Pages

Wednesday, August 22, 2012

Bayram Kardeşlikmiş

Bugün 17 Ağustos 2012. Ramazan bitmek üzere. Bayramın da eli kulağında. Bugün Cuma olduğu için çalışma hayatında bayram öncesindeki son iş günü. Herkes birbiriyle bayramlaşıyor. Müslüman olmayan dostlarım da bayramımı kutluyorlar. Ben de her zaman onların bayramlarını kutlamaya, iyi dileklerimi sunmaya özen gösteriyorum. Ama Türkiye'de, ama yurtdışında yaşadığım dönemlerde önce dünya vatandaşlığı yönümü güçlendirmeye ve üzerinde yaşadığım topraklardan önce Dünya gezegeninde yaşadığımı hissetmeye özen gösterdim. Bunu da, farklı kültürlere mensup insanlarla çok zaman geçirerek ve onlarla onların müziğini dinleyerek, onların yemeklerini tadarak, onların dillerini dinleyerek başarmaya çalıştım. Farklılıklar hoşuma gitti. Tanımak, keşfetmek, öğrenmek cazip geldi. Bir tesadüf sonucu başka coğrafyalarda hayatı başlamış ve devam etmekte olan insanları farklı yönleriyle tanımak sayesinde daha toleranslı olmayı öğrendim. Sınır tanımadan evreni anlamaya ve öğrenmeye çalıştım hep.

Benim üzerinde doğduğum topraklar, değişik dillere, dinlere,yemeklere, şarkılara kolay uyum sağlamam için neredeyse tüm olanakları sunuyordu bana aslında. Fakat, ben toleransı maalesef kendi topraklarımda öğrenemedim.

Eskiden bayramlarda evimize ziyarete gelen gayrimüslüm dostlarımız ülkeyi terk etti. Oysa, aynı düğünde beraber eğlenip, aynı cenazede beraber ağladığımız insanlardı onlar. Eskiden oturdukları evlerinin önünden geçerken bir hüzün kaplıyor içimi bugün. Gittiler çünkü. Köklerinden koptular. Oysa biz, birbirimize sarılıyor, beraber yarattığımız ortak kültürün tadını beraber çıkartıyorduk bir zamanlar. Hasta ruhlu ve hasta beyinli insanlar girdi aramıza ve birbirimizden ırak ettiler bizi.

Alevi, Kürt, Çerkez, Boşnak, Ermeni, Laz nedir bilmezdim çocukken. Hasta ruhlular sayesinde öğrendik farkları. Hasta ruhlular yüzünden gayrı düştük birbirimizden. Hasta ruhlular yüzünden fay hatları oluşturduk aramızda.

Çocukken hiç bilmezdim kimin ne olduğunu. Umurumda değildi Niso'nun, Alen'in, Berivan'ın, Ali'nin, Sefer'in ne olduğu ve kim olduğu.

Bayramlar barış ve kardeşlik ve küslerin barışması demekmiş. Anadolu bir potaymış ve her kültür bu büyük potada erirmiş. Bırakınız artık bunları. Hissetmediğim, engellendiğim duyguların hangi bayramını kutlayacağım  bu ortamda? Bu toparklarda bayram, sadece bir dinin bayramı olamaz. Herkesin bayramı, hepimizindir Anadolu'da.

Ben, "dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne, bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı" dizelerinin felsefesindeyim ve üzerinde yaşadığım bu topraklar bu haldeyken ne bayram kutlamak istiyorum ne de bayramla ilgili bir heyecan yaşıyorum.

Anadolu bu haldeyken, Anadolu'yu bu hale getirenler kutlasınlar kendi bayramlarını. Ben yokum bu bayramda.

Arda Tunca
(İstanbul, 17.08.2012)