Pages

Monday, January 21, 2013

Yatırım Araçları ve Tasarruflar

Uluslararası yatırımcılar, uluslararası piyasalarda yatırım yapacak araçlar aramaktalar. Fakat, bulmakta zorlanmaktalar. Genel konjonktür düşünüldüğünde, uygun yatırım aracı bulmanın pek kolay olmadığı ve risklerin belli bir ölçüde zorunluluk nedeniyle alınmakta olduğu bir süreçteyiz. Türk sermaye piyasası da uluslararası yatırımcıların hedef tahtasına koyduğu piyasalardan biri olarak dikkat çekiyor.

Bir yatırımcının, yatırım yaparkenki en önemli kriteri reel getiri beklentisidir. Yani, nominal getirinin enflasyondan arındırılmış bir şekilde birikime yaptığı katkıdır. 2012 yılında, İ.M.K.B. 100 endeksinin Ü.F.E. ile indirgenmiş reel getirisi %42.28 oranına ulaştı. T.Ü.F.E. ile indirgendiğinde ise oran %37.31 olarak gerçekleşiyor. Euro ise, yatırımcıya 2012 boyunca en çok kaybettiren yatırım aracı olarak sıralamanın en altında yer alıyor. Euro'nun Ü.F.E. ve T.Ü.F.E. ile indirgenmiş reel getirisi sırasıyla -%7.05 ve -%10.30. Veriler, T.Ü.İ.K.'e ait. Enflasyon ve işsizlik verilerinin açıklanma saatinde hata yapıldıktan sonra yeni verilere ne kadar güvenebiliriz bilemiyorum ama açıklanan veriler bunlar.

İ.M.K.B.'nin bu kadar çekici bir hale geldiği bir ortamda, sıcak paranın Türkiye'ye yönelişini kesmesi de olası değil doğal olarak. 18 Ocak 2013 tarihli Hürriyet gazetesinde Yalçın Doğan'ın Sıcak Parayla Güller Açtı başlıklı yazısını okudum. Yazıda dile getirilen konunun felsefesiyle mutabıkım. Sıcak paranın 2012'de Dolar cinsinden getirisinin %63.2 olarak gerçekleşitiğine dair de bir tespit var. Türkiye'ye 2012 başında 1 milyon Dolar getiren bir yatırımcının, İ.M.K.B.'deki yatırımlarıyla, yılın sonunda Türkiye'den 1,631,534 TL ile ayrıldığı dile getiriliyor. 2012 başında, herhangi bir yatırımcının bu tutarı 1.8768 üzerinden TL'ye çevirdikten sonra İ.M.K.B.'deki TL kazançlarını yılın sonunda 1.7862 ile tekrar Dolar'a çevirerek Türkiye'yi terk etmesiyle ne kadarlık bir kazanç elde etmiş olabileceğini herkes basit bir hesapla tespit edebilir. 2012 başındaki İ.M.K.B.-100 endeksinin 51,345.45 ve 2012 sonundaki endeksin de 78,208.44 olduğunu da ayrıca hatırlatmak gerekiyor.

Türkiye'de, Türk Lirası mevduata bankaların verdiği faiz ve enflasyon oranı beraber değerlendirildiğinde, yatırımcının reel olarak ya tatmin edici bir getiri elde edemediğini ya da negatif reel getiriyle karşı karşıya kaldığı görülüyor. Yani, mevduat faizi enflasyona yenik düşüyor ve para reel anlamda eriyor. Bu şartlar altında, tasarrufun artması ve Türkiye'nin cari açıkla ilgili sorunlarını gidermek için umut bağladığı tasarrufun artması mümkün değil. Görünen o ki, 2013'te de mevduatın reel getirisi tatmin edici olamayacak. Hükümet, mevduatın yatırımcı için cazibesini yitirdiği bir ortamda, mevduatını daha uzun vadelerde değerlendiren yatırımcılara stopaj oranlarında kademeli bir indirim yaparak uzun vadeli tasarrufu desteklemeye çalıştı. Genel ekonomik atmosferin uzun vade için pek çok soru işaretiyle dolu olduğu bir durumda, stopaj oranları indirilse de uzun vadeli mevduatın Türkiye ekonomisinin yetersiz tasarruf problemlerini çözmekte işe yaramayacağını ya da yapacağı katkının hemen hemen sıfır olacağını düşünmekteyim. Kanun yapıcı da böyle düşünüyor ve mevduatta ben üzerime düşeni yaptım ama diyor ki, bireysel emeklilik sistemine de bir göz atma ihtiyacı duydu.

Tasarruf artışını desteklemek amacıyla, bireysel emeklilik sisteminde yapılan yeni düzenlemelerle sisteme katılımların artacağını düşünmekteyim. Her ne kadar, yapılan düzenlemeler göreceli olarak ücretliler açısından önemli avantajlar sunmuyorsa da sisteme katılımların artacağını yine de hesaba katmak gerekiyor. Bireysel emeklilik sistemine katılımların artması, emeklilik fonlarının kompozisyonu ve hacmi üzerinde kuşkusuz ki etki edecek. Zira, artması muhtemel hacmi karşılayabilecek bir piyasa derinliği gerekli. Dolayısıyla, piyasaların ve genel ekonominin gelişimine paralel olarak, yeni yatırım araçlarının portföy yatırım şirketleri tarafından talep edildiği bir süreç ivmelenerek devam edecek. Bu doğrultuda, 2012 yılını bir hayli hareketli geçiren özel sektör tahvilleri piyasası, 2013 yılına da hızlı bir giriş yaptı. Anlaşılan o ki, özel sektör tahvilleri her tür yatırım kuruluşu için cazibesini 2013'te de devam ettirecek.

Yatırım kararı vermenin zor olması, yatırım yapılabilecek risksiz ürünlerin getirilerinin reel olarak zayıf ya da negatifte kalmasından kaynaklanıyor. Yani, yatırımcıları mevduat ve devlet tahvilleri gibi yatırım araçlarından başka araçlara iten neden, getirilerin yetersizliği. Geriye, ya spekülasyona son derece açık döviz piyasası kalıyor ya da profesyonellerin yönetimindeki fonlar. İ.M.K.B., çok özel bir takip gerektiriyor.

Fonların da kendi içlerinde risk kategorilendirmeleri mevcut. Dolayısıyla, her risk profiline uygun fon seçebilmek mümkün. Kısaca, ibreler tasarrufunu iyi korumak ve ortalama bir muhafazakarlıkta yönetmek isteyenler için fonları, fonları yönetenlere de bu fonlar için uygun özel araçları gösteriyor.

Tüketim alışkanlıklarını uzun zamandır son viteste kullanmaya çalışan Türk halkı, tasarruflar konusunda kendi başına karar vermek yerine kurumsal firmalara danışmayı denemeli derim. Hem ülkemizin hem de tek tek vatandaşlarımızın çıkarları bunu gerektiriyor. Tasarruf birikiminin temelinde paranın yönünü iyi seçebilmek yatıyor. Herkesin tasarruf açısından üzerine düşeni de yapması gerekiyor. Aksi takdirde, fazla tasarruf yapmaya alışkın Japonya ile fazla tüketmeye alışmış Türkiye arasında bir kültürel değişim programı çerçevesinde mesela 10 milyonluk nüfus değişimi yapmak zorunda kalabiliriz yakında. Onların derdi ile bizimki taban tabana zıt zira.

Arda Tunca
(İstanbul, 21.01.2013)