Pages

Thursday, September 27, 2012

Avrupa'nın Geleceği Grubu

Avrupa ile ilgili son zamanlarda okuduğum en aklı başında fikirlere 11 A.B. dışişleri bakanının Avrupa'nın Geleceği Grubu adı altında yaptıkları bir toplantının sonunda yayımladıkları bir raporda rastladım. Grubun toplantısına Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, İtalya, Almanya, Lüksemburg, Hollanda, Polonya, Portekiz ve İspanya'nın dışişleri bakanları katıldı. Raporun tarihi, 17 Eylül 2012.

Avrupa'da yönetim krizi halen devam ediyor. Bu krizin aşılması için yapılmakta olan hiçbir şey yok ya da var ama kapalı kapılar ardından yönetildiği için haberimiz olmuyor. Basına yansıdığı kadarıyla gördüğümüz, somut adımlar içeren bir çözüm paketinin ortaya çıkmadığıdır. Fakat, Avrupa'nın Geleceği Grubu tarafından dile getirilen tespitler çözüm adına doğru bir felsefeyi yansıtıyor.

Raporun üstünde durduğu en önemli nokta, yapısal değişikliklere ilişkin. Sadece ekonomi değil, ekonomiyi de etkileme gücüne sahip pekçok konuda Avrupa'yı gerçek bir birlik haline getirecek kapsamlı yönetsel düzenlemeler öneriliyor raporda. Ulus devletler yerine, Avrupa'nın birliğini ön plana çıkartan yaklaşımların A.B.'nin tüm kurumları nezdinde (özellikle Avrupa Parlamentosu) benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, Jacques Delors zamanında temelleri atılan parasal birliğin yanlış kurgulanmış olduğu dile getiriliyor ki, bu tespit en önemli tespit. Zira, hatayı düzeltmek için önce hatanın nerede olduğunu anlamak lazım. Böyle bir itirafı daha önce hiçbir Avrupa'lıdan duymadık. Euro alanı ile ilgili kurgunun baştan yanlış yapıldığını savunan biri olarak raporu okurken bu itirafı çok önemsedim.

Avrupa'nın Geleceği Grubu, bazı kavramların özel olarak altını çiziyor. Rekabet koşulları, ekonomik krizlere karşı direnme gücü, birlik, bütçe disiplini, kurumsal yapılanma, kuvvetler ayrılığını güçlendirici yalın bir sistem, denetleme gibi ifadelere önemle atıfta bulunulmuş raporda. Ayrıca, I.M.F. benzeri bir oluşumun da gerekli olduğunun altı çiziliyor.

A.B. liderleri, Haziran ayındaki dönem toplantısında bir bankacılık birliğinin kurulmasını ve kalıcı kurtarma fonu E.S.M.'nin ülkelerin merkezi yönetimlerine değil, doğrudan bankalarına finansman sağlaması konusunda anlaşmışlardı. Ancak, Almanya, Finlandiya ve Hollanda'nın yeni bir koşul ileri sürerek Yunanistan, G. Kıbrıs, İspanya ve İrlanda'nın eski sorunlu varlıklarının E.S.M. üzerinden finansmanının sözkonusu olmayacağını açıklamalarıyla zaten bozuk olan Avrupa havası yeniden iyice bozuldu.

Avrupa'nın Geleceği Grubu'nun analizlerinden ve önerilerinden, Avrupa ekonomisini düzlüğe çıkaracak fikirlerin var olduğunu görüyoruz. Pekçok politikacının hiçbir anlam ifade etmeyen yuvarlak ifadeleri yerine Avrupa'nın Geleceği Grubu sayesinde kriz çıktığından bu yana neredeyse ilk kez somut ve bir ekonomik birlik için doğru bir felsefe ortaya koyan bir öneriler bütünü ile karşılaşıyoruz. Ancak, Almanya, Finlandiya ve Hollanda'nın son çıkışlarıyla, A.B.'nin yönetim krizi bir kez daha gözler önüne seriliyor.

Avrupa'nın Geleceği Grubu'nun raporu, doğru kavramlardan söz ediyor ama iş uygulamaya gelince durum hiç de iç açıcı değil. Ayrıca, birkaç on yıl önce yapılması gerekenlerin bugün dile getirilmesi de aslında büyük facia. İktisat teorisi, bir ekonomik birlik ya da entegrasyonun nasıl oluşturulabileceğini parasal birlik oluşturulurken de biliyordu. Fakat, uzun zaman sonra ilk kez somut detaylar içeren bir rapor okuyunca bu yazıyı kaleme almak istedim. Zira, çoktandır Avrupa için birşeyler söyleyebilecek anlamlı tartışma konuları bulamıyorduk.

Arda Tunca
(İstanbul, 27.09.2012)