Pages

Wednesday, September 19, 2012

Faiz Koridoru Daraltıldı, R.O.K. Arttırıldı

F.E.D. ve E.C.B.'nin geçtiğimiz günlerdeki parasal genişleme kararlarının ardından, T.C.M.B. de dün faiz koridorunun üst bandını 1.5 puan aşağı çekti. Rezerv opsiyonu katsayısını (R.O.K.) da tüm dilimler için 0.2 puan arttırdı. Piyasada faaliyetlerini sürdürmekte olan ve kredi kullanıcısı konumunda olan firmalarımız T.C.M.B.'nin bu kararlarının ne anlama geldiğini anlamakta zorlandılar. Koridor 1.5 puan daraldığına göre ve R.O.K. adı verilen şeyin de oranı 0.2 puan indiğine göre, bankalarla kredi faizleri üzerinden pazarlıkların başlayabileceği yönünde bir mesaj aldılar.

T.C.M.B., faiz koridoru uygulamasıyla piyasanın aklını karıştıracak bir uygulamanın içine girdi. Dünya piyasalarındaki kaotik havanın ne gibi ekonomik sonuçları olacağını ihtiyacı vardı ve kararlarını oluşturma aşamasında piyasanın aklını karıştıracak bir kavramı ortaya atarak, para politikası kararlarıyla ilgili üzerinde oluşabilecek piyasa baskısının önünü kesmiş oldu. Kafa karıştırma stratejisi merkez bankalarının zaman zaman bavurabildikleri bir yöntem ama faiz koridoru gibi bir kavramla uygulaması görülmüş değil.

Faiz koridorunun anlamı, T.C.M.B.'nin bankalardan borçlanmak için uyguladığı faiz oranıyla bankalara borç vermek için uyguladığı faiz oranı arasındaki alan. Dün itibariyle, T.C.M.B.'nin bankalardan borçlanmak için uyguladığı faiz oranı %5 ve bankalara borç vermek için uyguladığı faiz oranı ise %10 olarak belirlendi. Koridor, %5 ile %10 arasındaki 5 puanlık alanın adı. T.C.M.B.'nin dünkü adımı, bu koridorun üst sınırı olan %11.5'i %10'a çekmek oldu.

Koridorun ne anlama geldiğini anlasak da bankaların hangi orandan T.C.M.B.'den borçlandığını anlamamış olabiliriz. Hatta, bankaların %10 ile T.C.M.B.'den borçlandıklarını da düşünebiliriz. Fakat, işin aslı öyle değil. T.C.M.B. bankaları bu koridorun içinde kalacak bir orandan fonluyor ki o oran son günlerde %6.2 düzeyinde. Yani, T.C.M.B.'den borçlanmanın bankalara maliyeti %6.2. Bu durumda, koridoru 1.5 puan daraltmakla T.C.M.B.'nin ne yaptığı sorusu akla gelebilir. Bunun da cevabı, aslında dün yapılanın bir faiz oranı indirimi olarak algılanmaması gerektiği ve piyasanın beklentileriyle ilgili bir yönetimin sözkonusu olduğudur. Faiz koridorunun üst limitinin indirilmesiyle, bankaların T.C.M.B.'den fonlanma maliyeti olan %6.2'de bir değişiklik olmuş mudur? Cevap: Hayır. Koridordaki daralmanın anlamı, bankaların T.C.M.B.'den borçlanma maliyetinin eskiden %11.5'e kadar çıkabilecekken artık ancak %10'a kadar çıkabileceğidir. Bankalar açısından koridorun daralmasıyla oluşan beklentilerle hem mevduat faizlerinde hem de dolayısıyla kredi faizlerinde bir miktar iniş olabilir. Ancak, bu inişin koridorda yapılan 1.5 puanlık daralmayla aynı oranda olması beklenemez. Kısaca, faiz koridorunda yapılan daraltmanın bir faiz indirimi gibi yorumlanmasının yanlış olacağı kanaatindeyim.

Dün T.C.M.B., R.O.K. adı verilen bir oranla da oynadı. Bu kavram da piyasanın aklında karışıklığa yol açacak bir kavram olarak karşımıza çıktı ama anlaması aslında o kadar da zor değil. Bilindiği üzere, merkez bankalarının üç temel para politikası araçları var: Faiz oranları, karşılıklar ve açık piyasa işlemleri. R.O.K., bu araçların içinde karşılıklar başlığı altında değerlendirilmesi gereken bir uygulama. Bankaların, topladıkları mevduatın belli bir bölümünü T.C.M.B.'ye yatırması gerekiyor. Bu uygulamanın amacı, finansal sistemde ortaya çıkabilecek herhangi bir olumsuz dalgalanma karşısında, finansal istikrarın sağlanması için T.C.M.B.'de hazır bir likit varlığın tutulması. Bu likit varlıkların ne olduğu ise, ekonomik konjonktüre göre belirleniyor.

Türk Lirası vadesiz mevduat için munzam karşılık oranının %11 olduğunu düşündüğümüzde, toplanan her 100 TL'lik mevduatın 11 TL'lik kısmının T.C.M.B.'ye yatırılması gerektiğini anlıyoruz. T.C.M.B., kendisine yatırılan 11 TL'lik karşılık tutarının en fazla %60'ına kadar olan kısmının döviz, %30'una kadar olan kısmının altın ve %10'a kadar olan kısmının TL olarak kendisinde tutulabilmesine izin veriyor. Ancak, bir bankanın bu şablona uyması gibi bir zorunluluk yok. Nitekim bankalar, bu imkanın %60'lık dövizle ilgili bölümünü %92.3 oranında kullanmış durumdalar. R.O.K., bu %60'lık oranın uygulandığı noktada devreye giriyor. Yani, 11 TL'lik karşılığın 6.6 TL'si döviz olarak tutulabiliyor ama bu 6.6 TL'nin ilk %40'lık dilimi olan 2.64 TL için 1.3 katsayı uygulamasıyla (R.O.K.) T.C.M.B.'ye aslında 3.43 TL karşılığında döviz yatırmak zorunda kalınıyor. Düne kadar bu katsayı 1.1 idi. Katsayı dün, 6.6 TL'ye ulaşılana kadarki her %40'lık dilim sonrasındaki %5'lik dilim için 0.2 puan arttırılmış oldu. T.C.M.B., bankalara tanıdığı bu imkan dahilinde döviz rezervinde 23 milyar Dolar tuttuğunu ve bu imkanın yine %92.3 oranında kullanılması halinde T.C.M.B.'nin döviz rezervlerinin 3.6 milyarlık bir artışla karşılaşacağını açıkladı.

Hatırlanacağı üzere, Türkiye ekonomisi 2012'nin ilk 6 ayında %3.1 oranında büyüdü. Hedef, %4 oranında büyümekti ama bu oranın yıl sonunda gerçekleşmesi mevcut konjonktürde pek olası gözükmüyor. Hem parasal istikrarı sağlamamız hem de büyümeye ivme kazandırmamız gerekiyor. Bu da demektir ki T.C.M.B. önümüzdeki dönemde enflasyonu her zaman olduğu gibi özellikle petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ekseninde izlemeye devam edecektir. İç talepteki daralma paralelinde, enflasyon verilerimizde düşüşler yaşadığımız bir süreçten geçtik. Ancak, yılın geri kalanında petrol fiyatından kaynaklanan maliyet enflasyonunun parasal istikrarımızı nasıl etkileyeceğini tahmin edemeyiz. Çünkü, İran, Suriye ve Ortadoğu'daki siyasi gelişmelerin hangi noktaya varacağını tahmin edemiyoruz.

Kısaca, T.C.M.B.'nin dünkü kararlarını ekonomiye bir miktar ivme kazandırmak adına doğru kararlar olarak değerlendirmek gerekiyor. Ancak, maliye politikası tarafından gelebilecek daraltıcı etkilerin ve hem F.E.D. hem de E.C.B.'nin parasal genişleme kararlarının Türkiye'ye girebilecek kısa vadeli yabancı sermaye miktarını nasıl etkileyeceğini düşündüğümüzde, döviz kuru, gösterge faiz ve dış ticaret dengelerinin ne yönde seyredeceği soruları da hassas olan dengelerimizin çok daha hassas bir noktaya geldiğini düşündürüyor bize.

Devamı da var ama yerim bitti. Editör kızacak.

Arda Tunca
(İstanbul, 19.09.2012)