Pages

Thursday, October 11, 2012

Kendime Yazılar'dan Not Defterime Alıntılar

Kitapların birbirlerinden farklı işlevleri vardır. Bazısı bir konu üzerinde derin bilgiler sunmaya yöneliktir. Bazısı referans olarak kullanılır. Baştan sona okunmaz ama herhangi bir anda işe yarayacak bilgilere kolay ulaşmayı sağlar. Bazı kitaplar da çok sayıda konuda kısa bilgilendirmeler yapar. Bu tip kitapların işlevi, değişik konularda ufuk açmak, düşündürmek ve ele alınan konular hakkında yeni kitaplar okuma arzusu uyandırmaktır. Ancak, bu kitapların bu işlevleri yerine getirebilmesi için öncelikle konuları son derece kaliteli bir kurgu içinde sunabilmesi, konu başlıklarını bir bütünlük içinde tasnif etmiş olması ve akıcı bir dil kullanmış olması gerekir. Kendime Yazılar'da bütün bu özellikleri buldum okurken.

Kendime Yazılar'ın yukarıda saydığım özellikleri taşımasının yanısıra, beni en çok cezbeden tarafı, bilgi kalitesi oldu. Kitapta ele alınan konuların beni kişisel olarak cezbetmesi çok subjektif bir yargı tabii ki. Zira, konuların içeriğinin %99'u benim ilgi radarlarımın kapsama alanında. Aslında %100 diyeceğim ama %1'lik kısmı bilimsel şüphecilik prensiplerim gereği rezerv olarak tutuyorum. Ekonomiyi ise, mesleğim olması nedeniyle kategori dışına alıyorum.

Kendime Yazılar'ın özellikle Mısır ve Hitit tarihiyle ilgili bölümlerinde Anadolu'yu, Suriye'yi, Irak'ı, Yunanistan'ı düşünüp bugüne ait çıkarsamalarda bulunuyorsunuz. Kısa kısa yazıların arasından kalın kalın kitapların içinden çıkıp gelen bilgilerin yoğunluğunu hissediyor, o kitapların kokularını alıyorsunuz. Bir ya da iki sayfalık kısa kısa makalelerin içine koskoca Kadeş, Truva, Amon Rahipleri, bilimin temel prensipleri, v.s. başka türlü sığamaz. Yoğun bilgiyi çok kısa yazılarla okuyucuyu etki altında bırakacak şekilde verebilmek için bilginin iyi damıtılmış olması gerekir. Bu satırları biraz heyecan dolu bir tonlama ile dokuz yaşındaki oğluma bile okudum. Tarihe ve arkeolojiye saygı duyan nesiller yaratmak adına faydalı. Aşı tuttu. Tavsiye ederim.

Felsefi anlamda ise, yaşama dair çok doğru kavramların üzerine basılıyor Kendime Yazılar'da. Hayatta kimsenin adamı olmadan yaşamak ve başkaldırmak üzerine not defterinize alıntılar yapacağınız değerde satırlar var. Hayatta hiçbir şeye başkaldırmamış insan, yaşamı ıskalamış insandır zira. Başkaldırmak içinse insanın önce kendi gibi olması gerekiyor. Hiçbir bedel düşünmeden önce kendi kişiliğini ortaya koyabilmesi, yani özgür olması gerekiyor. Başkaldırmak için önce bağımsız olmak lazım. Kendi kütüphanemin de başkaldırının edebiyatına, psikolojisine, sosyolojisine ait pekçok kitabıyla dolu olduğunu düşününce, daha da bir benimseyerek okudum Kendime Yazılar'ı.

Veeee Nazım. Türkiye'nin en önemli şairi olarak nitelendirilmiş kitapta. Katılmamak elde değil bu düşünceye. Yıllar önce, yurtdışında yaşadığım bir dönemde, bin yılın en büyük şairleri başlığı altında gördüğüm bir şiir antolojisi kitabında  Nazım'ı ve İngilizce'ye tercüme edilmiş şiirlerini görmüş ve heyecanlanmıştım. Kendime Yazılar'da da benzer bir yorum görmek, kitabı okurken keyfimi arttırdı. Nazım seven bir insanın yaşama karşı coşku dolu, iyi kalpli, vicdanlı ve yaşamın zenginliklerini sadeliklerinde arayan, mütevazi bir yapıya sahip olduğunu düşünmüşümdür hep.

Pekiyi, her okuduğum kitap hakkında bir yazı yazıyor muyum ki Kemdime Yazılar için de birşeyler yazmam gerekti? Tabii ki hayır ama Kendime Yazılar'da not defterime alıntı yapacak çok şey buldum. Buldum ve başımı da derde soktum. Şimdi okuyacak bir sürü yeni kitap, gezecek bir sürü yeni yer eklendi okunacaklar ve görülecekler listeme. Yazının başında dedim ya bazı kitaplar başka kitaplar okuma arzusu uyandırır diye. Kitap sayesinde, birkaç da keyifli gün yaşamış oldum.

Bu arada kitap, yazarı belli olmayan anonim bir eser değil. Mahfi Eğilmez yazmış.

Arda Tunca
(İstanbul, 10.09.2012)