Pages

Thursday, October 18, 2012

Krizin Pençesinde İspanya

İspanya'nın hal-i pür melali, yardım isteyecek mi istemeyecek mi gibi son derece kısır ve yüzeysel bir noktaya indirgenerek tespit edilmeye çalışılır hale geldi. Fransa, işin başından beri İspanya'nın mali yardım için başvurması gerektiğini savunurken, Almanya fikir değiştirerek Fransa'nın safına katıldı son günlerde. Oysa Merkel, İspanya'nın yardım başvurusu yapmasına destek vermiyordu geçtiğimiz haftalarda. Ancak, Euro alanının çöküşünü göze alacak durum olmadığına göre, Almanya da İspanya için yardım alması gerektiği kanısına ulaştı.

Avrupa Birliği liderlerinin Brüksel'de başlamak üzere olan toplantıları öncesinde, İspanya için yardım koşullarının yardım başvurusu öncesinde mi yoksa sonrasında mı İspanya'ya dayatılması konusunda Fransa ve Almanya anlaşamıyorlar. Fransa önce diyor, Almanya ise sonra.

Kısır politik tartışmaların dışına çıkıp İspanya ekonomisinin rakamlarına bakacak olursak durumun ne kadar vahim olduğu açık bir şekilde ortaya çıkıyor. Bir ülkenin boç stoğundan daha önemli olan, o stoğun ne kadarlık bir süre içinde nereden nereye geldiğidir. İspanya'nın borç stoğu/milli geri oranı bugünlerde %90 iken 2012 sonunda %96'ya ulaşması bekleniyor. 2011 yılı sonundan bu yana İspanya, borçluluğuna 1/3'lük bir ilave yapmış olacak 2012 yılı sonunda. Bu bir dünya rekoru. Borçluluğu bu kadar hızlı artan bir ülke yok şu anda.

İspanya'da bankacılık sektörünün kredi çarkları neredeyse durmuş durumda. 2006 ve 2007'de kredi hacmi yılda ortalama %25 oranında büyümüş bir ekonomiden söz etmekteyiz. Son açıklanan verilerle bankacılık sektörünün şüpheli alacakları Ağustos ayında €5.8 milyar artmış ve toplam €178 milyar seviyesine ulaşmış. Kalitesi düşük alacakların hepsini yeni kurulacak bir fon bankası altında toplayarak yönetmek planları yapılıyor bu aralar. Yani, zamanında bizde de batık bankaların tasviyesi amacıyla kurulan Birleşik Fon Bankası benzeri bir yapı kurulmaya çalışılıyor. Ülkede kredi mekanizmalarının 2014'ten önce çalışmaya başlaması beklenmiyor.

İspanya, bütçede kısıntılara giderek borçluluğunu düşürmeye çalışıyor. Yardım başvurusuyla kısıntıların artacağı kesin. Ancak, bu kısıntıların ciddi sosyal maliyetleri olması kuvvetle muhtemel. Yıllık €350 milyarlık bütçe harcamalarının yaklaşık €100 milyarlık kısmı emekli maaşlarından oluşuyor. İspanya'nın bu noktada manevra alanı çok dar.

İspanya, genel olarak ücretleri baskı altında tutmak suretiyle kendi mal ve hizmetlerinin ihracını destekleyici bir önlem almış oluyor ama bu da işe yaramıyor. İspanyol ekonomisi ağırlıklı olarak iç taleple milli gelir üretiyor. Yani, ihracata yönelik ürünlerin fiyatlarının nispi olarak ucuzlamasının sınırlı etkileri olabiliyor. Ayrıca, katma değer vergisi oranının %18'den %21'e çıkartılmasıyla iç talebin canlanması da imkansızlaştı.

Önemli sektörel göstergelere bakacak olursak, çimento üretimi 1960'lardan bu yana en düşük düzeye inmiş durumda. Otomobil satışları 2011'e göre %37 aşağıda ve özellikle katma değer vergisi artışıyla sadece Eylül ayındaki düşüş %38'i buldu. Otomotiv sektöründe 2012 yılında satış rakamlarının 700,000 adet aracı bulması bekleniyor ki bu rakam, 1990'lardaki yıllık ortalamalara tekabül ediyor. Otomotiv satışlarının zirveye ulaştığı 2006 yılında İspanya'da 1.6 milyon adet araç satılmış.

İspanya, krizin pençesinde kıvranıyor. Yunanistan ve İtalya diğer  çok kötü durumdaki ülkeler. Avrupa resesyonda ve çok ciddi bir yönetim krizinde. Bakalım €500 milyarlık kurtarma fonu kime nasıl yetecek? İspanya yardım istemeli mi istememeli mi? Rakamlar yukarıda. Kararı siz verin.

Arda Tunca
(İstanbul, 18.10.2012)