Pages

Monday, December 17, 2012

Ekonomide 2013 Beklentileri

2013 yılı için planlar yapıldı. Özel firmalar, kamu kurumları bütçelerini tamamladı. Planların ve bütçelerin yapılması için çok sayıda varsayım yapıldı. Tabii ki, her kurum varsayımlarını gizlilik prensipleri içinde, kendi sektörünün döngülerini ve işleyişini değerlendirerek ve genel ekonomik ve siyasi ortamın 2013'te neler sunabileceğini ya da sunamayacağını hesaba katarak yaptı.

2013 yılına halen 2012'den bakma şansımız varken, Türkiye için şu tespitlerde bulunabiliriz sanırım:
  1. 2012, Küresel ekonominin Türkiye ekonomisini olumsuz yönde etkileyebileceği endişeleriyle 2011 yılındaki %8.5'lik büyüme hızını 2012'nin ilk 9 ayı sonunda %2.6'ya kadar sert bir şekilde düşürdüğümüz bir yıl oldu.
  2. Türkiye ekonomisi içeride küçülürken, ihracat atağı yaparak ekonomiyi genel olarak büyütebildik. Yani, yerli talep daralırken, dış talebi yaratacak arayışlarla olumlu sonuçlar alarak ihracatı arttırdık.
  3. Yumuşak iniş adı verilen büyümeyi yavaşlatma stratejisi ithalatı kısarak cari açığı kontrol altına almak için yapıldı ama ithalat önemli ölçüde küçülmedi. Cari açıktaki daralma, ihracat artışından kaynaklandı.
  4. Ekonominin temposunu düşürmekte, 2012 yılı boyunca baş rolü T.C.M.B. oynadı ve faizleri yüksek seviyelerde tuttu. Ancak, büyümenin tahmin edilenden daha fazla düştüğü ortaya çıkmaya başladıkça, bu sefer faiz indirimleri geldi.
  5. Büyümenin temposu düştüğü için bütçe açıkları gündeme geldi ve sıkılaştırıcı maliye politikalarına baş vurduk. Yani, vergileri arttırdık. Bu anda, para ve maliye politikaları birbirleriyle ters bir manzara ortaya koydular.
  6. Yukarıda sıralanan ekonomi politikalarının uygulanması sonucunda, tarihi seviyede düşük faiz ortamı, yıl boyunca yapılan tahminlerin (T.C.M.B.'nin hedefinin değil) altına inen enflasyon oranı, düşük büyüme hızı, yılın sonuna doğru artan işsizlik ve açık verme eğilimi artan bir bütçe dengesi tablosuyla karşı karşıya kaldık.
Şimdi, 2012 manzarası 2013'e nasıl yansıyacak sorusunun herkesi meşgul ettiği bir dönemdeyiz. 2012 için, yılın son aylarının ve çeyreğinin verileri gelince yeniden değerlendirmeler yapacağız. Ancak, 2013 için tahminler yapmak zorundayız. 2013 tahminlerini ana başlıklarla sıralayacak olursak:
  1. Büyüme oranının O.V.P.'de %4 olması hedefleniyordu. Bu, gerçekçi ve makul bir hedef. %4 oranını kriter alarak 2013'ü değerlendirmek yerinde olacaktır.
  2. Düşük faiz ortamı bir süre daha devam edecek. Zira, ekonominin ne kadar toparladığını henüz göremiyoruz. T.C.M.B.'nin arka arkaya faiz koridorunun üst bandını indirmeye başladığı süreçle aynı zamana denk gelen vergi artışları nedeniyle iç talepteki canlanmanın ne ölçüde ve ne kadarlık bir zaman farkıyla geleceğini henüz analiz edebilmiş değiliz. Ancak, 2013'ün başlarında ivme kazanacağı tahmin edilen büyüme rakamının ilk çeyrekteki sonuçları yılın geri kalanı için para politikalarının belirlenmesinde önemli rol oynayacak. Zira, cari açığın artması riskini iyi yönetmek zorundayız.
  3. Büyümenin bir miktar ivme kazanmasıyla beraber özellikle dış ticaretteki gelişmeleri ve enflasyonu yakından takip ediyor olacağız. 2012'de büyümenin temposu düştü ama ithalat çok düşmedi. İhracat artışını ve buna paralel olarak ithalattaki gelişmeleri çok iyi izliyor olacağız. Dış ticaret, önemli mesajlar verebilen bir alan. Altının dış ticaretteki rolünü de sürekli izliyor olmamız gerekecek. İşin içinde hem muhasebe anlamında hem de dış ticaretin performansı anlamında sorgulanması gereken noktalar var. Bu noktada benim görüşüm, operasyonların neden yapıldığının değil, rakamları saptırmaya çalışanların bunu neden yaptığının sorgulanmasıdır. Yoksa, altın ithalatı ya da ihracatı ile hiçbir sorunum yok.
  4. Enflasyon konusunda, iki faktörü mercek altına yatırmamız gerekecek: emtia fiyatları ve içerideki vergi ayarlamaları ve zamlar. Emtia fiyatlarını - ki bizim için en önemli olanı petrol - özellikle Çin'in büyüme temposunu arttırması arttırabilir. İran'ın nükleer heveslerini kursağında bırakacak önlemler alınmış durumda. Bu konu, uluslararası politkada zaman zaman ciddileşse de petrol fiyatlarını etkileyen ana unsur olmayacaktır. Enflasyon için diğer ana konu vergiler olacaktır. Zira, bütçe verilerinin soğuyan bir ekonomide olumlu gitme şansı yok ve bütçe disiplini Türkiye'nin koşulları dünya ile beraber değerlendirildiğinde korunmak zorunda.
  5. T.C.M.B., hem enflasyonu kontrol etmeye çalışırken hem de bir miktar artış sağlayacak büyümeye nasıl destek verebilecek? Ayrıca, uluslararası sermaye girişlerinin de canlı olduğu bir ortamda. T.C.M.B.'nin hünerini işte bu noktada göreceğiz. 2013'te T.C.M.B.'yi 2012'den çok daha hassas bir denge tutturma sorunu bekliyor.
  6. Fitch tarafından 2012'de arttırılan notumuz S&P ve/veya Moody's tarafından da arttırılırsa, uluslararası sermaye girişleri canlanacaktır. Bu durumda T.C.M.B., faiz koridorunun alt bandında indirimlere gidebilecek ve olası spekülatif ataklara karşı bir savunma mekanizması çalıştırmaya başlayacaktır. Aksi takdirde dışa bağımlılığımız, değerlenen TL ve dolayısıyla artan ithalat nedeniyle artacak cari açık yüzünden yükselebilir.
  7. Yurtdışındaki gelişmelerde ise öncelikle A.B.D.'nin mali uçurum konusunu izleyeceğiz. Diğer konularımız, Euro bölgesinin gidişatı ve Türkiye'ye etkileri, Suriye ve Çin'in ve Çin ile beraber Asya ülkelerinin ekonomik performansları olacak. İran da var ama o konuya yukarıda kısaca değindim.
Çok fazla konuyu bir araya getirmeye çalıştığınızda neyi açıkta bıraktım acaba diye sorup duruyorsunuz kendinize. Bu yazıda da böyle bir hisse kapıldım doğrusu. Fakat, her biri onlarca farklı yazı hak eden konuları genel olarak değerlendirmeye alınca ve koskoca yeni bir yılı masaya yatırınca belki de başka türlü hissetmek garip olurdu.

Sonuç: 2013'te Avrupa yine zorlanacak. Yine yönetsel zaaflar yaşayacak. Eylül'deki Almanya seçimleri önemli. Ancak, Merkel yine başta kalacak büyük ihtimalle. A.B.D., mali uçurum konusunu çözecek ve kötünün iyisi performansını devam ettirecek. Biz ise, bu sisli görüntünün içinde daha bilinenleri fazla olan bir ortamda olacağız. Fakat, istatistiki verileri gün ya da hafta değil, an bazında takip etmek zorunda olacağız. 2013 zor olacak. Hem de 2012'den daha zor.

Herkese kolaylıklar dilerim.

Arda Tunca
(İstanbul, 17.12.2012)