Pages

Friday, July 27, 2012

Draghi Neden Beklenmedik Bir Açıklama Yaptı?

26 Temmuz 2012 günü, Avrupa Merkez Bankası (E.C.B.) başkanı Draghi Euro'yu yaşatmak için herşeyi yapacaklarını söyledi. Bu açıklamanın ardından tüm piyasalar coştu, finansal piyasa endeksleri yemyeşil oluverdi. Aynı Draghi, bir süredir para politikasında sona gelindiğini ve E.C.B.'den beklenecek pek birşey kalmadığını söylüyordu. Bu söylemi, iktisat kuralları çerçevesinde değerlendirildiğinde doğru idi. Fakat, dün ne olduysa bir anda farklı bir söylemin içinde giriverdi. Oysa, son konuşmalarında Avrupa'lı siyasetçilere göndermelerde bulunuyor ve daha güçlü bir Avrupa entegrasyonu için ne yapacaksanız yapın, benim kurşunum tükenmek üzere diyordu.

Geçen hafta, I.M.F. tarafından E.C.B.'ye bir uyarı yapıldı. I.M.F., Avrupa'nın içine düşmek üzere olduğu deflasyonist sürece dikkat çekerek E.C.B.'nin parasal genişlemeye, yani piyasadan bono alarak likidite sağlaması gerektiğine vurgu yaptı. Aynı günlerde Merkel de Euro için orta ya da uzun vadeli bir planın olmadığını söyledi. Takip eden hafta sonunda ise İspanya'nın bazı eyaletleri fonlama ihtiyaçlarını dile getirdiler ve I.M.F. de Yunanistan'a fonlama yapmayacağını açıkladı. Tüm bu gelişmeler ve ifadeler karşısında Euro krizinin derinleşmeye başladığına dair endişeler son bir haftadır boyut atlarken sahneye dün Draghi çıktı.

Draghi sahneye çıktı ama neye güvenerek? Draghi, E.C.B.'den sorumlu olarak sadece para politikası araçlarını yönetebilecek durumda. Euro bölgesinin ihtiyaç duyduğu mali birlik konusunda atacak hiçbir adımı yok. Mali birlik, çok uzun vadeli bir planla hayata geçebilir ve bu projeyi ancak siyasetçiler gündemlerine alabilir. Mali birlik sürekli gündemde ama konuyla ilgili karar mekanizmaları çalışmıyor. Çünkü mali entegrasyon, Euro bölgesi ülkelerinin milli iradelerinin bir kısmını merkezi bir otoriteye devretmeleri anlamına geliyor. Bu adımı atmaya ise hiçbir siyasetçi cesaret edemiyor.

Draghi'nin dünkü açıklamalarını yukarıda gelişimini anlattığım olaylar ve açıklamalarla ilişkilendirerek değerlendirecek olursak - ki başka türlü düşünmek mümkün değil - E.C.B.'ye siyasetin karıştığını düşünmek kaçınılmaz oluyor. Gelinen bu noktadan itibaren E.C.B., piyasalarda parasal genişlemeye gideceği yönünde çok ciddi bir mesaj verdi. Piyasalar, parasal genişleme bekliyor şimdi. Üstelik, L.T.R.O. operasyonlarında olduğu gibi sterilizasyon yapılmayacağı beklentisi de yüksek. Bu durum da, reel ekoonomide bir kıpırdanma belirtisi beklenti haline gelecek. Zaten temel makro ekonomik göstergeler ancak ve ancak reel ekonomi cephesinde üretim ve ticaretin dayandığı güven mekanizmasının çalışır hale gelmesiyle düzelebilir.

Dün yapılan açıklamanın ardından aklıma ilk gelen soru, siyasetçilerin Draghi'yi zaman kazanmak amacıyla kullanıp kullanmadığı oldu. Böyle birşey yapıldıysa da, kazanılan zaman içinde siyasetçilerin Euro'ya can nefesi verecek parasal olmayan tüm faktörleri harekete geçirmeleri gerekir. Zira, tek başına Draghi ve E.C.B.'nin Euro'yu kurtarmaya yetmeyeceği gayet açık. Draghi'nin kurşunları tükendiğinde devreye iktisadın kurallarının gerektirdiği başkaca uygulamalar giremezse E.C.B.'nin kredibilitesi de sorgulanır hale gelecek.

Önümüzdeki günlerde piyasalar muhtemelen pozitif bir seyir izleyecek. Ancak, piyasa-ekonomi uyumu sözkonusu olmayacak. Zira, ekonomik göstergelerin düzelmesi için piyasadaki hareketliliğin kalıcı olması lazım. Hemen bir kalıcılık beklemek kesinlikle hayal olur. Yapacağımız, gelişmeleri ve siyasetçilerden de gelecek açıklamaları beklemek ve yorumlamaya devam etmek.

Ekonomi-piyasa ilişkilerine değinirken yazdığım son iki yazının (http://ardatunca.blogspot.com/2012/07/ekonomi-piyasalar-balonlar.html ve http://ardatunca.blogspot.com/2012/07/krizlere-tarihi-bir-perspektif-reinhart.html) üstüne Draghi'nin açıklamaları ve piyasaların durumu adeta bir laboratuar çalışması gibi oldu. Yakın geleceği iyi takip etmek uzun vadeyi daha rahat görebilmek için çok önemli.

Arda Tunca
(İstanbul, 27.07.2012)