Pages

Tuesday, March 13, 2012

Ekonomik Veriler Ne Anlatıyor?

Cari açıkla sorunlarımız var. Hem de uzun zamandır var. Uzun zaman da var olmaya devam edecek. Türkiye ekonomisinin yapısı gereği katlanmak zorundayız bu olumsuz duruma. Cari açığın yüksekliği, kırılganlığımızı arttırıyor. Dün açıklanan veriler, yıllık olarak cari açık rakamının Ocak ayı itibariyle 77.1 milyara ulaştığını gösterdi. 2011 yılı sonundaki yıllık rakam $77 milyar idi. Sadece Ocak ayı verisi ise, açığın $6 milyar olduğunu ortaya koyuyor. Ancak, bu açık rakamından daha önemli bir nokta var. O da, açığın $ 2.7 milyarlık kısmının T.C.M.B.'nin döviz rezervleriyle finanse edilmiş olmasıdır.

Türkiye, cari açığı düşürmek için bir süredir ekonomiyi soğutmak yoluna gitmeye çalışıyor. Son açıklanan kapasite kullanım oranları ve sanayi üretim verileri bir miktar soğumaya işaret ediyor. Ancak, ekonominin gidişatına ilişkin kesin bir hükme varmak için henüz erken. Çok ciddi bir soğuma ile henüz karşı karşıya değiliz. En azından, rakamlar buna işaret ediyor diyemiyoruz daha. Dolayısıyla, yıl sonunda %4-5 civarında beklenen büyüme rakamının altında mı üstünde mi kalacağımızı da henüz bilemiyoruz.

Ekonominin ne kadar soğuduğunu tam olarak anlayamadığımız bir ortamda, cari açığın neden beklendiği gibi düşmediğini de bilimsel olarak ortaya koyamıyoruz ama petrol fiyatlarında görülen yükselişin etkisi olduğunu tahmin etmenin yanlış olmadığını söylemek mümkün.

Unutmayalım ki ekonomik verilere ekonomideki gelişmeler gerçekleştikten sonra ulaşabiliyoruz. Dolayısıyla, Mart ayının ortalarında ancak Ocak rakamlarını öğrenebiliyoruz. Dünyanın belirsizlik içinde olduğu ve incelenmesi gereken değişken sayısının çok olduğu bir ortamda zaten belli bir sürelik gecikmeyle gelen rakamların yorumlanması da çok güç oluyor. Bu güçlüğü, 2012 yılında azami ölçüde yaşamaktayız.

Petrol fiyatlarındaki tırmanışın çok anlamlı olmadığını düşünmekteyim. Bunun gerekçelerini daha önceki yazılarımda anlattığım için bu yazıda tekrarlamayacağım. Kısaca, ekonomik etkenlerden çok jeopolitik gelişmelerin etkisi altında kalan bir fiyat hareketinin sürmekte olduğunu düşünüyorum.

USD/TL kurundaki gelişmeler, Türkiye'nin 2012 boyunca yabancı yatırımcılar için ne kadar cazip bir ülke olacağı ile ilgili herşeyden önce. Diğer önemli etkense, EUR/USD paritesinde görülecek değişimler. Paritenin seyri konusunda yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Parite, bizim için veri olma özelliğinin ötesine geçemiyor. A.B.D. ekonomisinin güçlenmesi halinde, USD lehine bir parite değeri oluşması beklenir ama bu yöndeki sinyaller de istikrar arz etmiyor. Yani, paritenin seyri hiçbir yönde hiç değilse önemli bir zaman dilimi için kalıcı değil.

Artan petrol fiyatlarının baskısıyla, ekonomimizi soğutsak bile cari açığı kontrol etmekte zorlanacağımız bir yılın içindeyiz. İlk paragrafın son cümlesine geri dönecek olursak, T.C.M.B.'nin kura müdahalelerinin yerinde olmadığı yönündeki daha önce ifade ettiğim görüşümü korumaktayım. Döviz rezervlerimizi boşuna tükettiğimizi söylemekteydik. Cari açığın nasıl finanse edildiğine dair verilerle, bu görüşü savunanların savı somutlaşmış oldu.

Verilerin sürekli aktığı ama sürekli de kafa karıştırdığı bir zaman tünelinin içindeyiz. Bu durumda, verileri sürekli olarak dikkatle izlemeye devam etmek ve bu yazılarla not düştüklerimizi önümüzdeki aylarda gelecek veriler ışığında tekrar tekrar analiz etmek durumundayız. Kesin kanılara varmak gerçekten çok güç. Tahmin yapmak ise neredeyse imkansız. Türkiye için özellikle kur ve faiz gelişmelerini günlük olarak analiz etmek durumundayız. Hem genel ekonomik görünümü iyi tahlil etmek hem de kurumsal ya da bireysel fon yönetimini kesinlikle pozisyon açmadan yapabilmek için. Dışarıda ise Avrupa ve A.B.D.'yi izlemeye devam edeceğiz ama Asya tarafındaki gelişmelere daha derinden odaklanmak zorundayız. Asya'dan ilk kötü sinyaller 4-5 ay önce gelmeye başlamıştı. Şimdi ise yoğunlaşmaya başladı.

Verilerin analizinin son derece güç olması karşısında kırılganlıkların arttığını izliyoruz. Türkiye'nin son cari açık verileri de bu durumu sanki teyit ediyor. Gereksiz yere döviz rezervimizi eritmeden ilerlemekte fayda var. Bu noktanın altını özellikle çizmek isterim. Yabancı yatırımcıların ülkemize getireceği sermayeye de şiddetle ihtiyaç duymaktayız. Türkiye, yabancı portföy yatırımlarını çekmeye devam edebilmeli. Bir süre için "bekle-gör" yaklaşımıyla hareket edeceğiz gibi gözüküyor.

İyi iktisatçı olmanın kriteri geleceğe yönelik tahminlerin ne ölçüde tutturulduğunda değil, verilerin ne kadar yakın takip edilip değerlendirildiğinde kendini gösteriyor.

Arda Tunca
(İstanbul, 13.03.2012)