Pages

Thursday, February 9, 2012

Yunanistan

Yunanistan'ın bugün içinde bulunduğu ekonomik duruma şaşmamak lazım. A.B., kendi merkezinde yer alan ülkelerin ekonomik yapısına uymayan ülkeleri almaya aslında Yunanistan ile başlamıştı. Romanya, Malta, Bulgaristan gibi ülkelerin birliğe katılımı Yunanistan'dan çok daha sonra gerçekleşmişti. Yunanistan'ın içine düştüğü krizin hem kendi iç dinamiklerinden hem de Euro alanı içinde yer almaktan kaynaklanan nedenleri var.

Yunanistan, sektörel çeşitliliği olmayan bir ülke. Turizm ve denizcilik sektörleri ile ekonomisini ayakta tutuyor. Önemli sanayi yapılanmalarının mevcut olmadığı bir ülke. Bu yönüyle, petrol gelirlerine aşırı derecede bağlı Arap ülkeleri ile benzerlikleri sözkonusu. A.B.'nin merkez ülkelerindeki sektörel çeşitliliği düşünülecek olursa, ortada asimetrik bir ekonomik yapılanma olduğu hemen göze çarpıyor. A.B. içindeki varlığı, büyük ölçüde kültürel nedenlerden kaynaklanıyor. Nitekim, A.B. sadece ekonomik bir yapılanma içinde kalmayı tercih etseydi, bugün çok çok daha az sayıda Avrupa ülkesi birliğin içinde olurdu. Hatta A.B., bir birlik değil, bir topluluk düzeyinde kalır ve halen A.E.T. adıyla yoluna devam ediyor olurdu. Bu birliğin, ortak bir Avrupa kültürü özelliği taşıdığı son derece açık. Yunanistan, batı uygarlığının temellerini atmış olmanın tarihten gelen mirasıyla kendisine benzeyen diğer ülkelerden çok daha önce bugün A.B. olarak bildiğimiz oluşumun içinde olabildi. Üstelik, bugünkü kültürel yapısı, bir Alman ya da Fransız toplumunun kültürel yapısından çok bize daha fazla benzediği halde. Özetle, A.B.'nin "birlik" olmak konusundaki yanlış kurgulanışı kadar Yunanistan'ın bu birlik daha birlik halini almadan dahil edilişi de yanlıştı.

A.B. içinde, sadece Yunanistan'ın sorunlarından söz ediyor olmak ve diğer sorunlu ülkeleri göz ardı etmek, Yunanistan'a haksızlık olur. Fakat, ivedi olarak sorunlarına çare bulunması gereken ülke, bugünlerde Yunanistan. Son günlerde, Yunan politikacıların kendilerine sunulan ekonomik paketi kabul edip etmeme üzerine tartışmalarıyla ilgili haberlerle boğulduk ve sıkıldık. Ekonomi ve politika birbirlerinin ayrılmaz parçaları. Yunanistan'daki gündem, bu durumu bir ders kitabı gibi koyuyor önümüze. Zira koalisyondaki politikacılar, alınması istenen önlemleri uygulayacak politik cesareti gösteremiyorlar ve Yunan Halkı'na ödetilecek bedeli birbirlerine ödetiyor gibi göstermek istiyorlar. Özellikle, asgari ücretin %22 oranında indirilmesinin gündemde olması politik sıkıntının boyutlarını büyütüyor. Popülizm hastalığı komşumuzda da kronik düzeyde. Bu noktada, bizim 2001 krizini ve dönemin D.S.P.-M.H.P.-A.N.A.P. koalisyonunun izlediği yolu hatırlamakta karşılaştırma yapmak için fayda var. Tabii, Derviş'in özel konumunu da hatırlayarak.

Yunanistan'ın, 2012'nin ilk ceyreğinde yaşayacakları belliydi. Buna göre, kurtarma paketi €130 milyarlık bir büyüklüğe sahip. Mart ayında, €89 milyarlık kısmının serbest bırakılması öngörülüyor. Ancak, Yunan politikacıların verecekleri sözlere güvenilmediği ve paketin koşullarının yerine getirilip getirilmediğini izleyerek anlamak için sadece €30 milyarlık kısmıserbest bırakılacak önce. Bu fonlama yapılmadığı takdirde, Yunanistan teknik olarak iflas etmiş olacak. Daha sonra ise, Euro'dan çıkışına kadar gidebilecek bir süreç başlayabilecek. Bütün bunların yanısıra, özel yatırımcıların hemen hemen %70 zararı kabul ederek bir bono takası yapmaları gibi bir gelişme de sözkonusu. Avrupa Merkez Bankası (E.C.B.)'nın elinde yaklaşık toplam €50 milyar değerinde Yunan bonoları var. Böyle bir takas işlemiyle Yunan bonolarının faizleri düşürülmeye çalışılıyor. Amaç, Yunanistan için borçlanma maliyetlerini aşağı çekebilmek. Ülkenin borç stoğunun milli gelire oranı %142.8. Bu kadar yüksek borcun faizi, Yunan ekonomisi için kaldırılabilir gibi değil. Avrupa Komisyonu, I.M.F. ve E.C.B.'den oluşan troikanın kurtarma operasyonunun verdiği güvenle borçlanma maliyetleri aşağı çekilerek ve sıkı maliye politikaları uygulanarak Yunanistan'ın borcu kontrol altına alınmaya çalışılacak. Ancak, sektörel çeşitliliği olmayan bir ülkenin büyüyememe sorunuyla karşı karşıya kalması halinde bu borç nasıl ödenecek? Bunun cevabı henüz yok. Dünyadaki genel durgunlukla turizmin de yavaşlayacağını düşünürsek, Yunanistan'ın işi çok ama çok zor.

A.B., sadece Yunanistan ile bile bu kadar meşgul olurken, listeye bir de İspanya, Portekiz, v.b. ülkelerin eklenmesi halinde bu işin altından nasıl kalkacak acaba?

Arda Tunca
(İstanbul, 09.02.2012)