Pages

Monday, November 12, 2012

Fitch'in Not Arttırımı Sonrasında T.C.M.B.

9 Kasım 2012'de düzenlenen Fitch toplantısındaydım. Not artışı sonrasında bir anda herkesin diline dolanan Ed Parker'ı dinledim.

5 Kasım 2012 tarihinde, Fitch tarafından Türkiye'nin notu arttırıldı ve ekonomimiz yatırım yapılabilir seviyesine yükseltildi. İşin duygusal tarafında, bu gelişmenin sevindirici olduğunu söyleyebiliriz. Uluslararası yatırımcılar nezdinde Türkiye'nin ekonomik anlamda daha olumlu bir noktaya gelmesi elbette ki mutluluk vericidir. Ancak, konunun bu duygusal boyutundan uzaklaşıp teknik yönünü masaya yatırdığımızda, bu gelişmenin meydana getirebileceği değişimleri iyi analiz etmemiz gerekecektir. Analiz sonucunda ise, ekonomi yönetiminin geleceğe ilişkin politika kararlarını tüm olasılıkları değerlendirmeye alarak belirlemesi gerekecektir. Ekonomi, denge kavramının son derece önemli olduğu bir bilim. Herşeyin çok iyi gittiği düşünülen bir anda da herşeyin bozulabildiği bir değişkenler topluluğunu içeriyor. Bir değişken sağlıklı göstergeler ortaya koyabiliyorken, aynı anda başka bir değişkende bozulmalar dikkat çekebiliyor. Bu son cümleden yola çıkarak, not artışının olası sonuçlarını görmemiz gerekiyor.

Öncelikle, bu not artışının temelinde Türkiye ekonomisinin borç ödeyebilme gücündeki olumlu gelişmelerin ön plana çıktığı anlaşılıyor. Daha doğrusu, Fitch'in raporu bunu söylüyor. Nitekim, Türkiye'nin yabancı para cinsinden uzun dönemde borç ödeyebilme kapasitesini ortaya koyan notu BBB-'den BB+'ya yükseltildi. Türk Lirası cinsinden uzun dönemde borç ödeyebilme kapasitesini ortaya koyan notu ise BBB'den BB+'ya geldi. Yabancı para cinsinden kısa vadeli borç ödeyebilme kapasitesi için not, B'den F3'e getirilirken, ülke notu tavanı da BBB-'den BBB'ye getirildi.

Madem ki ekonomi bir denge kurma bilimi, o zaman T.C.M.B.'nin politikaları yeni gelişmeleri çok dikkatli ele almak zorunda. Geçen hafta katıldığım toplantıda, T.C.M.B. başkan yardımcısı da vardı ve kendisine sorduğum iki soru için çok net cevap vermedi. Net cevaplar beklemememe rağmen, kendisinin tepkisini görmek için soru sorduğumu itiraf etmeliyim. Sorularım, not artışı sonrasında gerçekleşecek kısa vadeli sermaye girişlerini rahatça karşılayabilecek kadar derin bir finansal piyasamızın olup olmadığı ve T.C.M.B.'nin hem döviz kurunu kontrol edip hem de para politikasını nasıl yöneteceği üzerineydi. O toplantıda sorduğum sorulara cevap T.C.M.B. başkanından geldi bugün.

T.C.M.B., not artışı sonrasında meydana gelebilecek üç önemli gelişmeye parmak basıyor:
  1. Büyüme oranında önemli yükselme.
  2. Faiz oranlarında düşüş.
  3. Döviz kurlarında değerlenme.
T.C.M.B.'nin tespitleri çok önemli ve doğru. Ayrıca, kurda meydana gelebilecek değerlenme karşısında faiz indirimi ve karşılıkların kullanılacak olması bence çok çok önemli. Zira, kura doğrudan müdahale araçlarının terk edilmiş olduğunu anladım ki bu noktayı özellikle önemsiyorum. Yani, T.C.M.B. sadece para politikası yürütecek ve geçmişte olduğu gibi döviz ihaleleri yöntemini kullanmayacak. Demek ki T.C.M.B., bundan önceki dönemlerde kura doğrudan müdahale ile baş edebileceğini düşünüyordu ama bu defa böyle düşünmüyor. Kuru etkileyebilecek piyasa gücünün hacmini tahmin edebilmek çok ama çok zor. Bu durumda, risk almanın kontrol dışına çıkabileceğini düşündü ki doğrudan müdahaleyi bir kenara koydu. Bugünkü açıklamaların en önemli noktası buydu.

T.C.M.B.'nin yukarıdaki üç önemli gelişmeyi dikkate almasının nedeni, cari açığı tetikleyecek tüm unsurların bu üç faktörün not artışı sonucu devreye girmesiyle yeniden sorun çıkaracak olmasıdır. T.C.M.B. bugün dedi ki, kontrolü elden bırakmayacağım, kredi büyümesini limitli tutacağım, enflasyonda büyük bir anormallik görmeyeceğimiz varsayımı altında sadece para politikası aletleriyle olumlu gidişatı sürdürmeye çalışacağım.

Bugünkü açıklamaları ben yukarıdaki şekilde okudum. Bunun sonucunda da faizdeki düşüşün artık sonlarına geldiğimizi ve bundan sonra çok önemli bir faiz düşüşü olmayacağını düşünmekteyim. Bundan sonraki aşağı yönlü faiz hareketi çok sınırlı olacaktır. Ancak, tüm diğer şartlar sabit kalmak koşuluyla. Şimdi, yeni verileri merakla bekliyorum.

Arda Tunca
(İstanbul, 12.11.2012)