Pages

Friday, January 27, 2012

Not Defterimden Alıntılar - I

20. y.y., dünyayı alt üst eden gelişmelere sahne oldu. Hem kendi yaşamımdan ya da benim neslime ait olan dostlarımla yaptığım tartışmalardan hem de okuduğum kitaplardan ve makalelerden de teyit edebildiğim gibi, hızlı değişimlerin yüzyılı oldu 20 y.y. Dünya savaşları, buluşlar derken, 20. y.y.'ın son çeyreğinde tarihin vurucu olaylarına tanıklık ettik. Gecenin geç bir vaktinde, müzik eşiliğinde evde okuma yaparken aklıma gelmiş ve bu olayları tamamen kendi tecrübelerimle sıralamışım. Bunlara bir de aile ve aile çevresinde dinlediğim hikayeler ilave olmuş notlarımda.

1977 yılını 78'e bağlayan yılbaşında Berlin Duvarını görmüş olmam ve Eylül 1989'da Doğu Almanya'nın sınırlarını açarak, vatandaşlarının Federal Almanya'ya geçişine izin vermesine kadar giden yolculuğu takip etmem, tarihe yaptığım en ilginç tanıklık olarak hafızamda kalmış. Bir Alman lise öğretmeni olan Hans Gerd Kuxdorf liderliğinde, İstanbul ve tüm Ege Bölgesi'ndeki tarihi eserleri gezdiğim 3 haftalık bir gezi sırasında, gezideki Alman öğrencilerle beraber izlemişim Doğu Alman vatandaşlarının o zamanki Çekoslovakya üzerinden Federal Almanya'nın Bavyera eyaletine girişlerini. Sonra da 3 Ekim 1990'da iki Almanya birleştiler. Beethoven'in 9. Senfoni'sinin yeni Alman milli marşı olup olmamasının tartışıldığını not almışım. Alman toplumuyla hayatım boyunca yakın ilişkilerimin olmuş olması da sanırım çok etkilemiş beni. Hem kendi hayatımdan gelen özel nedenlerle hem de yaşananların başlı başına enteresan olması nedeniyle çok çarpıcı olarak yorumlamışım iki Almanya'nın birleşmesini.

Diğer büyük bir olay olarak, S.S.C.B.'nin dağılması gelmiş listemde. Gorbachev'in Perestroika (yeniden yapılandırma) ve Glasnost (şeffaflık) adını taşıyan değişim politikaları üzerine Oral Çalışlar'ın bir de kitabını okumuşum o günlerde. Hatta, Jack London'ın Demir Ökçe (Iron Heel) adlı romanına da kafayı takıp, iktisat okumaya karar verdiğim günler olmuş o günler. İşçi ve işveren sınıfları arasındaki çıkar ilişkilerinde çelişkileri yakalayıp sorular üretmişim kafamda. İşte böyle bir zamanda, S.S.C.B.'nin dağılması gibi bir olaya tanıklık etmek büyük bir keyif vermiş bana. Notlarımda çok belli.

Üçüncü büyük olay da 1980 ihtilali olmuş bende iz bırakan. Henüz 9 yaşında bir çocuk olarak hoşuma gitmiş terörün bitmesi. İstanbul'da, Tünel'den yukarı çıkarken patlayan bombalı pankart ve eli silahli anarşistlerin yanımızdan geçerek koşmaları, eve defalarca üniversite işgalleri nedeniyle perişan bir vaziyette gelen babam ve o dönemin meşhur benzin kuyrukları hafızamda derin izler bırakmış. İhtilalin, Türkiye'ye nelere mal olacağını çocuk aklımla kavrayamamışım ama sonuçları berbat da olsa, tarihi bir süreci bugünün çocuklarına anlatabiliyor olmak ilginç geliyor ve 40 yaşında olduğumu gözüme vura vura hatırlatıyor bana.

Not defterlerimden, geçmişin önemli siyasal ve toplumsal olaylarını çekip aldım şimdilik. Bunun gibi başka önemli gördüğüm kişisel anılarımın ya da toplumsal olayların kayıtlarını aktarmaya söz verdiğim gibi devam edeceğim.

Arda Tunca
(İstanbul, 27.01.2012)

5 comments:

  1. Yahu Arda çok mu perişan görünüyordum gerçekten.

    ReplyDelete
  2. Arda Bey,
    Yine güzel, yine yalın,net..
    Devamını bekliyorum
    Saygılar
    Hülya

    ReplyDelete
  3. Sayın Zafer Tunca:

    Malesef öyle gözüküyordunuz.

    Arda Tunca

    ReplyDelete
  4. Hülya Hanım:

    Devamı gelecek. Not defterlerimi taradıkça çıkıyor bunlar. Teşekkür ederim.

    Saygılarımla,

    Arda Tunca

    ReplyDelete
  5. kesinlikle devamı bekliyoruz Arda Bey

    ReplyDelete