Pages

Thursday, April 25, 2013

Negatif Reel Faizin Olası Sonuçları

Küresel ekonominin gelişmiş bölgeleri, uzun bir süredir ya çok düşük ya da negatif reel faiz ortamında bulunmakta. Türkiye de bu olguyla karşı karşıya kalmış durumda. Yani, faiz oranı enflasyon oranının altında seyrediyor. Nominal faizden enflasyonun arındırılması olarak ifade edilen reel faizin negatif olmasının tasarruf birikimi üzerinde olumsuz etkileri söz konusu. Diğer yandan, kredi talebini tetikleyen bir etkiye sahip. Negatif reel faiz ortamı, Türkiye'de kredi hacminde belli bir genişlemeyi beraberinde getirdiyse de, küresel krizi yoğun olarak hissetmekte olan Avrupa'da bireysel ya da ticari krediler önemli bir ivme kazanamadı. Oysa, hem FED, ECB, BoE ve BOJ başta olmak üzere dünyanın önde gelen merkez bankaları düşük faiz uygulaması içindeler hem de parasal genişleme uygulamalarıyla piyasalara bol miktarda likidite sağlamış ve bu yöntemle de kamu borçlanma araçları üzerindeki faiz oranlarını düşürmüş durumdalar.

Düşük faiz ortamında beklenti, kredi kullanımının tetiklenerek reel ekonominin canlanması ve büyümenin ivmelenmesidir. Böyle bir ortamda, geleceğe yönelik olumlu beklentilerle önce emtia fiyatlarının artması, sonra da diğer mal ve hizmet fiyatlarının da emtia fiyatlarına eşlik etmeye başlamasıyla enflasyonist beklentilerin artması beklenir. Ancak, günümüz ekonomik gelişmeleri bu beklentiyi karşılayacak bir manzara sunmuyor. Negatif reel faiz ortamına rağmen kredi talebinde önemli bir artış gerçekleşemiyor.

2013 yılının başında, bir miktar olumlu mesajlar veren küresel ekonomik göstergeler Mart ayıyla beraber tüm dünyada ya tersine döndü ya da piyasa beklentilerini karşılayamadı. Örneğin, Almanya'da tersine döndüğünü, Çin'de ise beklentilerin karşılanamadığını söyleyebiliriz. Bu olumsuz hava baş gösterene kadar, emtia fiyatları belli bir noktada tutunabiliyordu. Ancak, emtia fiyatlarının belli bir seviyenin üzerinde kalmasının arkasındaki etken, negatif reel faizle beraber artan kredi hacmi ve kredi hacmi artışının yarattığı talep değildi.

Negatif reel faiz ortamının neden olduğu çok önemli bir gelişme, piyasalarda spekülatif işlem yapma eğiliminin artmasıdır. Faize dayalı yatırım araçlarının enflasyona karşı yatırımcısını koruyamaması sonucu, bir nevi çaresizlik nedeniyle yatırımcıların spekülasyon saikiyle işlem yapma eğilimleri artar. Yani, portföylerin satınalma gücünün zayıflamaması amacıyla artan bir risk alma eğilimi söz konusu olur. Nitekim, piyasalarda artan risk iştahı ifadesiyle vurgulanmaya çalışılan budur. Artan spekülatif yatırım ortamının önemli bir potansiyel sonucu, finansal stabilizasyonun kaybolmasına karşı ciddi bir yumuşak karın yaratmasıdır.

Önce 12 Nisan ve daha sonra 15 Nisan'da altın fiyatı son 30 yılın en büyük fiyat çöküşüne konu oldu. Bu fiyat düşüşünün arkasındaki nedenler pek anlaşılamadı. Oysa, faiz oranı ile emtia fiyatları arasındaki korelasyonu inceleyen ampirik çalışmalar, gevşek para politikası uygulamalarının emtia fiyatlarını artırdığını ortaya koyar. Ancak, bu artışın arkasında reel ekonominin hareketlenmesi olgusu vardır. Reel ekonominin canlanamadığı bir ortamda ise, spekülatif faktörlerin ön plana çıktığına tanık olduk. Her ne kadar, bazı yatırım bankalarının altın için sat tavsiyesi vermesi, Çin'in 2013'ün ilk çeyreğinde yıllık bazda %7.7 büyümesinin piyasaları tatmin edememesi, Kıbrıs'ın altın stoğunu boşaltacağı ve FED'in bu yılın sonunda parasal genişlemeye son vereceği iddiaları gibi faktörler rol oynadıysa da, işin içinde spekülasyon da olduğu daha sonra anlaşıldı.

Para politikası ile emtia fiyatları ilişkisini anlatan çok sayıda çalışma mevcut. İşin içine döviz kurlarını, emtia ithal eden ve ihraç eden ülkelerin enflasyon cephesindeki politikalarını da dahil ettiğinizde, konu karmaşıklaşıyor. Hatta, Hollanda Hastalığı (Dutch Disease) konusunu da düşünerek analize odaklandığınızda çok keyifli bir beyin jimnastiği çıkıyor ortaya. Yukarıda açıklamaya çalıştıklarımla, İtalya'nın onca politik belirsizliğe rağmen borçlanma maliyetlerinin neden düşebildiğine de yanıt bulabilmek mümkün.

Kriz, bilinen ama tekrar hatırlanması gereken bazı gerçeklerin yeniden hatırlanmasını sağlıyor. İlk bakışta, ekonominin kurallarına ters gibi görünen bazı gelişmelerin detaylı analizlerle nedenleri biraz gecikmeli olsa da anlaşılabiliyor. Ortaya çıkan neredeyse her analiz sonucu, olağanüstü dönemlerden geçilmekte olunduğunu ortaya koyuyor. Ortalık, bir iktisatçı için adeta bir laboratuar gibi. Bardağın dolu tarafını bundan daha fazla görebilmek de pek mümkün değil ama.

Arda Tunca
(İstanbul, 25.04.2013)