Pages

Wednesday, April 11, 2012

Dışa Bağımlılık, Teşvikler, Faiz Oranları

İlerideki problemi görmek için Galata Kulesi'nin tepesinde durmanıza ihtiyaç yok diyor The Economist dergisi son sayısında. Dergi, uzun bir Türkiye ekonomisi analizi yapmış. Yapılan tespitler şunlar:
  1. Türkiye ekonomisi, 2011'de %8.5 oranında büyüdü. 2010'daki oran %9 idi. Ancak, 2011'in son çeyreğindeki büyüme oranı % 5.2'e düştü. Türkiye ekonomisi soğuyor.
  2. Kredi hacmi, yıllık olarak %40 civarında büyümekteydi ve bunun büyük bir bölümünü yabancılar finanse etmekteydi. Böylece cari açık, gayrisafi yurtiçi hasılanın %10'una ulaştı.
  3. Yurtiçinde tasarruf oranı çok düşük olduğu için özel sektör, dış finansmanın adeta "müptelası" olmuş durumda.
  4. Dış finansmanın sıcak para yoluyla gerçekleşmesi ve doğrudan yabancı sermayenin hem önemsenmeyecek düzeyde olması hem de kalitesiyle ilgili sorun nedeniyle Türkiye ekonomisi kırılgan bir hale gelmiş durumda.
  5. Türkiye, Dünya Bankası'nın iş yapmaya elverişlilik sıralamasında dünya 71.'si konumunda. Bu yeriyle, Yunanistan'dan iyi ama Kazakistan'dan kötü durumda.
  6. Şu an için yabancı yatırımcılar Türkiye ekonomisi için endişeli değiller. Fakat, Türkiye'de ya da uluslararası düzeyde ortaya çıkacak endişelendirici bir gelişme ile ani bir sıcak para çıkışı yaşanabilir.
  7. T.C.M.B.'nin faiz koridoru uygulaması ile uluslararası sermaye hareketleri kontrol edilemez. Bu amaçla, para politikası tek başına yetersiz.
  8. Özel tasarrufların yetersiz olması nedeniyle kamu kesiminin tasaruf yapması lazım. Ancak, kamu kesimi tarafında da tasarruf arttırıcı önlemler yok. Faiz dışı fazla, 2003-2006 arasında gayrisafi yurtiçi hasılanın %5'i civarında iken, şimdi eksiye dönmüş durumda.
  9. Enflasyon, %10'un üzerine çıktı.
  10. Türkiye'nin işgücü piyasası, iş yapma bürokrasisi gibi konularda reformlara ihtiyacı var.
Derginin, bu tespitleri için fazla yorum yapmaya gerek yok. Yaşamakta olduğumuz ekonomik ortamı tanımlamak ve geleceğe ilişkin risklere dikkat çekmek için toparlayıcı bir yazı olmuş. Bu yazılanların hepsi, ayrı ayrı başlıklar altında Türkiye'deki iktisatçılar tarafından da zaten değerlendiriliyor. Bunları, The Economist gibi saygın bir derginin de yazması önemli. Ekonomik durumumuzla ilgili temel endişe, aşırı derecede dışa bağımlı hale gelmiş olmamızdır. Bu da hastalıklı bir yapıyı ifade ediyor.

Değişim için uzun bir zamana ve detaylı çalışmalara ihtiyacımız var. Geçen hafta ilan edilen teşvikler, siyasi içerikliydi. Türkiye, bölgesel kalkınma farklılıklarını elbette ki dikkate almalı ve buna göre ekonomik stratejiler geliştirmelidir. Ancak, sektörel değerlendirmelerin çok daha detaylı olarak ele alındığı çalışmalara dayalı bir sanayileşme ve ihracata dayalı büyüme modeline ihtiyacımız var. Açıklanan teşviklerin cari açığı düşürmekte sınırlı etkilere sahip olacağını düşünüyorum.

Dışa bağımlılığımızın çok yüksek olduğu ve 2012'nin tüm dünyada kırılganlıklar içerdiği bir ortamda, sıcak paranın ve faiz oranlarının özellikle izlenmesi gerekiyor. 2012'nin başından bu yana, faiz oranlarında nispeten istikrarlı bir seyir izledik. Bankacılık kesiminin toplam kredi hacmi 700 milyar TL civarında. Yılbaşından bu yana %2.3'lük bir büyüme gerçekleşmiş durumda. Tüketim ile ilgili veriler de yavaşladığımızı gösteriyor ama mevduat cephesinde önemli bir büyüme yok. Yani, daha az tükettiğimiz için daha fazla tasaruf yapmıyoruz. Gösterge faizin hemen hemen %9.20-9.70 aralığında hareket ettiğini görüyoruz. Bu şartlar altında sıcak para da bazı günler dışında önemli ölçüde hareketli denemez. Faiz oranlarının bir süre daha istikrarlı bir seyir izleyeceğini söyleyebiliriz. Fakat, dış dünyadaki gelişmelerin faizdeki kaderimizi belirleyeceği bir süreçte olacağımızı da bilmemiz gerekiyor.

Excel programını kullananlar bilir. Döngüsel bağımlılık (circular reference) adında, insanı bazen çıldırtan bir özellik vardır formüller kullandığınızda. Bizim ekonomimizin durumu da Excel programındaki bu özellik gibi oldu. Sürekli bir çözüm üretmeye çalışırken, sürekli dışa bağımlılık duvarına çarpıyoruz. The Economist de bundan başka birşey anlatmıyor aslında.

Arda Tunca
(İstanbul, 11.04.2012)