Pages

Thursday, December 20, 2012

Politik Bir Politika Faizi İndirimi

Piyasa, faiz inecek dedi. Hükümet de faizin inmesi gerektiğini aylardır söylüyordu. T.C.M.B. de politik bir hareketle politika faizini indirdi. İçeride küçülen, kamu harcamalarındaki artışla özel harcamalardaki gerilemenin telafi edildiği iç ekonomik dinamiklerin ortasında faiz zaten tarihi düşük seviyelere gerilemişti. Gösterge faiz uzun zamandır %5.75 civarında dolanırken, T.C.M.B.'nin bankaları fonlama faizi %5.60'a kadar inerek, indirimden önceki politika faizi olan %5.75'in dahi altına inmişti.

Hatırlanacağı gibi, 2012'in ilk yarısında, dünyanın önemli merkez bankaları faiz indirirken biz ekonomiyi soğutalım diye faiz yükseltiyorduk. Daha sonra indirimlere gitmeye başladık. Çünkü, bu defa fazla yavaşladığımızı anlayıp kredi hacmi artışıyla büyümenin desteklenmesi gerektiğinin farkına vardık. Faiz indirimlerinin başladığı süreçten bu yana, büyümenin ne kadar ivmelenmiş olduğunu henüz anlayamadan ve ölçemeden T.C.M.B.'nin 0.25 puanlık politika faizi indirimi geliverdi. Kanımca, hiçbir anlamı olmayan bir indirim oldu. Zira, T.C.M.B. sadece politika faizini indirmekle kalmadı. Bankaların bir yıla kadar vadeli yabancı para cinsinden zorunlu karşılıklarının oranını da 0.5 puan arttırdı ve piyasadan tahminen $850 milyonluk bir likiditenin çekilişini de sağlamış oldu. Yani, bu durumda bankaların fonlama maliyeti bir taraftan iniyor gibi gözükürken, diğer taraftan arttırılmış oldu. Ayrıca, TL cinsinden zorunlu karşılıkların döviz olarak tutulabilecek kısmı için bir değişiklik yapmazken, R.O.K.'un altın cinsinden tesis edilebilen kısmı için tüm dilimlerde 0.1 puanlık bir arttırım gerçekleştirdi.

T.C.M.B.'nin yukarıda özetlediğim hamlesinin makro ekonomik değişkenler üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır. Gecelik borçlanma faizi %5'te ve borç verme faizi %9'da tutulmuşken, yani faiz koridoru aynı aralıkta yeniden belirlenmişken ne uluslararası sermaye hareketlerine yönelik ne de bankaların fonlanma maliyetlerine yönelik bir müdahale geldi. Bu şartlar altında, faiz oranlarında önemli bir değişiklik beklemek yersizdir. Ancak, gösterge faizde bir miktar yukarı yönlü kıpırdanma olduğu da unutulmamalı. 2012'nin son çeyreğine ait veriler gelmeye başladıkça ve 2013'ün ilk aylarındaki genel manzara ortaya çıkmaya başladıkça bahar aylarına doğru faiz arttırımları gelebilir. Bunu, şu anda çok net olarak öngöremiyoruz. Zira, düşük faiz ortamına büyüme ve enflasyonun nasıl karşılık vereceğini net olarak kestiremiyoruz. Artan vergiler ve %15'lik kredi hacminin büyüme sınırlandırması önümüzdeki ayları sisli bir hale getirdi.

2012 takvim yapraklarında devam ediyor ama aslında 2013 başlamış bulunuyor ve T.C.M.B.'nin son toplantısının kararlarını 2013 yılının dengeleri içinde değerlendirmek gerekiyor. Uluslararası sermaye hareketlerinin ve reel kurdaki gelişmelerin dikkatle izlendiği, büyümenin 2013'te %4-5 civarında nasıl tutulacağının hesaplarının yapıldığı, dış ticaretteki gelişmelerin bu değişkenlerle etkileşiminin özel öneme sahip olduğu bir yılda T.C.M.B.'nin özellikle çok iyi takip edileceğini önceki yazılarda belirtmiştim. Şimdi de bunu yapıyoruz.

T.C.M.B., piyasaya ve hükümete karşı birşeyler yapıyor gözükmeye çalıştı ama aslında hiçbir şey yapmadı. Bu durumda da, kendi hedeflerini saptırmayacak bir dengeyi tuturup, vaziyeti idare etmeye çalıştı. Yani, politik bir politika faizi indirimi gerçekleştirdi.

Arda Tunca
(İstanbul, 20.12.2012)