Pages

Wednesday, October 10, 2012

Orta Vadeli Program 2013-2015 ve I.M.F. Raporu

Son iki günde iki tane önemli belgeyi okumak durumunda kaldık. Önce, I.M.F.'nin 13-26 Eylül tarihleri arasında Türkiye'ye yaptığı ziyaretin sonucunda yazdığı raporu gördük. Ardından da Orta Vadeli Programı (O.V.P.) gördük. Her iki belgeyi de okudum ve bugün Bloomberg HT'de katıldığım Finans Merkezi programında yorumlarımı verdim ama zaman kısıtlı olduğu için kapsamlı bir görüş beyan edemedim. Bu yazıyı da içimde kalanları anlatmak üzere yazmak zaruri oldu.

I.M.F. raporunun karamsar olduğuna dair yorumlar yapıldı. Bu görüşe katılmıyorum. Rapor, ne gördüyse onu anlatmış. Tespitler ve uygulanması gereken ekonomik politikalara ilişkin değerlendirmeler doğru. Rapor kısaca Türkiye'nin kısa vadeli uluslararası sermayeye muhtaç olduğunu ve uluslararası ekonomik belirsizliklerin yüksek olduğu bir ortamda bu durumun önemli bir risk faktörü olarak karşımıza çıktığını belirtiyor. Gelişmiş ülkelerdeki gevşek para politikalarının Türkiye'ye yoğun bir kısa vadeli sermaye girişine sebep olabileceğini ve bunun da Türkiye'de kredi mekanizmasının çalışmasının hızlanmasıyla sonuçlanabileceği dile getiriliyor. Ancak, uluslararası piyasalardaki belirsizliklerin artmasıyla kısa vadeli sermayenin Türkiye'den ani olarak çekilmesinin de sözkonusu olabilleceği ifade ediliyor. Yani, hem yüksek miktarda uluslararası sermaye girişi hem de yüksek miktarda uluslararası sermaye çıkışı muhtemel görülüyor I.M.F. raporuna göre. Bu iki uç olasılık da gerçekten sözkonusu. Bu durumu değiştirmek Türkiye'nin elinde değil ama Türkiye bu konuda birşeyler yapabilir. Önlem, T.C.M.B.'nin döviz rezervlerini güçlü tutacak politikalar uygulamasında yatıyor. Nitekim, rezerv opsiyonu katsayısı ile T.C.M.B. finansal istikrarın bozulmasını önleyici tedbirler alıyor. Dolayısıyla, bu politikanın doğru bir politika olduğunu söyleyebiliriz.

I.M.F., tasarrufları arttırıcı tedbirlerin de mutlaka alınmasıyla dış açık ile ilgili çözümlerin devreye girmesi gerektiğini söylüyor. Yani, yapısal önlem alınması gerektiğinin altını çiziyor. Türkiye'nin mali yapısının büyük ölçüde iç talebe dayalı dolaylı vergilerin üzerine kurulu olduğu tespitini yapıyor. Bu da gayet yerinde bir tespit ve Türkiye'nin hem vergi adaleti hem de yurtiçi tasarrufları arttırmak açısından değiştirmesi gereken bir yapı.

I.M.F.'nin diğer bir eleştirisi, T.C.M.B.'nin piyasayla iletişimine şeffaflık kazandırması gerektiği yönünde. T.C.M.B., belli aralıklarla bankalarla ve para politikasını iyi bilen profesyonellerle toplantılar yapyor ama para politikasının ne yapmaya çalıştığını anlayamayan küçük ve orta ölçekli işletme sahipleri iş kredi kullanmaya gelince nasıl ve neye göre karar verecek? T.C.M.B., daha temele yönelik iletişimini de güçlendirmeli. Önünü göremeyen iş adamı yatırım yapmaz, ticaret yapmaz. Bir süre için durumun böyle olması belki de bilinçli olarak istendi ama artık bu belirsizlik politikasının sonuna geldik. Zira, %4 büyüyeceğiz derken %3.1'de kaldık 2012'nin ilk yarısında. Hükümet de 2012'nin tamamı için %3.2 öngörüsünde bulunuyor. Yani, hedefin gerisinde kaldık.

Piyasalar önünü göremezken ve günlük yaşamdaki iş akışlarında ben de bunun zararlarını tespit etmişken ve çeşitli platformlarda bu durumu dile getiriyorken O.V.P. revize edildi ve 2013-2015 arası için 09.10.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.

O.V.P., dışa bağımlılığımız nedeniyle yükselen risk faktörlerinin 2012 yılı içinde büyük ölçüde bertaraf edildiğini ve önümüzdeki dönemde de risk faktörlerinin arttırılmaması yönündeki politika önlemlerinin devrede olacağını söylüyor. Yani, 2012 yılında cari açık düşmüş ve oluşan açığın tamamı neredeyse sadece enerji ithalatından kaynaklanıyorken, bu durumun değiştirilmemesi gerektiği anlatılıyor. 2013 için %4, 2014 ve 2015 için %5 büyüme hedefi konmasının Türkçe'si bu. Maliye politikalarının da kontrollü olacağı ve hatta bütçe açığı/G.S.Y.İ.H. oranının 2012 sonunda %36.5 olarak gerçekleşmesinden sonra 2015'te %31'e kadar gerilemesi öngörülüyor. Faiz dışı fazlanın da milli gelire oranının yükselmesi hedefleniyor. O.V.P.'nin ayağı yere basıyor ve genel olarak makul. Fakat, bazı noktalarda soru işaretlerim var.

İşsizlik, enflasyon ve dış ticaret verilerinin nasıl hedefle tutturulacağını anlamadım. Büyüme tempomuz düşerken işsizlik nasıl düşecek? Bu soruya cevap olarak, kamudaki istihdam artışının devam edeceği tahminini yapabiliyorum ancak. Türk Lirası değerini korurken ihracat nasıl ithalat artışından daha yüksek bir oranda artacak? Bu noktada da herhalde ihracat cephesinde önemli verim artışları sağlanacak ve Ekonomi Bakanlığı'nın yeni pazarlar yaratmak konusundaki çabalarının ve ihracata yönelinen yeni ülkelere satacağımız malların talep elastikiyetinin düşük olacağı tahminini yapabiliyorum. Keza, enflasyon cephesinde de nasıl bir sonuçla karşılaşacağımızı merak ediyorum. Zira, enflasyon hedefleri pek gerçekçi gözükmüyor. Hükümetin de T.C.M.B.'nin de karnesi enflasyon hedefini tutturmakta kötü. Hele ki petrol fiyatlarında yükselme potansiyelinin yüksek olduğu bir dünyada ve vergilerin maliyet arttırdığı bir ortamda.

O.V.P.'nin yapısal değişimleri içeren bölümlerine de bakınca doğru bir felsefenin izlerini görüyorum ama uygulamada işler niyet edildiği gibi gitmiyor ülkemizde. Konuya bu cepheden bakınca ümitsizleniyorum. Ayrıca, ekonomik değişkenler arasındaki hassasiyet ve elastikiyet analizlerinin yeteri kadar üretilmediği için de yapısal değişiklikler tarafında çok ölçülebilir verilerle konuşamıyoruz. Oysa, nitelik değil, nicelik konuşulması gereken konu başlıkları bunlar.

Sonuç:

Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

Arda Tunca
(İstanbul, 10.10.2012)