük zararı bombayı elinde tutan görse de, odadaki herkes ağır hasar almış oluyor. Türev piyasalardaki durum da böyle. Türev ürünlerin küresel ölçekte mutabakata varılmış regülasyonlar ile düzene sokulması şart. İçeriklerine ilişkin önemli düzenlemeler getirilmesi lazım.

Dünya, 1800'lerin sonunda muazzam bir küreselleşme yaşamıştı. İki tane Dünya savaşı oldu sürecin sonunda. Bugün, yine küreselleşme çok önemli boyutlara gelmiş durumda. Ancak, neredeyse sadece finans kapital küreselleşti. Diğer küreselleşme unsurlarıyla finans kapital arasındaki mesafe çok açılmış durumda. Madem neo-liberal olunacak, madem deregülasyon olacak, o halde bu fikirlerin altyapısı için de uygun kurumlar kurulacak ve bölgesel asimetriler ortadan kaldırılacak. Kapitalizm, özünde küresel bir olgu çünkü.

Raghuran Rajan'a ait güzel bir söz okudum geçtiğimiz günlerde: Serbest piyasa ekonomisine inanıyorum ama laisse-faire görüşüne inanmıyorum. Kapitalizm, ya küresel boyutta ya da en azından bölgesel boyutta Mundell-Fleming'in önerisine bağlı kalmaya çalışacak ve onu geliştirerek felsefesine uygun ilerleyecek ya da birileri Stéphane Hessel'in öfkelenin tavsiyesini yerine getirecek. Genç işsizliğinin Avrupa'nın bazı ülkelerinde %50'lerin üzerinde olduğunu düşünürsek, öfkelenme potansiyelinin yükseldiğini söyleyebiliriz. Bir önceki denemede, Dünya çok öfkelenmişti.

Arda Tunca
(İstanbul, 10.05.2013)