Pages

Friday, March 2, 2012

Dış Ticaretin Analiz Edilememe Sorunu

Bir ülkenin yabancı ülke ekonomileri ile ilişkileri dış ticaret, doğrudan yatırımlar ve portföy yatırımları kanallarıyla şekillenir. Bu kanalların hangi yönde çalışacağı, bir ülkenin kendi ekonomisini dışarıya ne ölçüde açtığı ve kendi yatırımcılarının ekonomik çıkarlarının hangi coğrafyada yoğunlaştığı ile ilgilidir. Türkiye ekonomisinin rakamlarına bu çerçeveden bakıldığında, ekonomimizin niteliklerine ilişkin bazı önemli sonuçlara varabilmekteyiz. Ancak, tartışmaların temeli sağlam analizler çerçevesinde yapılmadığı kanaatindeyim.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan tarafından bir süre önce sunumu yapılan ithalat haritası analizini bu hafta açıklanan dış ticaret rakamlarıyla harmanlayarak analiz etmek gerektiğini düşünüyorum. Türkiye'nin dış dünya ile ekonomik entegrasyonu çok önemli. Fakat, nasıl entegre olduğu daha da önemli. Hele, dünyanın neredeyse tüm ekonomilerinin derin sorunlar yaşadığı bir dönemde, bizim nispeten olumlu görünen ekonomimizin dünyaya nasıl entegre olduğunu masaya yatırmak her zamankinden çok daha önemli.

En son açıklanan dış ticaret verilerimiz Ocak 2012'ye ait. İthalatımız, Ocak 2010'daki aylık $11.6 milyar seviyesinden %44.8 oranında bir artış kaydederek Ocak 2011'de yine aylık olarak $16.9 milyar seviyesine ulaşıyor. Ocak 2012'de ise artış hızı önemli ölçüde düşüyor ve Ocak 2011'e göre sadece %2.8 artarak aylık $17.3 milyar seviyesine ulaşıyor. Ancak, ithalatımızın Mart 2011'den bu yana Ocak 2012'de aylık bazda en düşük seviyeye ulaştığını tespit ettiğimizde, ithalatımızın ivme kaybettiğini söylememiz mümkün.

İhracatımız ise, Ocak 2011'de, Ocak 2010'a göre %22'lik bir artışla $9.5 milyar seviyesine gelmişti. Ocak 2011'den Ocak 2012'ye yine aylık bazda baktığımızda artış, %8.6 ile sınırlı kalarak $10.3 milyar seviyesine ulaşmış. Buradan çıkan sonuç, ithalat gibi ihracatın da ivme kaybettiği yönünde.

2011 yılının tamamında, ithalat artış oranı %29.8 iken ihracat artış oranı %18.5 noktasında kalıyor. Böylece, dış açığımız 2011 yılı genelinde artıyor.

Ocak 2012 verilerine göre, ithalatımızdaki düşüşün ana kaynağı lüks tüketim mallarına olan iç talebin zayıflamış olması. Diğer yandan, hammadde ve ara malı ithalatı yaklaşık olarak aynı seviyelerde devam ediyor.

Türkiye ekonomisine ilişkin ana tartışma noktalarından biri, Türkiye'nin ithalat yapmadan ihracat yapamadığı yönündeki iddialar etrafında odaklanıyor. Bu iddianın da temel nedeni, yukarıdaki rakamların da anlattığı gibi, ithalat ve ihracat arasındaki güçlü pozitif korelasyon. Yani, ithalat artınca ihracat da artıyor ya da tam tersi gerçekleşiyor. Bu analizin sonucunda da, Türkiye'deki yerli yan sanayinin çökmüş olduğu ve bu nedenle dış ticaret açığının ve dolayısıyla cari açığın yapısal önlemler alınmadan kapanamayacağı ortaya çıkıyor. Ancak, geçtiğimiz haftalarda ithalat haritasını bir basın açıklamasıyla kamuoyuna sunan bakan Zafer Çağlayan, bu tezi çürüttüğünü ortaya attı.  Ekonomi Bakanlığı bünyesinde yapılan bir çalışmada, 2011 yılında yapılan toplam $210 milyarlık ara ve girdi malı ithalatının %21'lik kısmının ihraç ürünlerinde kullanıldığını ve %72'lik kısmının iç tüketim ürünlerine yönelik olarak kullanıldığını açıkladı. 2011 yılı toplam ithalat tutarı $240 milyar olduğuna göre, ara ve girdi mal ithalatımızın toplam ithalat içindeki payı %87.5. Bakan Çağlayan, işte bu %87.5'lik kısmın analizini yaptı ve %21 oranıyla atıfta bulunduğu ve basit bir hesaplamayla $44.1 milyar bulunan bölümü açıklamaya çalıştı. Fakat, ihracatın çok da ithalata bağlı olmadığını anlatmaya çalışırken, rakamı $58.2 milyar olarak verdi ve bu rakamın üzerine $76.8 milyarlık bir iç katma değer ilavesiyle $135 milyarlık ihracat elde edildiğini açıkladı. Rakamlarda bir tutarsızlık vardı ya da birbiriyle bağlantısız analizler ortaya konularak bir özet verilmeye çalışıldı. Ayrıca, tüm ithalat içindeki ürünlerin %84'ünün Türkiye'de üretimi olmayan ürünler olduğunu belirtti. Bu kafa karıştıran sunumdan kaliteli ve sonuçları kesinlik belirten bir sonuca ulaşabilmek mümkün gözükmedi.

Dış ticaret rakmalarımızla ilgili olarak, son derece ciddi analizlere ihtiyaç var. Konuyu sadece rakamlar ortaya koyarak ve hangi varsayımlara dayandığı belli olmayan analizlerle sunarak ele almak Türkiye'nin ithal ikamesi konusunda yapması gerekenleri ve sahip olduğu sanayi yapısıyla hangi kaynaklara dayanarak büyümesi gerektiğini ortaya koymuyor. Dış ticaretin, Milli Gelir = Yatırım Harcamaları + Tüketim Harcamaları + Kamu Harcamaları + (İhracat - İthalat) formülünde milli gelire ne kadar katkı yaptığını anlamak için temeli sağlam akademik çalışmalara ihtiyaç var. Bakanlıkta yapılan çalışmayı küçümsemek istemiyoruz ama iyi sunulamadığı ortada.

Demek istediğim şu ki, dış ticaret üzerine yapılan analizleri çok yetersiz buluyorum ve akademik dünyanın bu konudaki sessizliğini anlayamıyorum. Doğru teşhis, doğru çözüm demektir. Türkiye, daha teşhisi bile koymaktan aciz durumda.

Arda Tunca
(İstanbul, 02.03.2012)