Pages

Friday, May 4, 2012

Not Defterimden Alıntılar - VI

Bir kış bahçesinin güneş ışınlarıyla ısınmış havasında kahvelerini yudumluyorlardı. Lapa lapa yağan karın durup, güneşin kendini pasparlak gösterdiği anlarda sessiz beyazlığa bakmak zorlaşıyordu. Kış bahçesinin kenarlarına yerleştirilmiş rengarenk çiçekleri, dışarıda göz alabildiğince uzanıp giden beyaz tarlaları, bir resmin arka fonu gibi kullanıyordu sanki. Çerçevelenmiş bir resmi andıran görüntüyü izleyerek kahvelerini yudumlamaya ve hayata dair sohbete devam ettiler. Fırat yorgun ve endişeli idi. Geleceğin kaygısı ile yaşamaktan yorgundu. Endişe ve kaygıların hayatında bozduğu dengeler, geceleri kabuslara ve mide bulantılarına dönüşüyordu. Kış bahçesindeki huzurlu anlar, o sıkıntılı gecelerden kaçma imkanı sunuyordu. Uyumak, bir korkuya dönüşmüştü adeta.

Özlem, mutluluğun kollarında idi. Huzurun derinliklerinde hayatın tadını çıkartmakla meşguldü. Kış bahçesindeki anlar, zaten yaşamakta olduğu huzura huzur katıyordu. Güneşin yerini gri bulutlar almış, lapa lapa yağan karın biriktirdiği kar birikintileri kış bahçesinin tepesine tutunuyordu. Tekrar güneş açtığında, eriyen karlar, kış bahçesinin camlarından süzüle süzüle, sicime benzeyen su yolları oluşturuyordu.

Fırat ve Özlem, yaşamlarını tüm derinlikleriyle ilgili konuşmalarına saatlerce ve sonu bir türlü gelemeyen konulara dokunarak devam ettiler. Hava kararmış, kar durmuştu. Kış soğunun taptaze gece havasını içlerine çekerek kısa bir yürüyüş yaptıktan sonra eve döndüler. Yeni bir güne hazırlanmak için yatma saati gelmişti çoktan.