Pages

Monday, February 13, 2012

2012'ye Giriş

Şubat'ın neredeyse ortasına geldiğimiz şu günlerde, yeni yıl yazısına başlık olabilecek bir yazıyla yeni bir yazı kaleme almak ilginç gelebilir. Ancak, bu başlığın amacı, 2012'nin yaşanmış olan başlangıcına kendi adıma atıfta bulunmak. Bu yıla, o kadar hızlı, o kadar sert ve o kadar değişimlerle girdim ki, yaşadıklarımı bir not etmek, dile getirmek artık kaçınılmaz bir hal aldı.

Öncelikle, yaklaşık 3 yıl süren bir şirket evliliği projesini 19 Ocak itibariyle sonlandırdım. Taze sermaye girişiyle, çalışmakta olduğum firmanın Ceyhan'daki petrol depolama terminaline yeni bir iskele ve yeni bir kapasite inşa edilmesi amacıyla bir Fransız firmasının %50 oranında ortaklığı gerçekleşmiş oldu. Tabii ki, çok değerli bir ekibin yoğun çalışmaları sonucu. Hem uluslararası hem de ulusal medyada, bu evliliğin haberi yapıldığı için, burada ifade etmekte bir sakınca yok. Böyle bir şirket evliliğinin adımları ve bu sürecin içinde yapılması gerekenler son derece önemli ve hassastı. Ortaklığın hangi ülkede gerçekleşeceğinin tespit edilmesi, dört ayrı ülkenin kanunlarının bu süreci etkiliyor olması, işi karmaşıklaştıran faktörlerdi. Zaten şirket evliliklerinde, yeni bir yapının kurulmasını zorlaştıran, işlemin rakamsal büyüklüğü değil, evliliği gerçekleştiren şirketlerin yapıları, yeni yapıyı nasıl kurmak istedikleri, yeni yapı kurulurken hangi ülkelerden hukuki ve mali görüş alınması gerektiği ve birleşme sonrasında iki farklı organizasyonun birbirlerine nasıl uyum sağlayacakları gibi faktörler oluyor. Liderliğini yaptığım proje, saydığım tüm konularda son derece kompleks bir manzara ortaya koymaktaydı. Uzunca bir zaman, İstanbul, Beyrut, Paris ve Amsterdam'da uluslararası hukuk dökümanlarıyla uğraştıktan ve gece yarılarına kadar çalıştıktan sonra, Rotterdam'da projeye noktayı koydum. Böylece, her projede olduğu gibi, sona yaklaştıkça zorlaşan ve hatanın telafisinin mümkün olmadığı yaklaşık üç haftalık son düzlüğü, zorlanarak ve uykusuzluk ile mücadele ederek tamamladım.

19 Ocak'tan sonra ise, profesyonel yaşamımda değişiklik getirecek olan iki ayrı sürece girdim. Her iki değişiklik de 2011'in son aylarında gündemime girmiş ve olgunlaşmaya başlamıştı. Ancak, sözünü ettiğim projeyi bitirmem gerektiği için her iki konuyla ilgilenmeyi 19 Ocak sonrasına ertelemiştim. Biri, bir başka firmaya geçiş, diğeri de aylık bir dergide ekonomi yazarlığı yapmaktı. 19 Ocak sonrasındaki süreçte, hemen bu iki konuya odaklandım ve her iki süreci de olumlu bir şekilde sonlandırdım. Ama, hayat kolay değil. Yeni tercihler, geçiş dönemleri sizin hemen yeni projelere kanalize olmanıza izin vermiyor. Geride bıraktıklarınız, yeniye konsantre olmanıza hemen olanak tanımıyor. Yıllarca üstlendiğiniz sorumlulukları, işlerin yeni sorumlularına sorunsuz bir şekilde devretmeniz gerekiyor. Etik olarak da olması gereken bu.

Yukarıda yazdıklarımı anlatırken yaşadıklarım gözümün önünden geçince bile bir yorgunluk hissettim. Kısaca, önemli değişimler ve çok süratli gelişen yepyeni oluşumlarla karşıladım 2012'yi. Değişiklik ve dinamizm güzel. Rutinin de ayrı bir tadı varmış diyelim de, bu son dediğime ben de pek inanmadım. Yazılara, Türkiye'yi, dünyayı ve evreni tadarak hayatı heyecanla yaşamaya devam. Konsantrasyonumu dağıtacak ve her zaman yaşanamayacak pekçok faktöre ve değişime rağmen, yazmaya devam edebildim. Bu da, kişisel bir testti benim için. Umarım, kaliteden ödün vermemişimdir.

Arda Tunca
(İstanbul, 09.02.2012)